
HIRVATLARLA BOŞNAKLARIN KAFATASLARI
Irklara göre bakıldığında ise Owsley'e göre, çoğunlukla, dar ve düz bir yüz ile keskin köşeli burna sahip kafatası Avrupalıya, özellikle ağız bölgesi geniş, gözleri arasında mesafe bulunan ve geniş burunlu kafatası Afrikalıya ait olurken, Asyalıların ise daha yassı ve geniş bir yüzü var. Ataları Avrupa'dan gelse de Amerikalıların kafatasları, Avrupalılarınkinden az da olsa farklı yapıda. Benzer bir örneği Slavlar arasında da veren Owsley, şunları kaydetti:
"Yugoslavya'da çalışmaya başladığımızda, Hırvat Hristiyanları ile Bosnalı Müslümanların kafataslarının birbirlerine çok benzediğini gördük. Ama verileri biriktirmeye başladığınızda, neredeyse çok küçük olmasına rağmen farklılıklar da ortaya çıktı. İstatistiksel olarak Hırvat Hristiyanlarının kafataslarını 3 boyutlu kafatası ölçme birimini temel alarak hesapladığımda, onları istatistiksel olarak Bosnalı Müslümanlardan yüzde 83 oranında ayırt edebilirim."
Bazı ülke ve ırklara dair ayrı ayrı verilere sahip olduklarını söyleyen Owsley, iskeletlerin hayata dair nasıl bilgiler verdiğini ise şöyle açıklıyor:
"Eğer fazla pirinç yemişseniz, ben bunu kemik kimyanıza bakarak söyleyebilirim. Farklı besin türlerine göre kemiklerden farklı sinyaller alırız. Bir kişinin kemiklerine bakarak vejeteryan olup olmadığını da söyleyebilirim. Kimya inanılmaz bir şey. Bunun yanında kemiklerdeki izler, bize hastalıklar hakkında birçok bilgi verir."
ADLİ ANTROPOLOJİYLE 40 YIL SONRA ÇÖZÜLEN CİNAYET
Öte yandan müzede, Dr. Owsley ve arkadaşlarının çalışmalarının yer aldığı özel sergide ilginç iskeletler de yer alıyor.
Bunlardan biri, Owsley'in çözdüğü bir cinayet davası... 1978 yılında Ohio eyaletindeki bir ev yangınında eşi ve çocuklarını kurtarmaya çalışırken öldüğü belirtilen, gayet sağlıklı ve güçlü bir adamın, aslında cinayete kurban gittiğini 40 yıl sonra kemiklerini inceleyerek ortaya çıkaran Owsley, bu kişinin iskeletini de müzede sergiliyor. Owsley, "Ölen kişinin ağabeyine, öğrencilere ders verirken gerçek kemikleri göstermek gerektiğini söyledim. Onlar da bu tür davaların çözülebilmesi için teklifimi kabul etti. Hatta torunları gelip müzede dedelerinin kemiklerine baktı. Müzede 40 yıl bu cesedi sergileyeceğiz" dedi.
Oswley, bu tip kriminal vakalarla ilgili birçok televizyon dizisi çekildiğini, ama bazen bu dizilerin yanıltıcı olduğunu söyledi.
PROFESÖRÜN KEMİKLERİ MÜZEDE
Sergideki diğer ilginç iskelet ise 2003 yılında ölen antropoloji uzmanı Dr. Grover Krantz'a ait. Öldükten sonra araştırmalarda kullanılması için iskeletini bağışlayan Krantz'ın kemikleri, çok sevdiği 72 kilo ağırlığındaki köpeğinin kemikleriyle birlikte, çektirdikleri fotoğrafa uygun olarak birleştirilip müzeye konulmuş. Krantz'ın eşinin serginin açılışına geldiğini belirten Owsley, isketele bakarak, "İşte eşim şimdi çok mutlu" dediğini aktardı.
Bunun yanında, kazılarda ortaya çıkarılan Amerika'daki ilk kolonilere dair kemikler ve bunlardan yola çıkarak yaşam tarzlarının ne olduğuna dair bilgileri görmek de mümkün sergide... Örneğin pipo tiryakileri ve ağız temizliğinde çok titiz olanlar kendilerini dişlerinden ele veriyor. O dönem pipoların çok ağır olduklarından dişleri kırması nedeniyle, pipo tiryakilerinin dişlerinin ortalarında yuvarlak delikler ve büyük aralıklar göze çarparken, çok fazla fırçalayarak diş kemiğini eritenler de kolaylıkla ayırt edilebiliyor.
Sergide yer alan 15 yaşındaki çocuğun iskeleti ise uzmanlara, gencin daha çok mısır toplayıcılığında çalışan hizmetçi olduğu ve öldürüldüğü bilgilerini veriyor. Nitekim Owsley'e göre, "arkeolojide kemiklerden başka hiçbir şey geçmiş hayat hakkında daha ayrıntılı bilgi veremez..."
Bir siyahi hizmetçi ile Amerikalı kaptanın kafatasına bakarak yüzüne balmumlarıyla hayat veren uzmanlar, sergi salonundaki laboratuvarı da belli saatlerde meraklılarına açıp kemikler hakkında bilgiler veriyor. Özellikle çocuklar ve gençler, bu etkinliğe büyük ilgi gösteriyor.