Prof. Dr. Caner Taslaman, söyleşi mekanına sırtında çantası ve kulağında kulaklığıyla geliyor. "Müzik mi dinliyorsunuz" diye sorunca "Hayır, o kadar vaktim yok" diyor. Bir konferansın video kaydını dinliyormuş. Heyecanlı, güler yüzlü ve pozitif bir hali var Caner Hoca'nın... Kaç zamandır telefonla konuşuyoruz ama ilk defa yüz yüze geliyoruz. Telefonla konuşma sebebimiz ise bir süredir Enis Doko ile birlikte hazırladıkları Pazar SABAH'taki bilim sayfaları.
Destek Yayınları'ndan Bir Müslüman Evrimci Olabilir mi? kitabı çıkınca buluşup din-bilim ilişkisi, Evrim Teorisi'ni ve İslam dünyasının teoriye olan yaklaşımını konuşmak istedik. Çünkü kitapta bu konuda ezber bozan görüşleri vardı. Fakat bu son kitabının dışında 13 kitabı daha var ve birçoğu da din-bilim ilişkisini olumlayan kitaplar... Kitaplarını www.canertaslaman. com adlı sitesinden ücretsiz edinebiliyorsunuz. "Topluma zekatımız, isteyen okusun" diyor. Son kitabından başlayarak sohbete başladık...
- Evrim Teorisi çok tartışılıyor ülkemizde. Siz son kitabınızda konuya farklı bir noktadan yaklaşıyorsunuz ve 'Bir Müslüman evrimci olabilir mi?' diye önemli bir soru ortaya atıyorsunuz...

- Marmara Üniversitesi'ndeyken doktorada Evrim Teorisi'ni çalıştım. Sonra Harvard ve Cambridge üniversitesitelerinde de Evrim Teorisi üzerine çalışmalarıma devam ettim. Tüm bu zaman içerisinde şunu gördüm: Evrim Teorisi doğru mu, yanlış mı? Diyelim ki doğru, bir Müslümanın evrimci olmasında sorun var mı yok mu? Bu iki meseleyi aynı anda tartışınca mesele biraz karışıyor. Gerçi daha önceki Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı kitabımda bu iki konuyu tartışmıştım. Ama dedim ya iki konuyu bir arada tartışınca çok karışıyor. Ben de son kitabımda bir Müslüman'ın evrimci olup olmaması tartışmasına odaklandım.
- Bu odaklanma sonucunda bir Müslüman evrimci olabilir, olmayabilir, bunun dini anlamda bir sakıncası yok diyorsunuz.
- Bunca yıldır üzerinde çalışıyorum. Neden bir Müslüman evrimci olamaz diye düşünülüyor, bunu gayet iyi biliyorum. İnsanlar belli açıdan sorun olduğunu düşünüyor. Bunların hepsine teker teker cevap verdim kitapta. Mesela "Allah ol deyince olur", "Kun fe yekun" meselesi... Kuran'da gördüğümüz Allah'ın yaratışları bir süreçle oluyor. Burada sürecin altının çizilmesi gerekiyor. Mesela 'ben' dediğimiz şey bile bir süreçle oluyor.
Hepimizin annesi babası var. Annemiz bizi dokuz ay karnında taşıyor. Peki bizi Allah'ın yarattığına inanmıyor muyuz, inanıyoruz. Zaten her şeyin Allah tarafından yaratıldığına inanıyoruz. Yani bir süreçle yaratılış, Müslüman için problem değil. Ki Allah istemese bu süreçlerin hiçbiri olmazdı. Kuran'da evrenin yaratılışı için de 'Kun fe yekun" deniliyor. "Kun fe yekun" "Ol deyince anında ol" demek değil. Bu anlamda bazı mealler yanlış. "Kun fe yekun" "Allah'ın ol demesiyle olur" demek. Evren 13,8 milyar yılda yaratılmış. Kuran'da altı dönemde yaratıldığı yazıyor. Gördüğümüz kadarıyla bu altı dönem, 13,8 milyar yıla karşılık geliyor. Dolayısıyla insanların, hayvanların bir süreçle yaratıldığını söyleyen bir teoriyi desteklemek konusunda Müslümanlar açısından bir sıkıntı yok.
- Başka hangi noktalar var?
