İstanbul'da kalanlar iş çıkışı Boğaz'da roze şarap içip istiridye yemeyi, öğrenciler ise Beyoğlu'nda pizza yiyip bira içmeyi tercih ediyor... Kim nerede nasıl eğleniyor, ne tür müzik dinliyor, ne kadar para ödüyor araştırdık
ABONE OL
Bu yaz Bodrum, Çeşme gibi tatil beldelerinde sezon geç açıldı. Genelde sakin tatil arayanlar Göcek, Dalaman dolaylarına giderken, eğlence arayanlar da tercihini İstanbul'daki mekânlardan yana kullandı. "Tatile gitmek varken İstanbul'da mı kalınır?" demeyin. Özellikle iş çıkışı, gün batımında popüler mekânlara gidip 'drink' almak, saat 22.00 gibi yemeğe oturmak, gece 12 olmadan da eve dönmek son günlerde yeni trend oldu. Kısacası Londra, Paris gibi metropollerde moda olan 'happy hour' konsepti artık İstanbulluları da sarmış durumda. Özellikle 'beyaz yakalı' olarak nitelendirilen orta sınıf çalışan kesim saat 19.00 itibariyle Bebek, Kuruçeşme hattındaki yerleri ya da Beyoğlu'ndaki manzaralı terasları doldurmaya başlıyor. En çok roze şarap, martini içiyor, deniz mahsulleri yiyor. Öğrenciler ise Beyoğlu'nda takılıp, fıçı bira içmeyi tercih ediyor. İşte tatile gidemeyip, İstanbul'da kalanlar için sadece hafta sonunu değil, hafta içini de keyfe dönüştürecek alternatifler...
SALSA, RUMBA, ÇAÇA- SUADA
Boğazda, denizin ortasında konumlanan Suada'nın havuzu tatile gidemeyip de İstanbul'da kalanların en çok tercih ettikleri yerlerden biri. Hafta sonu havuzda yer bulmak neredeyse imkânsız. Güneşlenip, havuzda serinlemek isteyenler kadar, 'piyasa' yapıp eğlenmek isteyenler de Suada'yı tercih eder. Bodrum'da görmeye alışık olduğumuz bikini altına topuklu ayakkabı giyen genç kızlara burada da rastlamak mümkün. Ama Suada bu yaza sadece havuzu ile değil hafta içi eğlenceleri ile de damgasını vurmayı başardı. Çarşamba akşamı saat 19.00 itibariyle Kuruçeşme'den adaya kalkan teknenin önünde metrelerce kuyruk oluşuyor. Her çarşamba sahne alan Ayhan Sicimoğlu, Türk yuppie'lerinin yeni gözdesi. Sicimoğlu saat 19.00'dan 22.00'ye kadar sahnede kalıyor. Burada rezervasyonsuz yer bulmak imkânsız. Döpiyesli şık kadınlar, takım elbiseli erkekler, bir stand etrafında ayakta sahne önünde eğleniyor. Saat 22.00'de programın sona ermesiyle de adadaki restoranlardan birinde yemeğe oturuyor. Üstelik Suada'da eğlenenler arasında öyle 'ağır' ağabeyler de yok. Bilen, bilmeyen herkes Latin müziği eşliğinde dans ediyor. Kendine güvenenler genelde sahne önünü kapıyor. Saçlarını savura savura dans edenleri izlerken, onların profesyonel dansçı olduğunu düşünüyorsunuz. Yaş ortalaması genelde 30'dan başlıyor 70'e kadar çıkabiliyor. Gösteri esnasında en çok martini, cin tonik ve tabii ki roze şarap tüketiliyor. Sahneye en yakın restoran 360'a ait. Stand'da değil de barda takılmak isterseniz kendinize 360'ın barında bir yer yapın. İstiridye-roze şarap mönüsü oldukça popüler. Bir kadeh roze şarap ile servis edilen altı tane istiridyenin fiyatı ise 45 TL. Program bittikten sonra balık isteyenler G by Karaf'a, Akdeniz yemekleri tatmak isteyenler 360'a, pizza ve makarna isteyenler ise Mezzaluna'ya geçiyor.
