HALEP, Suriye - Suriye ve Türkiye eylül ayında vize kısıtlamasını kaldırdığından bu yana, Türk ziyaretçiler bu renkli şehre akın ediyor. Halep'in eski çarşısındaki seyyar satıcılar, şimdi müşterilere Türkçe sesleniyor. Sınırlar arası ticaret de patlama yapmış durumda. Kamuoyu önünde balayı havası estiren her iki ülkenin lideri de birbirinden uzun zamandır dost olarak bahsediyor. Ama bu yakınlaşma, ticaretin veya Türk-Arap düşmanlığının çöküşünün ötesinde bir şeyi ifade ediyor. Türkiye ile oluşturulan yeni sıcak ilişkiler, Suriye'nin din, petrol, gaz ve İsrail ile barış gibi konularda, geleceğe dair umutlarında bir hareketlilik yarattı. Bazılarına göre, Suriye'nin laik, ılımlı Türkiye ile yakınlaşması, İran ile tartışmalı ittifaktan uzaklaşması anlamına geliyor. Diğerlerine göre, Türkiye'nin daha açık ve kozmopolit toplumunun kabulü anlamına geliyor. Ve Suriye'nin Devlet Başkanı Başar el Esad'ın da dâhil olduğu çoğunluğa göre, Batı baskısına daha dayanıklı bölgesel ve canlı bir ekonomi yaratmak için de bir ümit ışığı sunuyor. Şam'daki Uluslararası Araştırmalar Doğu Merkezi Başkanı Samir el Taki, "Olanlar, bölgeyi yeniden toparlanması anlamına geliyor. Ayrıca Batı'nın burada bir şeyler karıştırmak için daha az gücü olduğu hissini uyandırıyor. Bence Suriye, jeopolitik pozisyonunu yeniden tanımlamak için çok istekli" diyor. Bu istekler, Suriye ekim ayında Avrupa Birliği ile uzun yıllardır beklediği ekonomik anlaşmayı daha iyi şartlar beklediğinin işaretini vererek imzalamayı ertelediğinde daha da belirginleşmişti. Anlaşma, 2004 yılında, Suriye, Irak'ın işgaliyle tehdit altında olduğunu hissedip ekonomik ve politik destek bulma konusunda da zor durumda olduğu bir zamanda parafe edilmişti. Gözlemciler Suriye liderlerinin kendilerine güvenlerinin arttığını belirtiyorlar. Suriye'nin kazandığı güven, hâlâ problemli olan ekonomisinden çok politik konumuyla ilgili. Suriye'nin militan gruplar Hamas ve Hizbullah'a desteğine karşın Batı kaynaklı tecrit azalıyor. Suriye'nin Türkiye ile ilişkisi bu politik düzenlemeye yardımcı oldu. Türkiye, Suriye ile İsrail arasında 2008 yılındaki dolaylı görüşmelere aracılık ederek Batı'da barış anlaşmasına ilişkin umutları yeniden canlandırdı. Ama Türkiye'nin Suriye'yi ılımlı bir çizgiye çekeceği ve bölgesel barış olacağına dair yaygın kanı her ne kadar uzak bir hayal olsa da, faydalı oldu. Türkiye'nin İsrail ile ittifakı, İsrail'in Gazze'de bir yıl önce gerçekleştirdiği, bölgede öfkeyi ateşleyen ve Suriye'nin Hamas ile ilişkisinin politik ağırlığını yeniden teyit eden harekâttan bu yana zayıfladı. İsrail, Suriye ile yeniden dolaylı görüşmelere başlamak yönündeki ilgisini ifade ediyor ama Suriye'de pek çok çevre buna şüpheyle yaklaşıyor. Esad, Türkiye'nin doğalgaz boru hatları üzerine inşa edilen bölgesel enerji ağının teşvik edilmesi yönündeki umutlarını açıkça ifade etti. Şam'daki ekonomi analisti Nabil Sukkar şöyle diyor: "Suriye ile Türkiye arasında bölgesel bir ticaret merkezi oluşturulması ve Avrupa'yı Basra Körfezi ve Doğu'daki diğer ortaklarla bağlantı kurulması için vizyon geliştiriliyor." Bu politik açılım, Türkler ve Araplar arasında kültürel ve sosyal ilişkilere de yansıdı. İlk kez üç ay önce Suriye'yi ziyaret eden ve artık kabak çekirdeği ile başka yiyeceklerin ticaretini yapmak üzere Suriye'ye düzenli olarak gelen Türk işadamı Ömer Sönmez, "Eskiden buraya gelmekten korkardık" diyor ve ekliyor: "Çok kapalı bir toplum olacağını, sokakta kadınların olmayacağını düşünmüştük. Ama Avrupalılarla konuştuğunuzda onlar da Türkiye için aynı şeyi söylüyor!" Sönmez, Halep'te pazar yerindeki kalabalığa bakarak, "Bakın. O kadar da farklı değiliz. Hatta yüzlerimiz bile aynı" diye konuşuyor.