Çağdaş psikoterapiyi eleştirel bir dille ele alarak, hem akademik mecranın hem de psikoloji üzerine okumalar yapan genel okuyucunun istifadesine sunulan Psikoterapi ve Ötesi, geçtiğimiz aylarda yeni baskısıyla Muhit Kitap'tan çıktı. Kitaba giden yol ise, fikrin çıkış noktası ''Ruh Sağlığı Buluşmaları'' ile başladı. Klinik psikolog ve psikoterapist Dr. Taha Burak Toprak'ın katılımcıların sorularına verdiği cevaplarla derlenen kitapta, klasik psikoterapi ekollerine alternatif olarak düşünülen maneviyat temelli bir kuram inşasının gerekliliği üzerinde duruluyor. Hâlihazırda öğretim görevlisi olarak çalıştığı İbn Haldun Üniversitesi'nin Psikoloji bölümünde, 'Klinik Psikoloji Anabilim Dalı' başkanlığı görevini yürüten Toprak, akademik geçmişi ve yetkinliği ile üzerinde durduğu meseleleri derinleştiriyor. Psikolojinin ve psikoterapinin felsefî temelleri üzerinden, İslâm düşünce geleneğinin kaynaklarının modern psikoloji ile ilişkisini irdelediği çalışmalarını sürdüren Toprak, kitabında okuyucuya Rad Sûresi'nin 28. ayetiyle sesleniyor: "Kalpler, ancak Allah'ı anmakla itminan bulur.'' İletişimin, duyurunun, bir araya gelmenin çapını genişleten dijital çağ, 'öğrenme'nin de parametrelerini çeşitlendirdi. Elbette bu durumun kazanımı, kişinin çağı okuma ve anlamlandırmasına bağlı olarak değişiyor. Bilgiye, araştırmaya, kıyaslamaya, hem şifaya hem şifacıya olan erişimimiz geçmişe kıyasla kolaylaştı evet; ancak bu, bizi aynı zamanda kaotik bir sürece de soktu. Bu karmaşıklığın içinde dipten ve derinden gelen hatırlatmalara ihtiyacımız daha da arttı. Bir yönüyle güzel de oldu, ama kime göre? Hangimiz bu debelenmeden sağ çıkıyor, hangimiz yüzeyde, hangimiz daha da kaybolmuş hâlde? Eski zamanlardan günümüze kadar, hayat gailesindeki insanın, iflah olmaz bir 'regüle olma' çabası içinde olduğu açık; sadece hacmi değişti. Ve bu durumda manevî temellerimiz üzerine bina olan pencerelerden nefes alıyoruz.
DİNİ BİLGİLER IŞIĞINDA
Kitapta 'Bilişsel Davranışçı Terapinin (BDT) dinî entegreli bir alt modülü üzerinde duruluyor: Dinî Bilgilerle Bütünleştirilmiş BDT. Bu modüllerin başlıklarında Müslümanlara uygulanacak terapilerde Sünni – Şii ayrımlarına kadar yer verilirken, Hristiyanlar, Yahudiler, Budistler, Brahmanlar, Yezidiler gibi farklı dinler için olan uygulama protokollerinden bahsediliyor. Çağdaş psikoterapi ekolleri ve bunlarla kurulacak ilişkinin niteliğinin irdelendiği kitapta, 'İslâm' üzerine düşünüldüğünde temel sorulardan biri şu: ''Psikoterapi modeli geliştirilirken insanlık üzerine mi, Müslümanlar üzerine mi çalışılmalıdır?''
Genel bir okuyucu olarak ele aldığımda, kitabın bir inanışa sadakatle bağlı, duygularını değer yargılarının çerçevesinde düzenlemeye çalışan bireyin alacağı terapiye yönelik, geliştirilebilir yöntemlere akılcı yaklaşan bir çabayı açıklaması bağlamında başarılı buldum; ancak tartışılacak noktalarının olduğu da açık. Farklı bir anlayışı geliştirirken, danışanın esas ihtiyacının ne üzerine olduğunu 'tarafsız' bir gözle tespit etme yeteneğinin diri kalması ateşten bir gömlek çünkü. Ehil olana ihtiyaç haddi aşan bir bağımlılığa dönüştüğünde, tahir niyetten doğan bağlılığa da zeval gelebiliyor. Taraflı bir okuyucu olarak baktığımdaysa, Müslümanın temel duygusal problemlerinin manevî ihtiyaçlarına sırt çevirmekle başladığını düşünüyorum zaten. İşte bu yüzden benim için kitabın tek cümlelik özeti, Taha Burak Toprak'ın şu ifadesi: ''Ruhla ilgili hiçbir mesele, kulun Rabbi ile ilişkisinden bağımsız düşünülemez.''