Kasım, her yıl aynı duyguyu yeniden hatırlatıyor bana: Soğuyan havanın içinde daha bir belirginleşen o sıcaklık arayışı... Pencerelerin buğusuna yaslanan düşünceler, elde sıcak bir kahveyle sayfalar arasında dolaşan kalpler... Belki de bu yüzden aşk hikâyeleri en çok bu aylarda kendine yer buluyor hem raflarda hem de içimizde.
Bu ay, "Kasım'da aşk başkadır" diyerek Türk ve dünya edebiyatının en güçlü aşk romanlarını bir araya getirmek istedim. Çünkü bazı hikâyeler, yazıldıkları dönemi aşar; yıllar geçse bile aynı sızıyı, aynı heyecanı, aynı merakı okura yeniden yaşatır. Kimi yasak bir aşkın gölgesinde büyür, kimi büyük bir kavuşmanın sabrını anlatır, kimi de ayrılığın bıraktığı yaradan doğar.
Edebiyatın kalbinde saklı duran bu ölümsüz aşklar, toplumun değişen ritmine rağmen hiç eskimeyen bir ortak duygu dünyası sunuyor. Sayfaları çevirirken hem kendi hikâyemizi buluyoruz hem de hiç tanımadığımız hayatlara tutunuyoruz. İşte bu derlemede de tam olarak o duygunun peşine düştüm: Hepimizin bir yerinden yakalandığı, yıllar boyunca konuşulan, sinemaya, müziğe, hayata ilham veren o unutulmaz aşkları yeniden hatırlamak...
KÜRK MANTOLU MADONNA - SABAHATTİN ALİ
Yalnızlığın kalbinde filizlenen ölümsüz bir aşkın hikayesi. Raif Efendi'nin Berlin'de Maria Puder'e bakarken hissettiği tarifsiz özlem, hayatının en derin yarasını oluşturur. Bu naif ruhlu adamın günlüğü, aşkın dingin ama kuvvetli yüzünü; birlikte olamamanın ve unutamamanın acısını o kadar zarif bir dille anlatır ki, okurken için titrer. Sabahattin Ali'nin kaleminden dökülen bu eser, aşkın yalnızlıkla, umudun pişmanlıkla nasıl iç içe geçebileceğini gözler önüne sererek Türk edebiyatında silinmez bir iz bırakmıştır.
ANNA KARENİNA - TOLSTOY
Anna Karenina, yasak bir aşkın ve toplumsal baskıların gölgesinde yıkılan bir kalbin hikâyesi. Anna ve Vronsky'nin tutkusu, aşkın hem büyüleyici hem de yıkıcı gücünü gözler önüne seriyor. Okurken hem kalbiniz hem ruhunuz derinden etkileniyor.
KIRMIZI VE SİYAH - STENDHAL
Kırmızı ve Siyah, hırs, tutku ve aşkın iç içe geçtiği bir roman. Julien Sorel'in yükselme arzusu ve kalbindeki yasak aşk hem tutkuyu hem de trajediyi gözler önüne seriyor. Okurken hem karakterin iç dünyasına hem de insanın arzularına tanık oluyorsunuz.
AŞK VE GURUR - JANE AUSTEN
Aşk ve Gurur, kalbin en beklenmedik anlarda nasıl çarpabileceğini, gururun ise aşkın önünde ne kadar küçük kaldığını anlatan bir başyapıt. Elizabeth ve Darcy'nin inişli çıkışlı hikâyesinde, hem dönemin toplum yaşamına dair incelikleri hem de aşkın zamansız gücünü buluyorsunuz. Okurken kendi duygularınızla yüzleşiyor, aşkın büyüsüne kapılıyorsunuz.
GURUR VE ÖNYARGI - JANE AUSTEN
Toplumsal statülerin ve önyargıların gölgesinde gelişen Elizabeth ve Darcy'nin aşkı, zamansız bir tutku ve akıl arasındaki dengeyi gözler önüne seriyor. Austen'in incelikli kalemi, aşkın yalnızca kalpte değil, karakterde de yeşerdiğini gösteriyor. Modern okurun da kalbini fetheden bu klasik, romantizmin ve edebiyatın evrensel değerini bir kez daha kanıtlıyor.
VADİDEKİ ZAMBAK - HONORÉ DE BALZAC
Fransız yazar Honoré de Balzac'ın Vadideki Zambak adlı romanı, tutkulu fakat imkânsız bir aşkın hikâyesidir. Genç Félix de Vandenesse, mutsuz bir evlilik sürdüren ve zarafet timsali bir kadın olan Henriette de Mortsauf'a âşık olur. Val de Indre vadisinin sakin ortamında gelişen bu duygu, ikisi arasında derin ama platonik bir bağa dönüşür. Félix'in ihtirası ile Henriette'in ahlaki değerleri arasındaki gerilim, aşklarını gerçekleşemez hâle getirir. Sonunda, duyguların ağırlığı Henriette'in sağlığını tüketirken, Félix geç kalmış bir pişmanlıkla yüzleşir. Roman, fedakârlığın, sadakatin ve duygusal çöküşün dokunaklı bir portresini sunar.