Kitabın kazandıgı basarıyla birlikte hakkında tartısmalar ve söylentiler baslıyor. Carroll'ın Alice'e olan yakınlıgını sapkınlık olarak görenler, küçük kızlara düskünlügünü elestirenler oluyor. Bu dedikodulara karsılık, Viktorya Ingilteresi'nde yasayan Carroll'ın romantik dönemin çocuklara bakıs açısı dogrultusunda, onları saf ve erdemli varlıklar olarak gördügü, bu masumiyete duydugu hayranlık dolayısıyla çocuklarla zaman geçirmekten büyük keyif aldıgı ve hatta yetiskinlerin yanında heyecanlanıp kekeleyen yazarın sadece çocukların yanında rahat ettigi de söyleniyor. Fakat her iki görüs de söylenti olarak kalıyor. Yazarla ilgili bir diger olumsuz söylenti ise eseri uyusturucu etkisi altındayken yazdıgı. Bu derece olagandısı karakterleri ve olayları hayal edebilmek için beynin saglıklı düsünmeden yoksun olması gerektigine kanaat getirenlerin sayısı az degil. Alice'in fiziksel olarak büyüyüp küçülmesine sebep olan mantar ve nargilesini tüttüren Tırtıl, bu görüsü destekleyenlerin elindeki en büyük koz. Carroll hayranları ise bu tezi kitapta raslantısal bir tek öge bulunmadıgını ve kitabın titizlikle örülmüs mantık çizgisini vurgulayarak yıkıyor. Uyusturucu etkisindeyken üstesinden gelinmesi imkânsız bir eserle karsı karsıya oldugumuzu hatırlatıyorlar. Tüm bunlara karsılık Carroll hayranları yazarın 'tahammül edilemez' yaratıcılıgına bu sekilde gölge düsürülme çabalarını, çekememezlige baglıyor.
Alice Harikalar Diyarında bu güne dek pek çok farklı açıdan degerlendirildi. Varolusçular, psikanalistler, gelisim psikologları, politik tarihçiler, matematikçiler elestirdi kitabı. Her bir ekol farklı bir yorum getirdi öyküye. Her bir kelimesi didik didik didiklendi, anlamlandırıldı. Çogu zaman kitabın bir çocuk öyküsü oldugu unutuldu. Öte yandan Alice, çocuklar tarafından her daim begenildi, sevildi. Carroll için çocukların gördügü, görebildigi ziyadesiyle degerli ve yeterliydi. Bizim de size önerimiz kitabı okurken tüm elestirel egilimlerinizi bir kenara bırakıp sayfalarda bir çocuk edasıyla yol almanız. Kitabın basında Alice, "Tekrar nasıl yukarı çıkacagını aklından bile geçirmeden Tavsan'ın ardından kendini asagı bıraktı..." Bosluga direnmedi, onun yerine düsüsünün tadına vardı. Ve sonra söyle dedi kendi kendine "Böyle bir düsüsten sonra merdivenlerden yuvarlanmak vız gelir!" Lewis Carroll, bizlere sinsice, kitabı nasıl okumamız gerektiginin mesajını vermiyor da ne yapıyor? Hadi bırakın siz de kendinizi özgürce tavsan deligine. Bir çocuk gibi okuyun bu kitabı. Kaslarınızı çatarak degil, tebessüm ederek!