Öykülerinin yanı sıra senaryolarıyla da tanınan, çok ödüllü yazar Osman Şahin'in bütün öyküleri Can Yayınları tarafından yayımlanmaya devam ediyor. Toplamanın üçüncü bölümünde 1989'da yayımlanan
Ay Bazen Mavidir ve yazara Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandıran 1993 tarihli
Selam Ateşleri'nden toplam 18 öykü yer alıyor. Tüm eserlerinde Torosları ve Yörükleri anlatan Şahin, bu 18 öyküde de yine masalsı özellikler taşıyan, egzotik güzellikteki yöresel hikâyelerle karşımıza çıkıyor. Töreler, sevenlerin kavuşamaması, eşkıyalar, fakirlik, sınıf ayrımı, erkeklik, ölüm, cinayet gibi pek çok kavramın işlendiği bu öykülerde; sonu ölümle biten yasak bir aşkın destansı öyküsü de, anne baskısıyla büyüyen bir erkek çocuğunun ilerde yaşadığı cinsel çatışmaları da, namlı bir eşkıyanın zalimlik dolu yıllarının ardından yaşlılıkla yüzleştiği dönemde yaşadığı korkular da, bir köyün birbirine rakip ölü gömücülerinin ilginç öyküsü de aynı duyarlılıkta ve son derece renkli bir biçimde anlatılıyor. Kitabın ikinci bölümünde yer alan
Ay Bazen Mavidir'deki öyküler ise yazarın çocukluğuyla birebir bağlar kuran öyküler de içeriyor. Aslında anlattığı her öyküde kendinden bir parçasını katıyor olsa da, kendi okuduğu Dicle Köy Enstitüsü'nden ince ruhlu bir müzik öğretmenini anlattığı
Bozkırda Vivaldi'de bu özellik iyice öne çıkıyor. Ya da
Ay Bazen Mavidir'de bize doğduğu, bir zamanlar yaşadığı yerleri adım adım gezdiriyor. Oldukça yoğun, kimi zaman biraz ağdalı bir dil kullanıyor Şahin. Ancak bu dil başka öykülerde fena halde sırıtabilecekken, ruhunu Torosların söylencelerinden alan bu hikâyelere yakışıyor. İnsana Nuri İyem'in güzel gözlü kadın portrelerini anımsatan uzun kirpikli, renkli giysili Yörük kadınlarından söz ederken de, Torosların hem doğal hem de tarihi güzelliklerinden bahsederken de aynı dile farklı derinlikler veriyor, yazar. Günümüzde geçse de kökleri geçmişte saklı, geçmişte yaşansa da çağdaş olmayı başarabilen öyküler bunlar. Tarihin asla belirtilmediği, okuyucunun zamanı içgüdüsel olarak algıladığı bu öykülerde insanlar kadar doğa ve hayvanlar da ön plana çıkabiliyor. Örneğin
Çan adlı öyküde sürülere dadandığı için insanlar tarafından boynuna bir çan takılarak cezalandırılan kurdun, yalnızlık ve açlıkla sonlanan öyküsü, zaman zaman kurdun gözünden müthiş bir canlılıkla anlatılıyor. Yaşar Kemal'le aynı topraklarda doğan Osman Şahin, aynı onun gibi gücünü Toroslardan aldığı sağlam yapılı ve zengin dokulu öykülerinde; o özel coğrafyayı diliyle, doğasıyla, insanıyla ve tarihsel zenginlikleriyle aktarıyor.