İnsanlar kendini beğenmiş yaratıklardır. Üniversite profesörlerinin yüzde 94'ü ortalama öğretmenlerden daha iyi olduklarını düşünürken sürücülerin yüzde 90'ı da direksiyonda ortalamanın üstünde olduklarına inanıyorlar. Bilgisayar yöneticileri kendi sektörleriyle ilgili bir testte cevapların yüzde 5'inde yanlış yaptıklarını sanıyorlardı. Oysa yüzde 80'inde yanılmışlardı. Finansal âlemde dahiler riskin üstesinden geldiklerine inanmaya başlar. Kendini beğenmenin şenlik ateşi geçen yıldan beri Washington'da yanıyor. Finans üstatlarının budala oldukları ortaya çıktığından beri hükümetteki üstatlar kendilerinin sahiden akıllı olmaları gerektiği sonucuna vardılar. Hükümette, sorunlara yukarıdan bakmaya ve onları ince bir ayarla, tarafsız bir şekilde çözmeye çalışan son derece akılcı Yunan tanrılarının edası var. Yönetimde kendini beğenmişliğin olduğu durumlarda idareciler toplumu dinamik ve karmaşık bir organizma olarak değil, yeniden kurulabilen bir makine olarak görmeye başlarlar. Kendini beğenmenin örnekleri her alanda görülüyor. Fakat biz bir tanesiyle yetinelim: Finans kesimindeki ödemelere bir sınır getirme çabalarıyla. Wall Street'in kendini beğendiği günlerde, finansal devler birbirlerine gayri safi milli hâsılalar seviyesinde maaş paketleri veriyor ve bunu hak ettiklerine inanıyorlardı. Wall Street şirketleri burunları sürtmüş olarak bugünlerde kurallarını tekrar kaleme alırken Obama yönetimi ödeme reformunun kendi denetiminde olması gerektiğine karar verdi. Mali çöküşe yüksek ücretlerin yol açtığına kimse ciddi olarak inanmıyor; spekülatif balonlara dayalı grup düşüncesiydi buna yol açan. Fakat yöneticilerin ücretlerini tırpanlamak iyi oy getiriyor. Büyük işlerin hepsini alçakgönüllülükle de, kendini beğenerek de yapmanın yolları var. Ücretleri alçakgönüllülükle düzenlemek, hükümeti bireysel ödeme kararlarına bulaştırmadan, gücü hissedarlarla yöneticiler arasında tekrar dengelemek olmalıydı. Fakat şu an alçakgönüllü bir hava yok. Hazine yetkilileri bir dizi şirkette bireysel maaş paketleriyle ilgili kararlar almakla meşguller - ve birbirinden farklı onca insanın motivasyon psikolojisini anladıklarına göre bu yetkililerin sahiden birer zekâ küpü olması gerek. Bu arada Merkez Bankası da bankaları denetlemeye ve aşırı riske yol açan ödemeleri veto etmeye soyundu. Yatırımlar meyvesini vermeden yıllar önce aşırı riski belirleyebildiklerine göre bu uzmanlar sahiden müthiş akıllı olmalılar. Yönetimdeki en iyi ve en zekiler şimdi mevcut maaş sözleşmelerini yeniden yazıyorlar ve onların kararlarına göre belli firmalar rakiplerinden çok daha az ücretler vermek zorunda kalacak. Alçakgönüllü bir hükümetin yapacağı gibi, oyun sahasını düzleştirmek yerine karmaşık yollardan onu bozuyorlar. Tabii inceden inceye kotarılmış planları baş aşağı etmek konusunda gerçekliğin de kendine göre yolları var. 1989'da altın paraşüt denen özel yönetici tazminatlarını kısıtlama çabaları ters tepmiş ve şirketlerin altın paraşüt paketlerini yasal sınıra kadar dayandırmalarına yol açmıştı. Yönetici ödemelerine sınır getirmek için 1993'te çıkarılan bir yasa, hisse opsiyonlarının daha çok kullanılmasıyla sonuçlanmış, insanları riskli davranışlara itmişti. Ödemelerin sınırlandırılması öncesinde, en yüksek maaş alan 25'er yönetici içinden, A.I.G.'de 12, Bank of America'da da 11 kişi şimdiden işinden ayrıldı. Kaç müstakbel dehanın sıkıntı içindeki bu şirketlerde çalışmaktan caydığınıysa hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Citigroup bankasının enerji birimi eskiden beri gerçekten de yüksek bir performansa sahipti. Fakat banka, yeni maaş rejimi uyarınca, o birimin başındaki insana hak ettiğini düşündüğü ücreti veremedi. Ve o kârlı birimi kelepir fiyata Occidental Petroleum şirketine satmak zorunda kaldı. Yeni kuralların belki yöneticilerin zenginliğine ciddi bir etkisi bile olmayacak. Sadece ödemelerin bazı gizli yollardan yapılmasına neden olacak ve riskli davranışları piyasanın görünmeyen alanlarına itecek. Buradaki mesele, yine, hükümetin harekete geçip geçmemesi değil, harekete geçerken bilgisinin sınırlarını bilip bilmemesi. Hükümetimiz bazen sanki bu sınırlardan haberi yokmuş gibi; devlet yetkililerinin General Motors'u nasıl yeniden yapılandıracaklarını, en çok gelecek vaat eden pil teknolojisini nasıl seçeceklerini, sağlık sistemini baştan aşağı nasıl düzelteceklerini veya yönetici maaşlarına ilişkin karmaşık sistemin ince ayarını nasıl yapacaklarını bilmediklerinden haberi yokmuş gibi görünüyor. Dahası, federal yetkileri genişleten Obama ve maiyeti, Beyaz Saray'a yeniden yerleşince Cumhuriyetçilerin bu gücü nasıl kullanacaklarını kendilerine sanki hiç sormuyorlar. Özel sektörün maaşlarını belirlemek ve kötülerin peşinden gitmek için hukuk dışı yollara başvurmak konusunda kendilerine güveniyorlar, ama aynı güveni gelecekteki bir Dick Cheney'e duyabilirler mi? Umarım ne yaptıklarını biliyorlardır. Çünkü geleceğin Dick Cheney'i göreve geldiğinde onun önce köşe yazarlarının maaşının peşine düşeceğine eminim.