Bıll Gates beş yıl önce olağanüstü bir teklifte bulundu. En büyük küresel sağlık sorunlarını çözmeye yönelik fikirlerini sunmaları için bilim insanlarına çağrıda bulundu. Bu sorunlara AIDS ve sıtma aşılarının yetersizliği, çoğu aşının soğuk ortamda tutulması ve şırıngayla verilmesi zorunluluğu, manyok ve muz gibi birçok tropikal ürünün yeterince besleyici olmaması gibi konular da dâhildi. Çağrıya bin 600 cevap geldi ve bunlardan ilk 43'e girenler o kadar umut vericiydi ki, Bill & Melinda Gates Vakfı onlara beş yıl süreyle 450 milyon dolarlık bağışta bulundu. Beş yıl artık doldu. Ve vakıf, sonuçları değerlendirmek için geçtiğimiz günlerde bütün bilim insanlarını Seattle'da topladı. Bill Gates bir röportajda biraz umutsuz konuşuyor ve birkaç kez, "Başladığımızda biraz safmışız" demek zorunda hissediyordu. Soğutulması gerekmeyen aşıları örnek verip, "O zamanlar, 'Bu gidişle 2010'a kadar ısıya dayanıklı (termostabil) aşılardan bir sürü yapabiliriz' diye düşünüyordum. Ama hedefe yaklaşamadık bile. Hatta 2015'e kadar bir tane üretirsek şaşırırım" diyor. Gates, 2007'de bilim insanlarına milyonlarca dolarlık yeni bilimsel burslar vermektense 100'er bin dolarlık yüzlerce burs dağıtmaya başladı. Bu miktar büyük atılımlar yapmaya yetmez ama mevcut çalışmalara ek katkı için araştırmacıları "teşvik" edebilir. "Ayrıca" diye ekliyor Gates, "kalkınmakta olan ülkelerdeki bilim insanları 100 bin dolarla çok şey yapabilir". Gates, "Bilimsel ilerlemenin hayat kurtarabileceğine dikkat çekmek konusunda genel olarak çok başarılıydık. Ancak ben bugüne kadar uygulamaya geçilebileceğini sanıyordum. Hâlâ 10 yılımız var" diyor. Şimdi Bill & Melinda Gates Vakfı'nın verdiği bursların bazı sonuçlarına bakalım.
Kuru Aşılar
Bursların azalmasından en çok ısıya dayanıklı aşılar üstünde çalışanlar etkilendi. İşe yarayan bazı teknikler geliştirilmişti ama devam etmeleri için hepsini desteklemeyi sürdürmek akla yakın değildi. Ayrıca sıcak ortama dayanıklı bir, iki aşının olması da çok anlamlı değil, çünkü kalan aşılar için kırsal kesimdeki sağlık merkezlerinin yine soğutucu ve elektriğe ihtiyaçları olacak. Massachusetts'teki Tufts Üniversitesi'nden Abraham L. Sonenshein, tetanos aşısı proteinlerini bakteriyel tohumlar halinde birleştirmeyi başardı. Bunun özelliğiyse soğuğa ve sıcağa dayanıklı olması ve sprey olarak burna sıkılabilmesiydi. Fakat difteri ve boğmaca aşılarında, insanlarda deney yapma aşamasına sıra gelmeden bursu sona erdi. Colorado Üniversitesi'nden Kimyager Robert E. Sieversde esas hedefine ulaştı ve bir kızamık aşısını kuru olarak saklanabilen bir şeker matriksine bağladı. Sievers'in bursu yenilenmeyecek, ama kendisi Hindistan Serum Enstitüsü'yle işbirliğine gidiyor. Vakıf, ısıya dayanıklılıkla ilgili iki çalışmayı desteklemeyi sürdürüyor. Bunların ilkinde aşılar burun deliklerinde emilebilen nano parçacıklara bağlanıyor. Michigan Üniversitesi Nanoteknoloji Enstitüsü'nün Müdürü Doktor James R. Baker, bu yöntemin hepatit B ve grip aşılarında işe yaradığını belirtiyor. Isıya dayanıklı ikinci aşı da sıtmayı hedef alıyor ve şişelenmek yerine filtre kâğıdında kurutulabiliyor.
Sivrisinek "Olfaktisitleri"
"Sivrisinek antenleri gibi davranan hücre duyargaları" geliştiren ve "deney ortamında sivrisineklerin koku alıcılarını üreten" New York Rockefeller Üniversitesi'nden Leslie B. Vosshall ve New York Columbia Üniversitesi, Howard Hughes Tıp Enstitüsü'nden Doktor Richard Axel, sivrisineklerin insanları algılamasına engel olabilecek molekülleri bulmaları için 5 milyon dolar almışlardı. Onların da Gates bursu iki yıllığına yenilendi.
