Yaşadığımız dünyanın binbir sıkıcı derdinden, kaçmanın en eğlenceli yollarından biri çizgi romanlar. Ama bu sadece bir eğlence ya da boş zaman uğraşı değil, kimilerine abartılı gelecek ama bir yaşam biçimi ve inanılmaz bir bağımlılık da aynı zamanda. Öyle ki kimileri bu uğraşı 'en keyifli meditasyon biçimi', kimileri 'bulunan zamandan sıyrılmak', kimileri de 'hayal kuranların birbirini anlayacağı yeni bir dil' olarak tanımlıyor. Çünkü çizgi romanların gerçek dışı dünyasında sadece hayal gücü ve sağlam bir bilekle, gerçek sorunlar hemencecik çözüme kavuşabiliyor. Kripton gezegeninden gelen Superman, bütün umutsuzlukların ilacı olabilir. Hiç kimsenin çözemediği bir cinayeti kadın dedektif çözüveriyor. Müdavimleri de kendilerini her şeyi yapabilecek güçte hissedebiliyor. İş bu kadar iddialı tanımlara varınca, çizgi roman koleksiyonerliği de okurların en fazla yaptığı şeylerden biri. Çizgi roman okurunun en önemli özelliği ne okuduğunun farkında ve sürekli sıkı bir takipte olması. Kahramanların geçmişleri, yan karakterler, öykünün tüm detayları ve yeni çıkan sayılar onlar için çok önemli. Pek çoklarına göre bu bir hobi, bir tutku ya da hayatı anlamanın oldukça detaylı bambaşka bir yolu. Çizgi roman sahaflarının müşterileri çoğunlukla 30 yaşın üzerinde. Buna karşın azınlıkta olsa da çocuk ve genç okurlar da var. Çocukluktan başlayan bir merak olan çizgi roman; okumayı
Texas-Tommiks'le söken tutkunlarını hayat boyu takip ediyor. Çoğunlukla her çizgi romanı almaya parası yetmeyen minik okurlar, büyüdüklerinde tüm seriyi satın alarak koleksiyon sahibi oluyorlar. Tıpkı edebiyat akımları gibi, çizgi romanın da belli akımları var. Ana akımlar Amerikan, Avrupa ve Uzakdoğu olarak ayrılsa da, bunlar kendi içlerinde epey alt kola bölünmüş durumdalar. Ülkemizde en çok ilgi gören akımlar ise İtalyan, Fransız ve Amerikan akımları. Bunun yanında Japon mangalarının da kendilerine özgü kitleleri her geçen gün artıyor ve özellikle gençler tarafından internet üzerinden veya animasyon filmlerle takip ediliyor. Okurlarının soluğunu kesen çizgi romanlar sinema dilini belki çoğu filmden daha ustaca kullanıyorlar. Gerçekten de 20. yüzyıl tarihini anlamak için alternatif bir yol, çizgi roman. Çünkü çizgiler ne kadar uçarsa uçsun, hikâyeler toplumsal gerçeğin bir başka yorumu.