KUNDUZ, Afganistan - Afganistan'ın bir zamanlar barış içinde olan kuzeyindeki ayaklanmalara karşı koymak zorunda kalan Almanya Ordusu, 2'inci Dünya Savaşı'ndan beri ilk kez aralıksız ve kanlı mücadeleye katılmak zorunda kaldı. Almanya muhalefeti askerlerin orada kalması ve savaşmasına izin verip vermeyeceğini tartışıyor. Bir diğer konuysa, Alman askerlerinin Amerikalı generallerin iddia ettiği türden bir karşı mücadeleyi vermek için katı kurallara bağlı yükümlülüklerinden sapmalarına izin verilip verilmeyeceği. Soru şu ki, Amerikalılar kendi kurallarıyla savaşlarını sürdürürken, müttefiklerinin başka tür bir savaş mı yürütecek? İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Alman toplumu meşru müdafaa dışında askeri güç kullanmayı reddetti ve nesiller boyu barışseverlik tüm ülkeyi birleştirdi. Alman liderler son yıllarda, özellikle de Kosova Savaşı'ndaki hava saldırılarına katılarak bu yasakları kademeli olarak kaldırmaya başladı. Nato kontenjanının en büyük üçüncü askeri birliği olan 4 bin 250 kadar Alman askeri, Afganistan'da karşılaştıkları durum dolayısıyla oldukça ilerleme kaydetti. Alman askerleri, 20 Ekim'de iyi niyet gösterisi olarak Kunduz'un 35 kilometre uzağındaki Yanghareq köyüne battaniye, voleybol topu ve işaret feneri dağıttı. Yaklaşık bir saat sonra ellerinde makineli tüfek ve bazukalı isyancılar, Alman bölüğündeki başka bir grup askere pusu kurdu. Çatışma siville Taliban'ı ayırt etmeyi imkânsız hale getirinceye kadar, Alman askerleri isyancılara karşı direnip bir kişiyi öldürdü. Alman askeri kurallarına göre kimliği tam açıklanmayan Kıdemli Başçavuş Erik S., "Onlar bize saldırdı, biz de onlara karşılık verdik" diyor ve ekliyor, "Her iki taraftan da insan zayiatı olacak. Bu kadar basit. Bu bir savaş." Kıdemli Başçavuş şöyle devam ediyor, "'Savaş' kelimesi halk arasında daha yüksek sesle telaffuz edilmeye başlandı ve politikacılar artık bunu saklayamıyor." NATO ve Almanya yetkilileri bunun, Almanya'da savaşa karşı olan muhalefeti bilen Taliban ve El Kaide liderlerinin siyasi açıkgözlülüğünün bir kanıtı olduğunu söylüyor. Taliban ve El Kaide durumdan faydalanmayı umarak ve NATO müttefikleri arasında parçalanmaya yol açarak, Afganistan'daki Alman personele saldırılar düzenliyor. Görsel ve sesli terörist saldırı tehdidinde de bulunuyorlar. Alman askerlerini çekilmeye zorluyorlar. Afganistan'daki en üst düzey Amerikan yetkilisi ve NATO Kuvvetleri Komutanı General Stanley A. McChrystal, Hollanda ve Kanada gibi ülkeler çekilme planlarını tartışmaya başlarken, NATO müttefiklerine savaşa daha çok askerle katkıda bulunmaları yönünde baskı yapıyor. Eylül ayında Taliban'ın yanı sıra sivillerin de ölümüne yol açan, kaçırılan iki tankerin Alman yetkililerin emriyle bombalanması üzerine, Almanya ve Amerika arasındaki ilişkiler gerildi. Üçüncü Bölük'e bağlı 391'inci Mekanize Askeri Taburu'ndan askerler, giderek karmaşık halen görevleri için yetersiz elemana sahip olduklarını söylüyor. Afgan savaşında hayatını kaybeden 36 Alman askerinden Haziran ayında ölen ikisi, bu bölükte görev yapıyordu. Askerler, hava saldırısını sorguladıkları için sadece müttefiklerini değil, kendi siyasetçilerine de tepkililer. Diğer hayal kırıklıkları ise, Alman halkından gereken desteği alamadıkları için. Almanya buradaki asker sayısında 4 bin 500 üst sınırında tutuyor. İsmini vermek istemeyen bir NATO yetkilisi, Almanya'nın yapmaya çalıştığını "siyasi bir deli gömleği" giymeye benzetiyor. İsyancı hareketlerin özellikle yoğun olduğu Chahar Darreh isimli bir bölgeye inen bir Alman paraşütçü bölüğü, birkaç saldırıyı püskürterek, bölgede yedi gece sekiz gün kaldı. Bölük komutanı Thomas K., "Biz burada kaldıkça yerel insanlar bize daha iyi davranmaya başladı" diyor. Bölük, başka bir bölükle üç günlüğüne görev değişikliği yaptı ama sonra yeni Alman askerlerine karşı bombalı saldırı beklendiği yönündeki istihbarat bilgisi gelince, yeni bölük mevkiyi terk etti. Komutan şöyle dedi, "Biz buraya döndüğümüzden beri oraya kimse gönderilmedi."