Korku f ilmi a lanında p ek a z i sim Hammer'dan daha fazla saygı uyandırır. Yönetmen John Carpenter, Hammer Film Prodüksiyon'un ilk gotik hiti "Frankenstein'ın Laneti"ni çocukken izlemenin kendisini dönüştürdüğünü söylüyor. Martin Scorsese de pek bilinmeyen "Frankenstein Kadını Yarattı"yı, "yüce bir film" diye niteliyor. Fakat bu küçük İngiliz film stüdyosu, 1970'lerde birçok mali zorlukla karşılaştıktan sonra tam da korku filmi sektörü yükselmeye başlarken film yapmayı bıraktı. Hammer'i tekrar canlandırmaya çal ışmak ise, Frankenstein'ın canavarını tekarar yaratmaktan zor görünüyor. Bir grup yatırımcı, 1980'de Hammer'ı satın almayı düşünürken şirketin en tanınmış filmlerinin haklarına sahip olmadığını görüp vazgeçti. Sanat taciri Charles Saatchi'nin başını çektiği bir konsorsiyum, 2000'de Hammer'ı satın aldı fakat yeni film çekmedi. 2007'de i se b ir k ablo t elevizyonunun yöneticisi olan Simon Oakes, şirketin film haklarını satın alınmasına ön ayak oldu ve haberlere göre yeni filmler için 50 milyon dolar topladı. Oakes'ın yapması gereken şey, Hammer markasına duyulan hayranlığı kullanıp zamana ayak uydurmak. 1950'lerin ortasından başlayarak on yıl süren altın dönemde, şirketin filmleri etkileyici renkli çekimleri, cinsellikten sakınmaması ve kaliteyle mizahı alışılmadık tarzda harmanlamasıyla çığır açmıştı. Fakat "Paranormal Activity" gibi filmlerle büyüyen genç seyirciler, Hammer filmlerinden nispeten bihaber. Tekrar film çekmeye başlayan Hammer'in ilk denemeleri, "Let Me In" ve "The Resident"in yeni çekimleri oldu. İkisi de oldukça iyi eleştiri almasına rağmen, büyük gişe başarısı elde etmedi. Fakat Oakes asıl iddialı projenin bu yıl sonunda dünya çağında gösterime girecek 13 milyon dolara mal olan "The Woman in Black" olduğunu söylüyor. İngiltere'de çekilen "The Woman in Black", bir hayalet filmi. Hammer geleneklerine uygun olarak bir yıldızı var. Harry Potter sonrası oynadığı ilk başrolde Daniel Radcliffe, suçluluk hisseden bir baba ve ölmüş bir kadının evinde dolaşırken hayaletler görmeye başlayan bir avukatı canlandırıyor. "Hammer'ın başarılı olması için geçmişine saygı göstermesi gerekir" diyor Oakes. Hammer 1934'te, bir müzikhol komedyeni olan William Hinds'in başını çektiği bir grup tarafından kuruldu. En kalıcı ve başarılı filmleri, klasik Universal Pictures canavarlarını tekrar ele alan gotik kostümlü dramlardı. Bu tüyler ürpertici prodüksiyonlara duru bir İngiliz nüktedanlığı da sokuluyordu. Hammer'ın en büyük iki yıldızından biri olan Peter Cushing Doktor Frankenstein'ı oynarken, tam karşısında canavar olarak Christopher Lee vardı. Canavara bir cinayette yardımcı olduktan sonra Cushing'in bir sonraki sahnesi, kahvaltıda medeni bir "Marmeladı uzatır mısın" ricasıyla açılıyordu. "Frankenstein'ın Lanet i"nin kazandığı başarı 1958'de "Drakula'nın Dehşeti" filmine ön ayak oldu. Bu filmde Lee'nin vampiri genç Scorsese'yi büyüledi. Scorsese son filmi "Hugo"da Lee'yi oynattı. İri göğüslerden geçilmeyen Hammer filmlerinde, cinsellik şiddetten daha ön planda oldu. Dört Hammer filminde oynayan Shane Briant, "İnsanlar üzerine kan sıçramış güzel kadınlar istiyordu" diyor. 1970'lerin başında, acımasız "Texas Chainsaw Massacre" ve "The Exorcist" gibi Amerikan korku filmleri karşısında Hammer sıkıcı gelir oldu. Hammer vampirleri modern bir bağlamda yeniden yorumladı ("Dracula A.D. 1972") ve çıplak lezbiyen vampirleri ("The Vampire Lovers") piyasaya sürdü. Fakat bu tür çabalar genellikle umutsuz görünüyordu. Korku filmi sektöründe daha korkuncu v e ş ok e diciyi a rama çabası hâlâ devam ediyor. Fakat yeni Hammer bununla rekabet etmeye çalışmak yerine cüretkâr bir kalite sergiliyor. "Let Me In" tarihte en olumlu eleştiriler alan tekrar çevrilmiş korku filmlerinden biri. Ve "The Woman in Black"in yönetmeni James Watkins meselenin korkutmaktan ibaret olmadığını söylüyor ve ekliyor: "Film bir şey anlatıyor. Kaybediş hakkında bir film bu." Ayrıca, iri göğüsler de bu filmde yok.
JASON ZINOMAN