Gezi yazıları Türk yazarlarının çok da sevdiği bir tarz değil... Ya da üretkenliklerine oranla daha az yöneldiği bir alan. Yapılan bir çok seyahate oranla çok küçük bir bölüm hatırat olarak piyasaya sürülmüştür. Ahmet Rasim ise İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan Romanya Mektupları ile önemli bir eseri geride bırakırken lezzetini de damakta bırakmış. 1865 doğumlu Rasim, babasının kendilerini terk etmesinin ardından kendisini bulduğu Darüşşafaka'da aldığı eğitim ve sosyal değişim ile geleceğinin temellerini atar. Okul sonrası memuriyet hayatına geçiş yapsa da yazı tutkusu onun bu rutin hayata devam etmesine engel olmuştur. Yavaş yavaş dümeni yazıya, gazeteciliğe, edebiyata kırarken sonunda tam yol ileri diyerek memuriyeti bırakıp gazeteciliğe tam bir geçiş yapar. Bundan sonrasında ise bir tarafta İstanbul'u doyasıya yaşamak, bir tarafta ise gazetecilik ve edebiyat tutkusu ile devam eden bir ömür başlar...

Romanya Mektupları, yazarın 1916'da yaptığı yolculuğun yansımaları olarak günümüze gelir. 1898'de Alman İmparatoru Wilhelm'in Suriye gezisini takip eden Rasim, yıllar sonra bu kez 1. Dünya Savaşı'nın içindeki Osmanlı İmparatorluğu'ndaki cepheleri görmek için Romanya yolculuğuna başlar. Savaşta kaybettiğimiz topraklar, anavatana dönmek zorunda kalan Türkler... Daha o acıları unutmadan başlayan 1. Dünya Savaşı sonrasında Rasim'in yaptığı bu yolculuk, o acı durumu da sık sık okumamıza neden olur. Bulgaristan'dan geçerken kaybedilen toprakların acısını hissettirir Rasim. Osmanlı ile 1. Dünya Savaşı sırasında ittifak halinde olan Bulgaristan'dan geçerken Sofya-Plevne-Varna yolunu takip ederken burada hem bir yolculuğu hem de o coğrafyadaki kültürel, siyasi ortam hakkında bilgi verir. Cephe gerisindeki halkın savaş dönemindeki ortamını da okuyucu ile paylaşan Ahmet Rasim, Romanya'nın kendi gözlemindeki zorluklarını sıralar. 6 Aralık 1916'da Osmanlı ordusunun da desteği ile İttifak Devletleri'nin Bükreş'i işgal etmesinin ardından buraya gelen yazar, şehirdeki ticaret hayatının bitme noktasında olduğunu, kadınların büyük zorluklarla baş etmeye çalıştıklarının altını çizer. Yokluk döneminde Alman askerlerin, Osmanlı askerleri ile sık sık alış veriş yaptığına da atıf yapılan kitap, Bulgaristan-Romanya yolculuğunda Bükreş'teki kısa konaklama notları ile son bulur.