- Bir de çamurdan yaratılma meselesi var. Kuran'da Adem ile ilgili bir defa "Çamurdan yarattım" ifadesi geçiyor. Diğer insanlarla ilgili çok daha fazla geçiyor. Yani sadece Adem çamurdan yaratılmış değil, hepimiz çamurdan yaratıldık. Bunun izahı çok basit. Bir dakikada vücudumuzda 300 milyon hücre yenileniyor. Bu hücreler nereden geliyor. Yediğimiz gıdalardan, salatalıktan, domatesten, tavuk etinden, koyun etinden falan geliyor. Salatalık, domates nedir? Bir tohum ekersin toprağa. O toprak suyla, yani çamurla tohumu değişime uğratır. Salatalık olur, domates olur. Sonra o bitkileri ya da domates ve salatalığı koyun ya da ineğin vücudu değişime uğratır koyut eti veya tavuk eti olur... Yani yediğimiz gıdalar çamurun değişime uğramasıyla oluşuyor. Vücudumuzun hammaddeleri ise bu gıdalar. Dolayısıyla hücrelerimiz de çamurun değişime uğramasıyla oluyor. Zaten en basit anlatım şekli, bir şeyi hammaddesiyle anlatmaktır. Mesela masa için tahtadan yapılmış deriz. Kuran'da da insanın özünün neden yaratıldığını Allah söylüyor.
- İslam dünyasının Evrim Teorisi'ne karşı oluşu nasıl ortaya çıktı?
- Tamamen bir karşıtlık yok. Çünkü İsmail Fenni gibi insanlar, ilahiyat camiasından birçok hoca, bazı eski diyanet işleri başkanları, Evrim Teorisi'nin İslamiyet açısından sorun olmadığını söylediler. Bu karşıtlık şöyle gelişti. Amerika'da Evrim Teorisi'ne karşı olanların kitapları Türkçeye çevrildi. O kitapların takipçileri tarafından Evrim Teorisi özellikle düşmanlık edilmesi gereken bir şeymiş gibi gösterildi. Fakat burada gözden kaçırılan bir şey vardı.
- Nedir hocam?
- Hıristiyanlıkta, İslam'da olmayan bazı unsurlar vardı Evrim Teorisi'ne karşı çıkmak için. Birisi Usher'in Kronolojisi. O kronolojiye göre dünya M.
Ö. 4004 yılında yaratıldı. Dünyanın yaşı daha uzun çıkınca Hıristiyan dünya için Evrim Teorisi'ne karşı çıkmak için bir neden oluştu. Ama İslam'da böyle bir şey yok. Kuran'da dünyanın yaşıyla ilgili bir şey verilmiyor. Buna rağmen Hıristiyanların hepsi Evrim Teorisi'ne karşı diye bir şey de yok. Papa, Hıristiyanlık açısından bir sorun olmadığını söyledi.
Caner Taslaman: Modern bilimin önemli teorilerinin (kuantum, izafiyet, evrim teorisi gibi) her birini akademik olarak çalıştım. Kendi adıma bütün bu teorilerde İslam açısından problem etmemiz gereken bir şey olmadığını söyleyebilirim.
- Müslüman dünyada çeviri ve Kuran'ın farklı yorumu nedeniyle mi Evrim Teorisi'ne karşı çıkıldı?
- İşin açıkçası insanlara "Evrim Teorisi'ne niye karşısın" desen bilmiyor. Teoriye, çamurdan yaratılma gibi birkaç basit argümanla karşı çıkılıyordu. Zaten kitapta bunlara cevap veriyorum. Türkiye'de üniversite öğrencisi 100 kişiyi çevirseniz kaçı Evrim Teorisi'ni biliyor ya da Kuran'da bu konuda ne yazıyor, hafızların çoğunu çevirsek kaç kişi biliyor. Dolayısıyla meseleye, teoriyi ve Kuran'ın yaradılışa yaklaşımını bilmeden bir karşıtlık var. Evrim Teorisi tartışılabilir. Ben zaten Müslüman evrimci olmak zorunda da demiyorum. Allah'ın insanı bir evrimle yani süreçle yarattığını düşünmekte bir sorun yok. Çünkü Allah yarattığını söylüyor, nasıl yarattığını detaylarıyla anlatmıyor.
- Kitabınızda bir alıntıyla din ve bilim için sütkardeştir diyorsunuz.
