Zombi ve korku sineması denildiğinde akla gelen ilk isim kuşkusuz George Romero. Başarılı tür sineması örnekleri olmanın ötesinde, politik alegoriler olarak da yorumlanan Romero'nun filmleri takipçileri için önemli birer esin kaynağı olmuşlardı. Özellikle son yıllarda korku sinemasında tekrar gözde bir eğilime dönüşen zombilerin günümüz sinemacıları tarafından benzer bir yaklaşım çerçevesinde kullanıldıklarını söylemekse ne yazık ki pek mümkün değil. Bugünün tabana kuvvet koşan zombileriyle Romero'nun başyapıtı "Ölülerin Şafağı"ndaki tüketim toplumu eleştirisini aynı kümede değerlendirmek hayli zor.
Kanadalı Bruce McDonald'ın yönettiği "Pontypool/Pontypool: Öldüren Kelimeler" klâsik anlamda bir zombi filmi değil belki. Hatta verdiği kimi röportajlarda McDonald da bu tanımlamadan özellikle kaçınıyor ve filmindeki yaratıkları 'dilbazlar' olarak adlandırıyor. Filmin hikâyesini özetlemek bu durumu biraz açılayabilir belki. "Öldüren Kelimeler" Kanada'da Ontario yakınlarındaki küçük bir kasabada, Pontypool'da geçiyor. Yerel radyo istasyonunda program yapan Grant Mazzy (Stephen McHattie), programın yapımcısı Sydney Briar (Lisa Houle) ve Mazzy'nin asistanı Laurel Ann (Georgina Reilly) günün erken saatlerinde stüdyoda buluştuklarında dışarıda olup bitenlerden henüz haberdar değiller. Bu sakin kasabada günün olayı başlangıçta dışarıdaki kar fırtınası gibi gözükürken, kısa zaman sonrasında garip şiddet olaylarıyla ilgili bilgiler radyoya gelmeye başlıyor. Ekip bu olayları ve kaynağını çözmeye çalışırken, çok geçmeden ordu kasabayı karantinaya alıyor. Böylece kahramanlarımız da bir kilisenin bodrum katındaki radyo istasyonunda hapis kalıyorlar. Çoğu zombi filminde dört duvar arasına saklanmak yaratıklardan korunmak için geçerli bir yöntem olabilir ama bu sefer durum farklı. "Öldüren Kelimeler" de insanları zombi benzeri yamyamlara dönüştüren virüs fiziksel temasla değil, sözcüklerle yayılmakta. Dolayısıyla kelimeler dudakların arasından çıkıp, işitildikleri ve algılandıkları sürece tehlike devam ediyor. Başka bir deyişle radyo istasyonu saklanmak için güvenli olduğu kadar tehlikeli de...
Tony Burgess'in Pontypool Changes Everything isimli romanından uyarlanan (senaryonun yazarı da Burgess) film, türe kuşkusuz yeni bir açılım getirmeye çalışıyor. Yönetmen McDonald her ne kadar virüsün etkisi altındaki insanları zombi olarak adlandırmasa bile, Romero'nun alegorilerini açık şekilde bir referans kaynağı olarak kullanıyor. Zombilerin bir örnek hareketleri ve bilinçsizce hedefe saldırışları bu sefer tüketim toplumuna bir gönderme değil. Fakat McDonald aynı davranış şeklini popüler kültürün insanlar üzerindeki etkileri ve bunun 'dil' üzerinden hızla yayılışını göstermek için kullanıyor. William Burroughs'ın 'Dil bir virüstür' sözünden etkilendikleri açıkça belli olan Burgess ve McDonald, iletişim çağında belirli eğilimlerin süratle dünyanın dört bir yanına dağılmaları ve aynı hızla taklit edilmelerinden dem vuruyorlar. Kimilerince 'entelektüeller için bir zombi filmi' olarak tanımlanan "Öldüren Kelimeler" de Roland Barthes'tan bir alıntıya veya benzeri referanslara rastlamak da şaşırtıcı değil dolayısıyla.
(...)