Başkan Obama'nın geçenlerde gerçekleştirdiği Çin ziyareti, küresel ekonominin kalbinde yer alan ve karşılıklı bağımlılık esasına dayanan ilişkiyi gözler önüne seriyor. Çin, özel sektörünü büyütmek için Amerika'nın satın alma gücünü kullanırken, Amerika da kamu sektörünü büyütmek için Çin'in borç verme potansiyelini kullanıyor. Yine de bu düzen tehlikeli bir şekilde bozulabilir ve eğer öyle olursa, bunun en muhtemel sorumlusu Çin'in ekonomik kapasite fazlası olacak. Yüz milyonlarca Çinli köylü, tarihin en büyük ve en hızlı göçünde, son 30 yılda kırsal bölgelerden şehirlere taşındı. Bunun yürümesi için Çin hükümeti dolar karşısında ulusal para birimi reminbiyi (yuan) aşırı düşük oranlarda sabitleyerek ihracatçılarını destekledi. Bu, ihracat alanında nispeten yüksek maaşlı işler yarattı. Ek olarak doğrudan kredi yardımı ve kıyı işletmeleri için ayrıcalıklar da verildi. Böylece şimdiye kadar görülmemiş oranda Çinli, ülkenin geleceğine ortak edildi. Bununla birlikte bu yardımlar kapasite fazlasına yol açtı ve yatırımların her ne pahasına olursa olsun desteklenmek zorunda olduğu tehlikeli bir siyaset dinamiği yarattı. Çin neredeyse bütün sektörlerinde fabrikalar ve üretim kapasitesi yaratıyor ama son yatırımların yakın bir zamanda kârlı bir hale dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belli değil. Otomobil, çelik, yarı iletken, çimento, alüminyum ve emlak sektörlerinin hepsinde aşırı kapasiteye dair işaretler mevcut. Şanghay'ın merkezinde çok sayıda ofis boş duruyor ama inşaatlar yine de devam ediyor. Şimdiyse Çinli planlamacılar satılmayan ürünlerle dolup taşan sektörlerde yatırıma kısıtlama getirilmesi gerekliliğinden bahsediyor. Küresel pazar gücünü yitirmiş durumda ve iç talep aslında hiçbir zaman yeterli olmadı. Sürdürülebilir olmayan projeleri ve finansal uygulamaları desteklemek anlamına gelse bile, bölgesel yetkililerin yerel işletmeleri ve üretim istatistiklerini desteklemek için bir nedeni var. Bağımsız bir işletme için sermaye kaynağı sağlamanın en bilindik yolu, bir büyüme planı ortaya koymaktır. Çok az sektörün yeterli olgunluğa eriştiği ve büyümenin çok yaygın olduğu bir ülkede, herkes gelecekte kârlı hale gelme sözü verebilir. Genel olarak Çin'de şeffaflıktan söz edilemez. Çin'in gayri safi milli hâsıla istatistikleri, gerçek satış rakamlarından çok üretim istatistiklerine dayanıyor. Çin'in mali politikaları, istihdama ve politik istikrara yönelik ve bu yüzden yetkililer hangi projelerin en sorunlu olduğunu veya hangilerinin iptal edilmesi gerektiğini açıklamaktan kaçınıyor. Çok gerçek bir kriz ihtimali var. Çin, 30 yıl boyunca muntazam bir ekonomik büyüme kaydetti. Böyle bir büyüme trendi karşısında fazlasıyla iyimser olmak insan psikolojisinin bir sonucu. Eğer Çin'in ekonomik mucizesi sert bir kayaya çarparsa, bunun ABD için ne gibi sonuçları olacak? Çin'deki ticari girişimlerin çoğu kârlı olmaktan çıkacak. İşten çıkarmalar ve huzursuzluk artmaya başlayacak. Çin hükümeti muhalif sesleri bastırmaya devam edebilir. Çin halkı geleceğinin kapitalizmde olup olmadığını merak ederken, ülkedeki yabancı yatırımcılar da endişelenmeye başlayacak. Aşırı büyümüş işletmeler sermaye yatırımlarının işe yaramasını sağlamaya ve zararlarını telafi etmeye çalıştığı için ekonomik açıdan Çin'in ihracatı büyük ihtimalle azalacak. Amerikan şirketleri Çinli şirketlerle rekabet etmekte zorlanacak ve her iki ülke üzerinde de deflasyona neden olan baskılar oluşacak. Ve eğer Çinliler daha ucuz fiyata daha çok mal satacak olursa, toplamda ellerine daha az para geçecek ve bu yüzden ABD'ye verecek daha az paraları olacak. Çin, iç sorunlarını halletmek veya ülkedeki çıkar gruplarının gönlünü almak için rezervlerinden daha fazlasını kullanmak zorunda kalabilir. Amerika Birleşik Devletleri daha yüksek borçlanma maliyetleriyle karşılaşacak ve mali durumu hızla sürdürülemez bir hal alacak. Şimdilik iki büyük hatadan kaçınmalıyız. Birinci hata, borçlanma maliyetleri şu anda düşük olduğu için, mali sorumluluğumuzu göz ardı ederek (tabii ki Çin'in yardımlarıyla) hiç durmadan borç alabileceğimizi düşünmek. İkincisiyse, Çinlilerden çok fazla ayrıcalık beklemek. Bugünün rakamları, Çin'in güçlenirken ABD'nin görece olarak zayıfladığını gösteriyor. Yine de kısa süre içinde Çin'in ekonomik zayıflığının ekonomik büyüklüğünden daha büyük bir sorun haline gelmesi, kuvvetle muhtemel.