Adnan Gerger bir yere girdi mi, içerideki enerji yükselişe geçer. Geçen gün hızlı adımlarla SABAH'ın Ankara Bürosu'na dalınca da hepimiz bir hareketlendik. Gelip yanıma oturdu. Heybesinden çıkardığı kitabı masama koydu:
Faili Meçhul Öfke. Öfkeyi kitapta bırakmış, gülümsüyor... Kapağı çevirdim: "İnsanın Can'dan dostu olsun, bir tek dostu olsun hayatta yeter..." Aynı akşam kitabı okumaya başladım. Türünü belirlemek zor, polisiye ama klasik tarzda değil, belgesel niteliğinde ama roman kurgusu sağlam, karakterler hayali ama belli yaşın üzerindekiler ya da yakın tarihi bilenler, bu kişileri ezbere biliyor. Kitabı özel ve özgün kılan nedir, sorusuna yanıt ararken, yazarını özellikle hesaba katmak gerekiyor. Ankaralı gazeteciler onu çok iyi bilir. Adnan Gerger, uzun yıllardır polis-adliye muhabirliği yapıyor. Özel kanalların ilk çıktığı günlerden günümüze uzanan, "Adnan Gerger'in özel haberi" anonsu, dikkatli haber izleyicilerinin kulaklarındadır. İşte o "özel haber"leri yazabilmek için "özel" yerlere girip çıkmak, hem "suçlu"lara hem de onları kovalayanlarla vakit geçirmek Adnan Gerger'in kalemine güç katmış. Fakat gazetecilik yaşamında yaptığı gibi, yazında da resmi bakışı bir yana itip, "suç ne", "suçlu kim", "polis kim" sorularını okura sordurmuş.
Faili Meçhul Öfke'deki anlatımları keskin hatlarıyla şöyle aktarmak mümkün: "Zanlı" lar, yani örgüt üyeleri ve herhangi bir suça karışmadığı halde potansiyel terörist muamelesi görenler... Karanlık sorgu odalarından hastanelere uzanan "poliszanlı" ilişkisi... Emniyetin sorgu odasında tüylerimiz ürperirken, olayların peşini bırakmayan yürekli gazeteciye alkış tutuyoruz. Teröristlerin bulunduğu eve girerken soğukkanlıyız, sanki kanepeye oturup onları izliyoruz. İki sayfa sonra polislerin, çoğumuzun bilmediği iç dünyalarında yolculuğa çıkıyoruz. Bu yerleri ve kişileri avucunun içi gibi bilmek, üstelik kendi düşüncelerini dayatmadan romanı dantel gibi örmek elbette güç bir iş... Yıllarca gerçeğin peşinden koşmuş bir gazetecinin güçlü edebiyat kalemi, işte bunu başarmış. Gerger'in kaleminin keskinliğini de vurgulamak gerek. Yazar, "gerçek" bir şeyler yazmak istendiğinde, gerçeğin üzerine oturulamayacağının farkında. Kitabında işkence yapan polis de var, ona engel olmaya çalışan da; kendisine verilenle yetinip farkında olmadan kendisini kullandıran gazeteci de var, araştırıp gerçeklere ulaşan da...
GERÇEKÇİ BİR ANLATIM
Belli ki Adnan Gerger, iyi tanıdığı bu iki grubun sitemleriyle karşılaşmayı göze almış. Kimseden çekinmemiş. "Örgüt" evlerine girip, bir "ideal" uğruna kendisini harcayanları anlatırken de, gerçekçi yazımın soğukkanlı dilini kullanmış, "öcü"ler yaratmak için çabalamamış. Zira bazen gerçek yeterince öcüdür ve bir korkuluk gibi, gereksiz eğip bükmeleri, abartmaları ve hatta sıfatları kovalar.
Faili Meçhul Öfke'de özellikle Mazlum'un yaşadıkları, iç konuşmaları, bir kuşağa çok tanıdık gelecek. Yine de Gerger'in kitabı bir "kurgu..." Ama Gerger roman yazdığını da hiç unutmamış, okuru yeni sayfalara sürüklemiş. Siz en iyisi Gerger'in bir üçlemenin ilk kitabı olan romanını okuyun. O kurgunun, kimi zaman nasıl da hayatımızın ta kendisi olduğunu fark edeceksiniz.
Faili Meçhul Öfke, Adnan Gerger, İmge Yayınları, 434 s., 17 TL.