"Yeryüzündeki tüm havaalanları; yeryüzünün gökyüzüne açılan kapılarıdır." Böyle diyor Funda Karayel, TK Yayınları'ndan yeni çıkan Rota Bilinmez'de... Açıkçası hiç böyle düşünmemiştim. Arabaları sevmeyen, trenleri romantik bulan biri olarak Funda Karayel kadar olmasa da uçmayı çok severim. Her türbülans benim için kim ölümden en çok korkuyor diye gözlem yapma imkanı sunar. Yazar dünyaca ünlü bir ilçemiz Bodrum'da dünyaya gelmiş. Lakin yerinde duramama gibi bir sorunu var: "Çoğu zaman gitmeyi seçiyorum. Çünkü kalmayı, yerleşmeyi, kök salmayı hiçbir zaman öğrenemedim." Gerçekten de öyle. Yazar ABD ile Türkiye arasında ikili bir hayat sürüyor. New York'ta Türkevi'nde bir program sunduktan iki sonra Bodrum'da plajlarla ilgili bir sorunu yazarken Türkbükü'nde görmeniz şaşırtıcı olmuyor. Sürekli uçuş halinde olduğu için bolca mile sahip oluyor, bunu da hemen yeni seyahatler için kullanıyor. "Seyahat ya Rab" diyerek doğmuş bile olabilir. Kitapta ikili hayatın izdüşümleri var.

Geciken uçuşlar, iptal edilen bağlantılar, kaybolan bagajlar... Deneme kitabı gözükse de aslında derin hatırat Rota Bilinmez... Bunu da yazarın yolunun düştüğü havaalanlarını yorumlamasında görüyoruz. Mesela Yeşilköy'deki Atatürk Havalimanı: "Burası insanların arzularının ve hayallerinin kesiştiği bir yerdi. İlk gençlik yıllarımın kaçış kapısıydı..." Buradan Venedik'e uzanalım, Marco Polo Havalimanı'ndayız: "Herkese yabancıyım, hatta kendime bile... Herkes kulaklarını takmış, kendi dünyalarında. Burada insanlar birbirleriyle hiç konuşmuyorlar... Ben ise dünya havalimanının bir köşesinde, fani dünyanın araflarından birindeyim... Bir süre sonra yanıma oturan birinin varlığını fark ediyorum. 'Yalnız mısınız?' diye soruyor. 'Nereye baksam yalnızız' diye yanıt verdim."

MUHTEŞEM KESİŞME NOKTASI
Funda Karayel iyi bir köşe yazarı, bazen sert üslubu da oluyor ama bu kitapta yüreğinin derinliklerinden izleri paylaşmaktan kaçınmamış: "Unutma ile hatırlamanın muhteşem kesişme noktası yeniden kendimi bulmuştum. Koridorların tenha sessizliğinde, hafif ve hüzün kokulu Yasemin ve çantasındakileri telaşla sıkıştırmaya çalışan Aslı'yla bir araya geldik., adeta kuş uçuşu karşılaşmalar alanında hep birlikte kaynaştık. Her ikisi de içinde bir şeyler arayan, çözümü hareket etmekte bulan kadınlardı... Gözleri buğulu bir halde, bir yerden bir yere giderek, acıyan yönlerini dindirmeye çalışan kadınla, unutmanın iyileştirdiğine ve yolun da unutmaya hizmet ettiğine dair inancımızı paylaştık. Tiflis Havalimanı üzerinden yükselip ayaklarımızın yerden kesileceği anı beklerken yoldaşlık kurduğum Yasemin ve Aslı'yla durmanın değil uçmanın iyileştirdiğini deneyimlemiştim." Kitapta eğlenceli, okurken güldüren kısımlar da var. Birinde yazarın bavulu başrolde desem! Filmi başa saralım. Pek çok insan gibi Funda Karayel de, yeryüzünde insanlığın izlerinin bulunduğu pek çok destinasyon varken Dubai'yi hep geri plana itiyor. Kurmaca bir şehir yerine farklı yerlere seyahat etmeyi tercih ediyor. Lakin kaderinizden kaçmanız pek mümkün olmuyor: "Bazı yerler vardır nedensizce ayaklarınız geri geri gider. Dubai benim için öyleydi... Bir yere gitmek istemediğinizde her şey aksiliklerle başlar ya, biz de güne uçağın rötar haberiyle başladık. Dördüncü rötar uyarısından sonra pes etmeye hazırlanırken uçağın kalkışa hazır olduğu bilgisi geldi. Ben içimdeki tuhaf öngörülerle, bu aksiliğin akıp gideceğini hissetmiştim... İniş sonrası pasaport sırasına giderken üzerimde olmadığını fark ettim. Uçakta düşürmüşüm, hemen getirildi. Sorun çözülmüştü. Bu kez de bavul beklerken valizim gülüşmelere sebep oldu. Üzerinde Darth Vader bulunan bavuluma bakan 'Bir kız hiç bavulu kullanır mı!" diye alaycı yorumlar havada uçuşuyordu. Darth Vader'ımla sessizce oradan ayrılırken insanoğlunun sınırlarını aşmaya her an ne kadar müsait olduğunu düşündüm." Rota Bilinmez'de Karayel, okuru kendi iç dünya terminaline götürüyor. Havalimanında rastladığınız ilk D&R'dan alırsanız uçak inmeden kitabı bitirirsiniz.