"Vatanını her şartta ve şekilde savunan, bunu yaparken asla sonunu düşünmeyen aziz milletimizin acizane bir ferdi olmanın şükrü ile başlıyorum o geceyi anmaya...
15 Temmuz 2016 akşamı Üsküdar'da bir dostumun mekanındaydık. O sıra yönetmen bir arkadaşım Ankara'dan aradı ve Ankara'nın bazı kavşaklarında ellerinde G-3 piyade tüfeği olan sivil kıyafetli insanlar gördüğünü, bir gariplik olduğunu söyledi. Evvela aklıma bir terslik olacağı gelmedi, zira bence olması için bir sebep de yoktu. Askerlik yapanlar bilir; biraz düşününce bahsi geçen silahın polis de olsa sivil görünümlü insanların elinde olamayacağı aklıma geldi. Oradaki arkadaşlara aldığım haberi aktardım; onlar da ilkin yadırgamadılar durumu. Biz de 'Bu devirde askeri darbe mi olur canım!' diyenlerdendik. Yanılmışız...
'BİR OYUNCU BANA DÜELLO TEKLİF ETTİ'
Kısa süre sonra hepimizin şahit olduğu tank ve uçak görüntüleri sosyal medyaya düşmeye başlayınca acı duruma vakıf olduk. Evet, bu devirde bile darbe olurmuş ve evet, su uyur düşman uyumazmış. Eve geldiğimde henüz devlet erkanından açıklama gelmemişti ancak bütün kanallarda anlam verilemeyen tank ve asker görüntüleri, uçak ve helikopter haberleri dolaşıyordu. Artık illegal bir girişim olduğu gün yüzüne çıkmıştı. Eşimle konuştum, helalleştim ve evimin bulunduğu muhitteki arkadaşlarla buluşmak üzere sokağa çıktım.
Ne yapacağımı bilmiyordum ama o gece ne yapmayacağımdan emindim. Bazıları gibi evde oturup
FETÖ'CÜ teröristlerin eli ile gerçekleştirilmeye çalışılan bu işgali film izler gibi izlemeyecektim. Küçükbakkalköy'deki meydana ulaşmaya çalışıyordum. Bir grup vatanseverle yekpare vücut olduğumuz meydana ulaştıktan sonra peş peşe Başbakan'ımızın ve Cumhurbaşkan'ımızın açıklamalarını duyduk. O açıklamalardan sonra bir anda caddelere, meydanlara sığmaz oldu insanlar. Çamlıca gişeleri, Selimiye Kışlası, Üsküdar meydan... Her yer insan seliydi. Belli ki milletimiz devletini de, devletinin reisini de vatan haini aşağılık FETÖ'cülere ve onların tasmalarını elinde tutan düşmanlarına teslim etmeyecekti.
O gecede unutamayacağım bir başka hatıram da, canım babam Halil Ürün ile gece yarısı 02.00-03.00 civarı yaptığımız telefon konuşmasıdır. O kısacık konuşmada ilk sorduğu soru "Neredesin?" oldu. Dışarıda olduğumu söylediğimde ise onun oğlu olduğum için şükretmeme sebep bir şey söyledi ki, kulağımdan ve kalbimden asla çıkmayacak: "Allah razı olsun oğlum. Biz seni bugün evde oturman için yetiştirmemiştik, mutlu olduk."
Eğer o gece dışarıda olmasaydım, bir ömür dert olurdu bana. Bir ömür utanırdım kendimden. Elhamdülillah Rabbim inayet etti de bizi bir ömür o zillet duygusu ile yaşatmadı. Zaten o gece o sala seslerini duyup da kendini dışarı atmayan herkes dönüp kendini bir tartsın. Çocuklarımıza bizim gibi özgür yaşayacakları bir vatan bırakacaksak ve bu bir bedel karşılığında olacaksa; o bedel ödenmeliydi. O gece Hakk'ın huzuruna şehadet şerefiyle ulaşan kardeşlerimiz bu bedeli ödeyenler, sokaklarda vatan savunmasına çıkan kardeşlerimiz de o bedeli ödemeye hazır askerler olarak şanlı tarihimizin berrak sayfalarında yerlerini aldılar. Ben de buna gururla şahit oldum.
O gecenin tarihe şerh düşülecek bir başka tarafı, bu işgal girişimine ses çıkartmayan, 'Bizi karıştırma', 'Bana ne', 'Oh olsun', 'Gözümüz aydın' diyen birçok sanatçı arkadaşım olduğunu üzüntüyle öğrenmemdir.
Darbeci hainlere alkış tutanlar bile oldu. Hatta kendisine oyuncu diyen bir ihtiyar bana düello bile teklif etti 16 Temmuz sabahı! Esasında fikirlerimizin çarpışmasını tercih edeceğim ama üslubundaki akıl fukaralığından da anlaşılacağı üzere, bu meyanda karşıma silahsız olarak çıkacak o sözde sanatçının sırf gözlerinin içine bakmak için bile gitmeye değer diyerek gittim sözleştiğimiz yere. Bekledim ama gelmedi, gelemedi. Sonra beni sosyal medyada engelleyip kayıplara karıştı.
'HER ZAMAN HAZIR OLMAMIZ GEREK'
Hayatımızın belki de en anlamlı gecesini geride bırakıp 16 Temmuz günü öğle vakitleri, görevimizi ifa etmenin verdiği onurla evimize döndük. O gece bir şey daha öğrenmiştim: Hak ve batıl savaşının her zaman ve her şekilde cereyan edebileceği ve buna her daim hazır olmam gerektiği... Bu bitmeyecek savaşta benim tarafım belliydi hamdolsun.
O gece 'Sokakları, meydanları doldurun' talimatı geldi büyüklerimizden, doldurduk. Dışarı çıkarken eli boş çıktık zira aksi bir talimat yoktu. Olmaz ya, şayet olursa bir kalkışma daha bunu yapacak olanlar bilsinler ki; bir daha eli boş çıkmayacağım sokağa. Ve huzurunuzda, dinimizde, topraklarımızda gözü olan satılıklara sesleniyorum: Toprak için bunca kavgaya, savaşa, gürültüye gerek yok. İstediğiniz toprak olsun. Buyurun gelin. Gömeriz sizi istediğiniz yere...
Allah aziz şehitlerimize rahmet etsin. Bize de o zümreye dahil olmayı nasip etsin."