- Üç şeyin birbiriyle çelişmeyeceğini düşünüyorum. Üçü de Allah'ın varlığıyla ilgili bilgi verir bize. Birincisi Kuran, ikincisi Allah'ın yarattığı evren, üçüncüsü Allah'ın insana verdiği fıtrat, buna zihin yapımız da diyebiliriz. Hem evren, hem kendi yaradılışımız, hem de Kuran üzerine düşünmek Allah'ı anlamak için birer kaynaktır. Evreni ve beni yaratan Allah ise ve de Kuran'ı gönderen Allah ise bu üçünün çelişmemesi gerekir. Çelişiyor gibi gözüküyorsa, ya Kuran'ı yanlış anlamışızdır, ya bilimde yanlış yorum yapmışızdır ya da insan fıtratıyla ilgili analizimiz yanlıştır. Ama bunlar doğru anlaşıldığı takdirde çelişeceğini düşünmüyorum. Akademik çalışmalarımın yüzde 80'i bilim-din ilişkisi üzerinedir. Bu çalışmalarımda modern bilimin önemli teorilerinin (kuantum, izafiyet, evrim teorisi gibi) her birini akademik olarak çalıştım. Kendi adıma bütün bu teorilerde İslam açısından problem etmemiz gereken bir şey olmadığını söyleyebilirim. Bunu kitaplarımda anlatmaya çalıştım.
- Nasıl tepkiler geliyor?
- Olumlu, olumsuz, her türlü tepkiyi alıyorum. Mesela ateist çevrelerde bir kızgınlık var. Bilim bizim alanımız nasıl musallat olursunuz diye bir kızgınlık bu. Dini çevrelerin içinden 'Bu işlerde akıl yürümez, boş verin aklı, birine iman eder yürür gidersin' diyenler de var. Sanki akıl ile iman çelişiyormuş gibi. Ama bilim-din birlikteliğinin önemli olduğunu gören, olumlu tepkiler verenler çok.
- Tarihsel süreçte İslam dünyasının bilimle ilişkisi çok biliniyor mu?
- Pek bilinmiyor. Kuran 7. yüzyılda vahiy edildi. 7 ve 8. yüzyıl kuruluş olarak ele alınır. Ama 9 ve 13. yüzyıl arası İslam Medeniyeti bilim ve felsefe alanında dünyanın en üstün medeniyetiydi. 14-16. yüzyıl arasında Batı, İslam'ın önünde değildi. 17-21 yüzyıl arası Batı'nın bizden daha iyi olduğu bir dönem. Bu geri kalmışlığın birçok nedeni vardır. Bu nedenler tartışılabilir. Şimdi Müslüman dünyasından hiçbirimiz memnun değiliz. Bunun kısa vadede bir çözümü var mı, yok. Ama çözümü var mı var: Müslüman dünyasının bilimde ilerlemesi. Bunun da tek bir yolu var eğitim. Akıllı bir eğitim sistemi kurup, eğitime aktarılacak kaynakları artırmak gerek. Siz bilime, bilgiye, hatta sanata hakim olmadığınız sürece, sizin diğerlerinin iteni kakanı olmanız kaçınılmaz. İslami yorumlarda bilimle, felsefeyle, sanatla barışık yorumların öne çıkması gerekir. Yani İslam'ın içinde bilime kucak açan yorumlar benimsenmezse toplumun genelinin bilim sevgisine itilmesi çok zor. Bence İslam aleminde tüm eksiklerimize rağmen böyle katkı sunacak bir ülke varsa o da Türkiye'dir.
Allah'ın Varlıgı'nın 12 kitabınızda da din-bilim ilişkisini olumlayan bir yaklaşımınız var.
- Bazıları imanı, aklın içinde olmadığı zihin durumu gibi algılıyor. Yanlış bir görüş. İman demek bir şeyden emin olmak demek. Bir şeyin akla zıt olması demek değil. Sizin emin olduğunuz şeyin temelinde akıl olabilir, olmaya da bilir. İmanın temelinde akıl olmasının birçok insanın dinden eminliğini artıracağını düşünüyorum. Bunu kitapta göstermeye çalışıyorum. "Niye Allah var?" diyoruz. Bu soruya cevap olarak, yedisi evrenden, beşi fıtratımızdan yani yaratılışımızdan hareketle 12 delil sunmaya çalıştım. İsteyenler ücretsiz pdf'ini www.canertaslaman. com'dan indirip okayabilir.