Kakımın Kanı ya da orijinal ismiyle Le Sang de l'hermine, Michèle Barrière'in gastronomi polisiye türünde kaleme aldığı bir roman... Pardon tarihî demeyi unuttum. Evet bu romanın üç sıfatı da önemli. Tarihte bir dönemi anlatıyor, olaylarda sarayda ve en önemlisi mutfakta geçiyor. Bu satırlara kadar tarihe, siyasete ve gastronomi meraklılarının dikkatini çektiysem sevindim. O zaman büyük usta
Şener Şen'e bir selam çakarak yıllarca tiyatro sahnesinde oynadığı Zengin Mutfağı'nı hatırlatalım. O oyun da bu üç özelliği taşıyordu zira...
Bir selam da
Everest Yayınları'na...
Fransa'da 2013 yılında yayımlanan gastronomi/polisiye türündeki bu romanı 'Aş Kitaplığı' kategorisinde yayınlayarak yazın dünyamızda önemli bir ilke imza attılar. Okurlar hemen "Bu serinin diğer kitaplarını da basacak mısınız?" diye sormaya başlamış.
Kakımın Kanı, yalnızca bir saray entrikası değil; aynı zamanda Rönesans Fransası'nın iktidar, estetik ve ahlak anlayışına açılan bir kapı. Roman, XVI. yüzyılın başında, 1. François döneminin görkemli ama tehlikeli sarayında geçiyor. Okur daha ilk sayfalarda, ihtişamla çevrili bir dünyanın altında kaynayan hırsı, korkuyu ve suçu sezmekte gecikmez. Baş karakter Quentin du Mesnil, kralın sarayında görev yapan bir servis sorumlusu. Bu konum, onu yalnızca mutfakla ya da törenlerle değil; iktidarın en mahrem alanlarıyla da yüz yüze getirir. Verilen görev dönemin en büyük ressamı Leonardo da Vinci'yi
İtalya'dan Fransa Krallığı'na getirmektir. Romanın adında geçen kakım, Orta Çağ'da saflığın ve asaletin simgesi. Kakımın beyaz kürkü, kirlenmemesi gerekeni temsil eder. Barriere bu sembolü ters yüz eder: Kakımın kanı, yalnızca işlenen bir suçun değil, bozulmuş bir düzenin işaretidir. Sarayda işlenen cinayet, bireysel bir sapkınlıktan çok, iktidarın doğasında bulunan şiddetin kaçınılmaz sonucudur.
Romanda yemekler, şölenler, mutfak düzeni ve sofra ritüelleri yalnızca dekor değil; iktidarın nasıl sergilendiğini ve sınıflar arasındaki mesafenin nasıl kurulduğunu gösteren araçlar olur. Barriere, gastronomiyi estetik bir unsur olmanın ötesine taşıyarak, dönemin zihniyetini anlatmanın bir yolu hâline getirir. Suçun yalnızca bireysel bir mesele olmadığını; düzenin çürümesinden doğduğunu anlatır. Roman, masumiyetin kaybını simgelerken okura şu soruyu da fısıldar: Gerçekten lekesiz kalan bir iktidar mümkün müdür?
KİTAPTAN BAZI TARİFLER
ELMA ÇORBASI (4 KİŞİLİK)

1 litre su, 2 küp tavuk bulyon,

4 elma, 2 dilim tost ekmeği,

5 dal maydanoz, 4 yaprak nane,

tuz, karabiber, bir tutam zencefil,

bir tutam tarçın, on tel kadar safran.
Elmaları soyun ve dörde kesin. Bulyon küplerini suda çözündürün. On dakika kadar elmaları pişirin. İnce ince kesilmiş ekmeği, maydanozu ve naneyi ekleyin. Mikserden geçirin. Servis edeceğiniz zaman baharatlarını ilave edin.
Il Platina, 1505.
YUMURTA DOLMASI (4 KİŞİLİK)

4 yumurta, 30 g kuru üzüm,

2 çorba kaşığı Ricotta peyniri,

1 çorba kaşığı parmesan peyniri,

biraz maydanoz, nane, biberiye,

5 tel safran, tuz, karabiber,

zeytinyağı.
Yumurtaları katılaşana kadar haşlayın ve soyun. İkiye kesin ve sarısını çıkarın. Yumurta sarılarını baharatlarla, üzümle, ince kıyılmış otlarla ve peynirle karıştırın. Sarıların yerine karışımı doldurun. Yumurtaları rengi altına dönünceye 5 dakika zeytinyağında kızartın.
Martino Usta, 1467 civarı.