Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Kerem Seçkin. Davulcu, besteci ve prodüktörüm. Müziğe çok küçük yaşlarda başladım ve zamanla özellikle caz müziği benim için önemli bir ifade alanına dönüştü. Berklee College of Music'te Jazz Composition ve Performance bölümlerinden mezun oldum. Berklee süreci benim için yalnızca akademik bir eğitim değil, aynı zamanda farklı kültürlerden müzisyenlerle bir arada üretmeyi öğrendiğim çok değerli bir deneyimdi. Şu anda Boston'da yaşıyorum; burada çeşitli konser projelerinde yer alıyor, kayıt session'ları yapıyor ve bestecilik yönümü geliştirmeye devam ediyorum. Yakın zamanda ise Los Angeles'a taşınmayı planlıyorum. LA, hem prodüksiyon hem de müzik endüstrisi açısından benim için yeni kapılar açabilecek bir şehir.
Yeni EP'niz City Sketches'tan bahsedelim. Bu proje nasıl ortaya çıktı?
City Sketches, Boston'da geçirdiğim zaman boyunca zihnimde biriken müzikal fikirlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Başlangıçta bu fikirlerin hiçbiri "bir EP yapma" düşüncesiyle yazılmadı; daha çok günlük tutar gibi, kısa müzikal eskizler üretmek istedim. Zamanla bu eskizler gelişti, formlar kazandı ve birbirleriyle bağ kurmaya başladı. Boston'daki bu dönem benim için hem müzikal hem de kişisel anlamda oldukça dönüştürücüydü. Bu süreci somut bir hatıraya dönüştürmek istedim. EP'nin ismi de tam olarak bunu yansıtıyor: Şehirde yürürken yakaladığım anlar, hisler ve sesler.
EP şu an hangi aşamada?
Kayıt sürecini tamamladık. Müzisyenlerle canlı hissi koruyabilmek için mümkün olduğunca aynı ortamda, organik bir kayıt almaya özen gösterdik. Şu anda mix aşamasındayız. Bu süreçte her parçanın kendi karakterini koruması benim için çok önemli. Çıkış tarihi henüz netleşmedi ama artık son virajdayız; çok yakında paylaşacağız.
Albüm bir quintet çalışması. Kadrodan bahseder misiniz?
Evet, City Sketches bir quintet projesi. Trompette Valerio Apuzzo, alto saksofonda Sen Yoshimura, piyanoda Leomar Cordero, kontrbasta Kapees Sukhavasi yer alıyor, davulda ise ben bulunuyorum. Bu müzisyenlerin her biri hem teknik olarak çok güçlü hem de müzikal olarak oldukça açık fikirli. Bazıları hâlâ Berklee'de eğitimine devam ediyor, bazıları ise Berklee Global Jazz Institute master programında. Bu projede özellikle kolektif bir enerji yakalamak istedim ve herkesin müziğe kendi karakterini katmasına alan açtık. EP'de toplam dört parça var. Parçaları tek tek konuşalım isteriz. İlk parça Illusions. Illusions, EP'nin atmosferini kuran ve dinleyiciyi bu dünyaya davet eden bir parça. Alto saksofon ve piyano için yazdığım bir giriş bölümüyle başlıyor; ardından dinleyici kendini oldukça hızlı bir şekilde parçanın ritmik akışı içinde buluyor. Soyut, biraz belirsiz ama aynı zamanda merak uyandıran bir yapısı var. İlk başta serbest bir fikir olarak ortaya çıktı ve net bir formu yoktu. Zamanla katmanlar ekledikçe ve grup içinde çaldıkça şekillendi. Dinleyicinin melodiyi ve dokuları adım adım takip ederek parçanın kurduğu dünyaya girmesini istedim. İkinci parça Silver Linings. Bu parça özel bir referans taşıyor. Silver Linings'de Horace Silver'ın Peace parçasının armonik yapısını bir iskelet olarak kullandım ve bu yapıyı yeniden şekillendirerek kendi fikirlerimi ekledim. Bu benim için hem bir saygı duruşu hem de önemli bir öğrenme süreciydi. O armonik dili, kendi melodik yaklaşımım ve 3/4 zaman hissiyle yeniden yorumladım. Parça umut ve iyimserlik temasını taşıyor ama bunu doğrudan değil, daha dolaylı bir anlatımla yapıyor. Klasik caz geleneğiyle kendi müzikal dilim arasında bir köprü kurmaya çalıştım.
EP'nin öne çıkan parçalarından biri de What I Hear. Bu parça nasıl ortaya çıktı?
What I Hear, akademik bir çalışmanın zamanla kişisel bir besteye dönüşmesinin güzel bir örneği. Berklee'de Greg Hopkins'in verdiği Post Bebop Harmonic Innovations dersinde, "tonic systems" konusunu işlerken bu sistemleri kullanarak bir jazz standardını reharmonize etmemiz istenmişti. Uzun süredir John Coltrane'i dinleyen ve onun armonik yaklaşımını anlamaya çalışan bir müzisyen olarak, bu ödevde I Hear a Rhapsody parçasını Coltrane armonileriyle yeniden ele almayı seçtim. Ortaya çıkan yapı beni çok heyecanlandırdı ve bunun yalnızca bir ödev olarak kalmasını istemedim. Bu armonik zemin üzerine kendi melodimi yazdım ve parça zamanla bağımsız bir kimlik kazandı. İsmi de buradan geliyor: Hem duyduğum armonik dünya hem de benim müzikal olarak "duyduğum" cümleler.
Son parça Patience. EP'yi nasıl tamamlıyor?
Patience, EP'nin sakin bir parça. Enstrümantasyon olarak diğer parçalardan farklı bir şekilde elektronik piyano kullanmayı tercih ettik. Bunun parçanın yapısına çok iyi uyduğunu ve albüm için farklı ama dengeli bir kapanış yarattığını düşünüyorum. Parça; sabır, zaman ve bekleme hissi üzerine kurulu. Boston'daki sürecimin sonuna yaklaşırken, her şeyin hemen gerçekleşmek zorunda olmadığını kabullenmeye başladığım bir dönemde yazıldı. EP'yi daha içsel ve daha yavaş bir noktada kapatmak istedim.
Bu albümde sizi etkileyen müzisyenlerin izlerini özellikle hangi parçalarda duyuyoruz?
Özellikle What I Hear ve Silver Linings'de, Berklee'de bulunduğum süre boyunca derinlemesine incelediğim müzisyenlerin etkisi oldukça belirgin. Ancak bu etkileri birebir kopyalamaktan ziyade, onların düşünme biçimlerini ve yaklaşımlarını kendi müzikal dilimin bir parçası hâline getirmeye çalıştım. Bu benim için çok önemli bir denge. Dinleyiciler City Sketches'ı dinlerken ne hissetsin istiyorsunuz? Dinleyicinin, bir şehrin içinde yürüyormuş gibi hissetmesini istiyorum. Kimi zaman kalabalık bir sokakta, kimi zaman sessiz bir ara sokakta… Farklı anlar, farklı duygular ve kısa duraklar. City Sketches benim Boston'da geçirdiğim bir dönemin müzikal günlüğü ama aynı zamanda herkesin kendi şehir hikâyesini ve anılarını da bu müziğin içinde bulabileceğine inanıyorum.