Türkiye'de kadın olmak zor! Belki klişe bir cümle ama bir türlü eskiyip yok olamıyor. Kadınların yaşadığı zorluklar da kitaplara, filmlere, sergilere konu olmaya devam ediyor. SABAH yazarı Tuluhan Tekelioğlu da kadınların zorluklarla geçen hayatlarına farklı bir perspektiften bakıyor yeni yayımlanan
40'ında 40 Kadın kitabında. Turkuvaz Kitap'tan çıkan kitapta, 40'lı yaşlarını yaşayan 40 kadın, hayat mücadelelerini, aslında bir anlamda kendilerini ya da kimliklerini keşfetme öykülerini anlatıyor. Her sınıftan, dinden, farklı sosyal statüden kadın var bu toplamın içerisinde. Aslında kitap bir projenin ayaklarından biri. Daha önce fotoğraf sergisi olarak karşımıza gelen belgesel filmi de bulunan proje şimdi okurlar için kitaplaştırılmış. Ancak sergi de kendi yolculuğuna devam ediyor. Şimdi İstanbul Üsküdar'daki Capitol Alışveriş Merkezi'nde sergileniyor. Tekelioğlu kitabıyla, belgeseliyle ve fotoğraf sergisiyle bu projede yer alan kadınların hikâyelerinin başka kadınların sesine ses olmasını istiyor. Bunun için de düzenlenen imza günlerine katılıyor. Bugün de saat 16.00'da Capitol'da kitabını imzalayacak. Ama öncesinde SABAH'ın sorularını yanıtladı.
HAYAT 40'INDA BAŞLAR: "Her zaman, kadınlar için 40 yaşın bir dönüm noktası olduğunu hissettim. Yakınlarım, hayatlarını 40'ında gözden geçirmeye başladılar... Boşuna dememişler, 'Hayat 40'ında başlar' diye. 40 yaşın, erkekler için başka, kadınlar için daha başka bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum. Sanki bu yaşta kadınlara hayatlarıyla ilgili ciddi bir farkındalık ve hayatı dürtme isteği geliyor. Ayrıca özellikle, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin kadınlarında, kendini, kendi isteklerini ikinci, üçüncü plana itme duygusu var. Sonsuz bir fedakârlıkla, hayatlarını en sevdiklerine adama duygusunun, sonsuz bir mutluluk getirmediğini 40 yaşında görüyorlar ve önce büyük bir umutsuzluğa kapılıyorlar. Daha sonra yapabilen, hayatın dizginlerini eline alıyor ve yoluna devam ediyor. Türkiye'de bunu başarabilmek hiç kolay değil tabii, yürek istiyor. İşte ben bunu başarabilmiş kadınlarla konuştum. Ve onların cesaretinin, bu duyguyu yaşayan diğer kadınlara bulaşmasını istedim."
ARTIK DAHA MUTLU BİR KADINIM: "Bu çalışmam sırasında içimdeki hesaplaşmayı çözdüm. Ben de 40'ıma yaklaşıyordum ve yaşadığım pek çok şey beni çok yormuştu. 'Ben bunları yaşıyorsam, uzak semtlerde yaşayan yaşıtım kadınlar da bu duyguda mı?' diye merak ettim ve yola çıktım. Sonrasında içimdeki hesaplaşmadan kurtuldum. Bu çalışma beni özgürleştirdi. Artık daha mutlu bir kadınım!"
HER DİNDEN SINIFTAN KADIN VAR: "Bu 40 kadını seçerken 2010 İstanbul'unda, tüm gerçekliğiyle yaşayan kadınların profilini ortaya koymak istedim ve seçkide her dinden, mezhepten sınıftan kadın olmasına özen gösterdim. Hıristiyan, Musevi, Ermeni, Alevi, Kürt, zengin, yoksul okumuş, okumamış, kariyer yapmış, evlenmemiş, çocuksuz, evlenmiş, çocuğu olmamış, boşamış... Hepsi var."
AYŞE, HÂLÂ İŞ ARIYOR: "Bu 40 kadından en çok Ayşe Tükürükçü'nün hikâyesinden etkinlendim. Ayşe, kocası tarafından geneleve satılmış, kendi çabasıyla kurtulmayı başarmış ve 2007'de genelevdeki kadınların durumunu anlatmak için bağımsız milletvekili adaylığını koymuş. Ayşe'nin hikâyesi aslında Türkiye'de kadınlar için bir kast sistemi olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Kafasını kaldırmaya toplum izin vermiyor. Genelev kadını diye kimse iş vermiyor. Ben de çok uğraştım. Bir türlü Ayşe'ye iş bulamadım. Harika yemek yapıyor, aşçılığı var, asil ve özel bir kadın. Ama çabalar boşa çıktı. Ayşe'ye bir iş bulabilirsek çok sevineceğim."