Ekim 2009'da Paris'te yapılan UNESCO'nun 35. Genel Konferansı'nda, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın önerisi üzerine Osman Hamdi Bey'in, 100. ölüm yılı dolayısıyla 2010'un "Osman Hamdi Bey Yılı" olmasına karar verilmişti. İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti de olduğu 2010'da, Osman Hamdi Bey adına yapılan etkinlikler tatmin edici bulunmuyor. Osman Hamdi Bey'i ve Osman Hamdi Bey Yılı'nı kendi ailesinden, tarihçi Edhem Eldem ile konuştuk ve konunun uzmanlarına sorduk.
EN ÖNEMLİ MEZİYETİ YÖNETİCİLİK: "Osman Hamdi Bey, 1881'de Müze-i Hümayun müdürlüğüne getirildikten bir yıl sonra Sanayi-i Nefise Mektebi'ni kuruyor. Bence arkeolog olmaktan çok yöneticilik kabiliyeti ile bunu başarmıştır. Yönettiği kurumlara uluslararası bir düzeyde itibar kazandırmıştır. Bu vesileyle de uluslararası arkeoloji ve sanat dünyasında terfi etmiştir. 1891'den itibaren Avrupa'da Osman Hamdi Bey sergileri açılıyor, eserler satın alınmaya başlanıyor. Kazılara katılan ve arkeoloji dünyasında Osman Hamdi ile ilişkide bulunan ülkelerin hepsinde onun eserleri alıcı buluyor."
JAPON GRAVÜRÜNDEN GELEN İLHAM: "Benim Osman Hamdi Bey'in ressamlığı ile ilgili en büyük itirazım şudur: Biz çoğu zaman Osman Hamdi imzalı eserleri tersten okuyoruz. 'Osman Hamdi Bey gayet açık görüşlü, Avrupai bir insan ve resimleri de olsa olsa bu kişiliğine uyacak mesajlar verir' yanılgısı var. Bu yanılgı sebebiyle her eserin altında bir mesaj arıyoruz.
Türbe'deki Derviş denilince, diyoruz ki, 'işte bu eğitimin metaforu' ya da
Kaplumbağa Terbiyecisi söz konusu olunca
'aman efendim bak nasıl düşünmüş, Lale Devri kaplumbağaları, müzedeki insanları eğitememesini anlatıyor' diyoruz. Oysa, buldum, biliyorum:
Kaplumbağa Terbiyecisi basitçe, bir Japon gravüründen alınan ilhamla yapılmıştır. Sanatçıyı misyoner haline getirmek bize has bir durum."
ARKEOLOJİ MÜZESİ ONUN ESERİ: "Bu yıldönümü etkinlikleri biraz yanıltıcı olabiliyor. 2010'da andık daha sonra unutalım mı yani? Benim en çok önemsediğim Osman Hamdi Bey'in bir eseri olan Arkeoloji Müzesi'nin kendisi. Müzenin gereken ilgiyi görmemesi bence Osman Hamdi Yılı'nın sönük geçmesinden daha vahim. Arkeoloji Müzesi Türkiye'nin sahip olduğu tek müzedir. Buna karşın, kurumun gördüğü ilgi, o kadar orantısız ki. Asıl mesele şu, bir Türk vatandaşı, Arkeoloji Müzesi'nde bulunan parçalar ile kendi arasında bir bağ kuramıyor. Yapılacak şey, Arkeoloji Müzesi'nin hak ettiği yere getirilmesi. Osman Hamdi Bey, Batı hayranı olduğundan değil fiilen burada ona cevap verecek bir kurum, herhangi bir ilgi olmadığı için bütün yaptıklarını Batı'yı kendine muhatap alarak yapmıştır."
2010 SONUNDA SÖZLÜK ÇIKACAK: "Retrospektif sadece, bilinen resimlerini bir araya getirecekse buna değmez. İhtiyacımız Osman Hamdi Bey'i bir entelektüel, müzeci, arkeolog, yazar, ressam olarak ele alan kapsamlı bir retrospektif. Bunu Mustafa Cezar'ın
Sanatta Batı'ya Açılış ve Osman Hamdi (1971) kitabı başardı. Bunun dışında Osman Hamdi Bey'i bütün yönleriyle alan bir eser daha çıkmadı. Şu sıralar Kültür Bakanlığı ile bir proje üzerinde çalışıyorum ve sene sonuna kadar bir Osman Hamdi Bey sözlüğü çıkarmayı planlıyorum."
Önemli eserler onun sayesinde bizim oldu
1842'de İstanbul'da dünyaya gelen Osman Hamdi Bey, hukuk öğrenimi için gönderildiği Paris'te güzel sanatlar ilgisini keşfederek, hukuk öğrenimini bırakıp güzel sanatlara yöneldi. Döndükten sonra, 1881'de müze müdürlüğüne atandı. 1882'deyse Mimar Sinan Üniversitesi'nin temeli sayılabilecek Sanayi-i Nefise Mektebi'ni kurdu. Ama en büyük atılımını 1883'te Asar-ı Atika Nizamnamesini yeniden düzenleyerek yaptı. Bu nizamnameyle Osmanlı topraklarında bulunan arkeolojik eserler üzerinde, Osmanlı'nın hak iddia etmesini sağladı. 1884'te Nemrut kazılarını yaptı. 1887'de Sayda Lahitleri'ni buldu. Bu lahitlerin içine inşa edilen şimdiki Arkeoloji Müzesi 1891'de ziyarete açıldı. Müzecilik görevine ve sanatına devam eden Osman Hamdi Bey, 1910'da hayatını kaybetti.
Mirasının yankıları devam ediyor
Gül İrepoğlu (Sanat Tarihçisi)
"Osman Hamdi Bey, Türkiye'de arkeolojiyi yerleştiren, çok önemli bulgulara ulaşan ve müzeciliği kurumsallaştıran bir arkeolog. Tabloları Paris'te 'Salon des Artist' de sergilenen bir ressam ve Güzel Sanatlar Mektebi'ni kurarak ülkemizde sanat eğitimini başlatan bir yönetici. Mirasının yankıları sürmekte. İşte tüm bu yönleri ile günümüzde etraflıca anılmayı hak ediyor."
Kapsamlı bir retrospektif şart
Ahu Antmen (Sanat Eleştirmeni)
"Osman Hamdi Bey, anıtsal figür anlayışıyla çalışmış bir ressam olduğu için Türk resim sanatında öncü bir rol oynuyor. Ayrıca genç bir kadını rahle üzerinde temsil eden
Mihrap gibi kendi dönemi için son derece cesur sayılabilecek bir tematik yaklaşımı da var. Müzeciliği, eğitimciliği bir yana, ressam Osman Hamdi'yi gerçekten tanımak için kapsamlı bir retrospektife ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum."