Her şey Çin'in Chongqing şehrindeki bir otelde bulunan bir cesetle başladı. Ceset aşırı alkolden öldüğü söylenen İngiliz bir işadamına aitti. Derken bir belediye başkan yardımcısı, bazı açıklamalara göre yaşlı bir kadın kılığında şehirden gizlice ayrıldı ve Chengdu'daki Amerikan konsolosluğuna giderek oradakilere bir cinayet öyküsü fısıldadı. Şimdiyse Çin, 1989'da şiddetle bastırılan Tiananmen demokrasi hareketinden sonraki en büyük siyasi çalkantısını yaşıyor. Çin'in en önemli politikacılarından olan Bo Şilai, Politbüro'dan atıldı. Karısı, yasadışı yollardan kazanıldığı sanılan aile parasını yurt dışına kaçırmanın ücretinde anlaşamadığı ve İngiliz işadamını bu yüzden öldürdüğü şüphesiyle gözaltında. Vaktiyle ABD büyükelçisi Jon Huntsman'ın kızını bir randevuya götürmek için elçilik konutuna kırmızı Ferrari'siyle gelen ve Harvard'daki Kennedy School of Government'ta okuyan oğulları Bo Guagua, sırra kadem bastı. Bo Şilai'nin devletten aldığı küçük bir maaşla oğlunu önce İngiltere, sonra da Amerika'da okutacak yüz binlerce doları nereden bulduğu merak konusu. Çin'de herkes bu skandalı konuşuyor ve hükümet bu konuda kontrolü kaybetmiş durumda. Yaşanan rezaletin ulusal liderlik üzerinde uzun vadeli etkileri olabilir ve z aten o lmalı d a, çünkü bu, Çin'deki siyasi modelin artık pilinin bittiğine işaret ediyor. Cesur Çin dergisi Caixin, bir başyazıda, "Bo'nun düşüşü devlet gücünün kısıtlanması gerektiğini gösteriyor" dedi ve ekledi: "Mevcut gelişim aşamasında Çin'in cazibesi çok fazla olduğundan para ve iktidarın sık sık danışıklı iş yaptığını görüyoruz." Bugünlerde iyi Çinliler bile aynı akıma kapılabiliyor. Doktorlar hasta ailelerinden ameliyattan önce para alıyor. Gazeteciler rüşvetle yazı yazıyor. Okul müdürleri parayla öğrenci kabul ediyor. Yolsuzluk davalarında yargıçlık yapan Çinli bir arkadaşım davalılardan rüşvet alarak iyi bir hayat sürüyor. Bir Politbüro üyesinin oğlu olan bir başka arkadaşım da sırf adını bir emlak şirketine verdiği için birkaç yüz bin dolar almıştı. Yetki sahipleri bu yetkinin sarhoşluğuna kapılıyor. Çin'de yaşarken bir keresinde karımla birlikte birçok orta yaşlı resmi görevlinin olduğu bir davete katılmıştık ve davette büyük bir kadın sekreter kalabalığı da vardı. Bir bakan, Çin kökenli bir Amerikalı olan karımı sekreter sanarak görgüsüzce yaklaşmaya çalıştı. Sonrasına gelince, karımın onun akşamını mahvettiğini söylemekle yetineyim. Yolsuzluk akı l lara durgunluk verecek boyuta geldi. Devlete ait haber kanallarının bildirdiğine göre, bir demiryolu yetkilisi olan Zhang Shuguang 2,8 milyar doları zimmetine geçirerek yurt dışına kaçırmış. Çin merkez bankasının bir raporuna göre, 18 bin resmi görevli yolsuzluk yaparak yanlarında 120 milyar dolarla Çin'nden kaçmış. Kişi başına düşen ortalama, 7 milyon dolar. Bunun arkaplanında inanılmaz bir zenginliğin sefasını süren seçkinler var. 300 milyondan fazla Çinli temiz su bulamazken, ziyaret ettiğim bir kodamanın evinde kapalı bir basketbol sahası, bir sinema ve her biri on binlerce dolar değerinde nadir balıklarla dolu bir yapay göl vardı. Çincede birbirine benzeyen güç ("quan") ve para ("qian") sözcükleri, çoğu zaman eşanlamlı olarak kullanılıyor. Söylentilere göre Bo Şilai'nin karısı, İngiliz işadamı Neil Heywood aracılığıyla yurt dışına para çıkarıyordu ve ikisi komisyon konusunda anlaşamadı. Heywood kadını teşhir etmekle tehdit edince kadın da onu zehirledi. Bo taraftarları siyasi rakiplerinin ona tuzak kurduğunu düşünüyor. Çin'deki siyasi sistem olağanüstü badireler atlattıysa da bugün içinde ciddi çatlaklar var. Li Ruihuan'dan Wen Jiabao'ya kadar birçok yenilikçi lider yıllarca siyasi reformu savundu ve bizzat parti yetkilileri de hesap verilebilirliğe duyulan ihtiyacın giderek arttığını görüyor. Çinli liderler yıllar önce Çinli gazeteci Jiang Weiping'in çalışmalarını dikkate alabilirlerdi. Fakat onun yerine, Bo Şilai'nin yolsuzluklarını ima eden gazeteciyi hapse attılar. Görev süresi dolmak üzere olan Hu Jintao döneminde siyasi sistemin dondurulmasından Komünist Parti içinde bile epey hoşnutsuzluk duyuluyor. Bu sonbahar iktidarın yeni Komünist Parti lideri Xi Jinping'e geçmesi bekleniyor. Jinping liberalleşmeye daha açık görünüyor. Sıradan Çinlilerse çelişkileri açıkça görebiliyor. Bunu anlatılan fıkralardan da görmek mümkün: Üç adam siyasi muhaliflerin sık sık düştüğü Qincheng hapishanesinde karşılaşır. İlki Bo Şilai'ye karşı çıktığı için, ikincisi ise Bo Şilai'yi desteklediği için hapse girdiğini söyler. Üçüncüsü de der ki, "Kahretsin, Bo Şilai benim."
NICHOLAS D. KRISTOF