Dünyaca ünlü Antakyalı ressam Remzi Raşa, yaklaşık 60 yıldır ayrı kaldığı ülkesine kapsamlı bir sergiyle döndü. 84 yaşındaki ressam, Türkiye'den ayrı kaldığı yıllarda gönüllü bir sürgün yaşadı. 25 yaşında ailevi sebeplerden ve sanat aşkıyla gittiği Fransa'dan bir türlü dönemedi. Fransa'da kaldığı yıllar içinde köklerinden yavaş yavaş kopması, askerliğini yapamaması, geri dönmemesine sebep oldu. Kürt bir aileden geliyordu, bu yüzden yaşadığı dışlanma onu etkilemişti. O Kürt kimliğini bir farklılık değil, zamanla bir zenginlik olarak görmeye başlamıştı. İçinde memleket hasreti hep sürdü, yıllarca kızına Türkiye'yi anlattı. Şimdi ise 'Köklerime dönüyorum' dediği yeni sergisinin sevincini yaşıyor. Önceki akşam Santralistanbul'da Anadolu Kültür'ün desteğiyle 'Yalnızlığı Seçmek: Bir Retrospektif 1946-2006' başlığıyla açılan sergisi 15 Mart'a dek sürecek. Raşa SABAH'a bu gönüllü sürgünde geçen yıllarını anlattı.
AİLEMDEN UZAKLAŞMAK İSTEDİM: "25 yaşında Fransa'ya giderken hüzünlü bir aile çerçevesinden uzaklaşmak istiyordum. Sonra Paris'in sanat kenti olması beni acayip çağırıyordu. Bir de akademide Leopold Levy'nin, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun etkileri büyüktü bu kararda, biz öğrencilere Paris'ten çok söz ediyorlardı, oradaki sanatçılardan, müzelerden... Ama özel bir siyasi etken yoktu kararımda."
KÖKLERİMLE BARIŞMAM YILLAR ALDI: "Askerliğimi yapmadığım için beni vatandaşlıktan attılar. Dolayısıyla dönemedim, mesleğim benim hayatımdı ve askerlik yapmaya gitmek istemedim. Daha sonra Fransız vatandaşlığı alınca dönme olanağım oldu. Bir de Türkiye'ye dönmek benim o acılı köklerime dönmem demekti, kendimi hazırlamam gerekiyordu. Annemin ölümünü bile bana bildirmemişlerdi, ciddi kopukluklar vardı ailemle aramızda. Yıllar aldı köklerimle barışmam."
KÜÇÜKTÜM, 'PİS KÜRT' GİBİ SÖZLER SÖYLENİRDİ: "Küçüktüm ve 'pis Kürt' gibi sözler gelirdi kulağıma. Bu sözler bana 'farklı' olduğumu hissettirdi. Aynı zamanda ikinci kimliğim olduğunu öğrenmiş oldum ve bu bana bir zenginlik kattı. Sonralarda Fransa'da dostlarımın yanında Kürt olduğumu söylediğimde bazılarının 'Bu da nereden çıktı?' demeleri beni saşırttı, biraz yaraladı. Sanki 'değişik' olmak bir kusurmuş, bunu ifade etmek bir suçmuş gibi söyleniyordu. Bunlar beni etkilemedi diyemedim, diyemem. İnsanların ne kadar kültüre sahiplerse o kadar zengin olduklarını düşünüyorum. Büyük memleketler, büyük devletler bünyelerinde birçok kültürel zenginlikleri barındırır. Fransa da, Türkiye de bunun için büyük ülkeler."
BU SERGİ BENİM GERİ DÖNÜŞÜM: "2010'da Türkiye Mevsimi çerçevesinde ELELE Derneği'nden Gaye Petek, bir sergi için benden de resim istemişti. Eski dostlarım Fikret Mualla, Selim Turan, Mübin Orhon, Nejad Devrim, Abidin Dino gibi ressamlarla o duvarları paylaşmak beni çok duygulandırdı. Özlemim büyüdü. Bir 'geri dönüş' diyebiliriz belki ya da köklerini bulma. Çok mutluyum bugün İstanbul'da resimlerimi sergilemekten, herkesin onları görebilmesi beni heyecanlandırıyor."