'Yorgun' Bağışıklık Hücreleri
Bir başka burs da epeyce ticari destek gördüğü için sona erdiriliyor. Atlanta Emory Üniversitesi'nden İmmünolog Rafi Ahmed, bağışıklık sistemindeki T hücrelerinin HIV ve hepatit C gibi bazı virüslerle savaşırken niçin "yorulduklarını" araştırıyordu ve hücrelerin "engelleyici reseptörler" geliştirdiğini buldu. Ayrıca farelerle maymunlarda, bu engelleyici reseptörleri bloke ederek hücreleri canlandıran molekül veya antikorlar bulunduğunu keşfetti. AIDS'li insanların yorgun hücrelerini canlandırmanın ve zehirli ilaçlara ihtiyaç bırakmamanın yollarını arayan Ahmed, "Henüz çözüm yok, ama umutluyum" diyor. T hücreleri, kanser dâhil, birçok hastalıkta kilit rol oynadığı için Ahmed, Genentech ve Bristol-Myers Squibb gibi iki ilaç firmasından da, Ulusal Sağlık Enstitüleri'nden de teklifler alıyor. Daha İyi Bir Muz Avustralya'daki Queensland Teknoloji Üniversitesi'nden James Dale, muzlara A vitamini eklemeyi başardı ve şimdi de demir katmanın yollarını arıyor. Uganda'daki saha deneyleri yeni bir Gates bursuyla desteklenecek. Muz, Güney Amerika'dan Afrika'ya ve Hindistan'a kadar milyonlarca insanın temel besini. Dale, "Bebekleri sütten kesmek için de en iyi gıdalardan biri. Çünkü steril paketlerde geliyor ve kaynatılması gerekmiyor" diyor. Uganda hükümeti genetik değişime izin vermiş, ama Uganda muzları üstünde Ugandalı bilim insanlarının çalışması şartıyla. Bu çerçevede Gates bursunun bir bölümü "besleme deneylerine" ayrıldı. Deneylerden amaç, vitamindeki betakaroten maddesinden dolayı içi turuncuya çalan yeni meyvenin kabul görüp görmeyeceğini anlamak.
Daha İyi Bir Manyok
Ohio State Üniversitesi önderliğindeki BioCassava Plus konsorsiyumunun 7 milyon dolarlık bursu da 12 milyona çıkarıldı. Projenin baş araştırmacısı Richard T. Sayre, 10 yıla daha ihtiyaç duyulmakla birlikte orta vadeli hedeflere ulaşıldığını belirtiyor. Bu hedefler, yumru köklerdeki doğal siyanürü azaltmak, protein, demir, çinko, A ve E vitaminlerini artırmak ve manyokun hastalıklara direncini geliştirmekti. Manyok 800 milyon insanın temel besini. Fakat Greenpeace ve Dünya Dostları gibi çevreci kuruluşlar, Nijerya'yla Uganda'daki saha deneylerine muhalefet ederek projeyi yavaşlatıyor.
Sivrisinek ve Bakteriler
En hızlı ilerleyen proje, Avustralya Queensland Üniversitesi'nden Biyolog Scott O'Neill'inki. O'Neill, sivrisinekleri hemen olmasa bile yaşlanmadan önce öldüren bir bakteriyi (wolbachia bakterisinin bir türü) onlara bulaştırması için beş yıl önce 7 milyon dolar almıştı. Dişi sivrisineğin bir insandan dang humması virüsünü alması, içinde olgunlaştırması ve başka bir insana aktarması için "orta yaşlı" (14 gün kadar) olması gerekiyor. Fakat O'Neill'in çalışmasının sürpriz bir yan etkisi ortaya çıktı. Wolbachia bakterisi başka bir hastalık olan chikungunya'yı da bloke ediyordu. O'Neill, "Bu her şeyi değiştirdi. Sanki sivrisinekler için aşı geliştirmiş olduk. Bu sayede onlar daha baştan virüsü kapmıyor" diyor. Gates Vakfı O'Neill'in çalışmasını hâlâ destekliyor.
Kaslara Kök Hücresi
2005'te duyurulan projelerin en ses getireni, 1975'te tıp dalında Nobel Ödülü'nü alanlardan biri olan Doktor David Baltimore'unkiydi. Baltimore, akyuvar olmaya aday kök hücrelerini insanlardan alıp bu hücrelere bir virüs bulaştırmayı hedefliyordu. Bu virüsteki genler kök hücrelerin iç mekanizmasını yeniden programlayarak, HIV virüsüne iki ayrı yerden saldıracak çift başlı antikorlar üretilmesini sağlayacaktı. Fakat vakıf tarafından yapılan bir değerlendirme, "hedefi büyük, ama riski de yüksek olan bu yaklaşımı güçlüklerle dolu" buluyordu. Böylece burs farklı bir amaçla "yeniden düzenlendi". Buna göre ilgili antikorların şifrelerine sahip genler kas hücrelerine enjekte edilecek. Bu sayede AIDS aşısıyla ilgili mevcut çalışmalardan daha basit bir çözüm yolu bulunması umuluyor.