MEDYA SALILARI BEBEK'TE- BEBEK BAR Bebek Oteli'nin barı gerek yeri gerekse atmosferi itibariyle iş çıkışı tercih edilen mekânların başında geliyor. Saat 19.00'da dolmaya başlıyor, gece 02.00'ye kadar da aynı tempoda devam ediyor. Yıllardır değişmeyen müdavimleri var Bebek Bar'ın. Mehmet Barlas, Hasan Pulur, Güngör Uras, Şarık Tara ve arkadaşları, her salı mutlaka burada toplanıyor, deniz kenarındaki masalardan birinde saatlerce sohbet ediyor. Burada racon içki içip, atıştırma tabağı ısmarlamak. Zaten saat 16.00'dan sonra fazla yemek seçeneğiniz yok. Akşam mönüsü peynir tabağı, ordövr tabağı, börek tabağı gibi içki yanında kolayca atıştırabileceğiniz seçeneklerden oluşuyor. Buraya tek başına gelip de manzaraya karşı peynir-şarap keyfi yapanlara da rastlamak mümkün. Kısacası 'yalnız' takılmak burada garip karşılanmıyor. Sanılanın aksine Bebek Bar'da fiyatlar el yakan cinsten değil. Her gün bir kokteyl 20 TL'den servis ediliyor. Size tavsiyem Bloody Mary'yi bir de burada denemeniz. Kivi martini, şeftalili frozen margarita ve bellini de diğer popüler kokteylleri. Ama rakı da mekânda en sık tüketilenler arasında.
İÇKİ VE MİNİ BURGER- LUCCA
Bebek'teki Lucca, happy hour mekânı olarak bir fenomene dönüştü. Haftanın her günü, üstelik saat 17.00 itibariyle dolmaya başlıyor. Şamdan'ın sahibi Mehmet Tuna'dan Serdar Bilgili'ye kadar pek çok ünlü müdavimi var Lucca'nın. Futbolcular da sanatçılar da iş adamları da akşamüzeri içki içmek için buraya geliyor. Dışarıdaki masalar en popüler olanları, ama yer bulmak çok zor. Yine de 'yer bulamadım,' diye endişelenmenize gerek yok. Belli bir saatten sonra eline içkisini alan dışarıda ayakta takılmayı tercih ediyor. Lucca'da geniş bir yemek mönüsü var ama atıştırma tabakları daha popüler. Özellikle bu yıl pek çok mekânın mönüsüne eklediği mini burgeri bir de Lucca'da yeyin derim. Erkekler içkiyle en çok beş santimetre çapındaki bu ufak hamburgeri (12 TL) ısmarlıyor. Yemesi kolay, tadı lezzetli. Kadınlar ise sebzeli ve karidesli, pirinç yufka roll'u tercih ediyor. Lucca'da oldukça sıcak bir ortam var. İşletme müdürü Turgay Yıldız sık sık masaları dolaşıp eksik var mı kontrol ediyor. Lucca'nın bu denli popüler olmasında hiç kuşkusuz büyük bardakta servis edilen kokteylleri büyük rol oynuyor. Votka satsuma buranın neredeyse resmi içkisiydi. Ama bu yıl salatalık ve zencefille hazırlanan Brazilian Cooler da oldukça revaçta. Hem ferahlatıcı bir tadı var hem de egzotik bir aroması...
YABANCILARIN GÖZDESİ - 360
Bu yaz Suada içinde de şube açan 360'ın Beyoğlu Mısır Apartmanı'ndaki ilk şubesini iş çıkışında en çok Türkiye'de yaşayan yabancılar tercih ediyor. 360 derecelik bir manzara ile hem Haliç'i, hem de Boğaz'ı gören mekâna günbatımında gidip tropikal meyvelerle hazırlanan kokteyllerden içmek bir gelenek haline gelmiş durumda. Mönüde suşi de var, kuzu kafes konfit de. Suada'daki 360'ta ise en çok 60 TL'lik iki kişi paylaşım mönüsü tercih ediliyor. Önden kalamar dolma, karidesli imambayıldı gibi beş çeşit başlangıç geliyor, ardından ana yemek ve tatlı seçiyorsunuz. Mojito seviyorsanız burada mojitolu sorbe denemenizi tavsiye ederim. Damağınızda sanki frozen mojito içiyormuşsunuz gibi bir tat bırakıyor. Kokteyl mönüsü bir kitapçıktan oluşuyor. Yedi çeşit margaritha var. Ne içeceğinize karar vermekte zorlanıyorsanız 'Best of 360' (360'ın en iyileri) bölümüne bir göz atın. Adını Lost dizisinden alan limon votka, mango ve ananas suyu, nane ile hazırlanan Lost kokteyli oldukça popüler. Beyoğlu'ndaki 360'da giyim kodu diğer yerlere oranla nispeten daha rahat. Jean ve sneaker giyenler çoğunlukta.
HAVA KARARINCA... - VOGUE ve 8
İş çıkışında, günbatımını terasta karşılamanın keyfi de bir başka oluyor. Beşiktaş Plaza içindeki Vogue, Beşiktaş civarında çalışanların bir şeyler içmek için gittikleri yerlerin başında geliyor. Burada içkiye genelde suşi eşlik ediyor. Ağırlıklı olarak new jazz, lounge ve Latin parçaların yer aldığı bossa nova çalıyor. Bu yaz mönüye eklenen ızgara karpuza erkekler pek rağbet etmezken kadınlar arasında oldukça popüler olmuş bile. Kokteyllerin fiyatları 28 TL. En çok elmalı martini ve kahlua likörü ve taze şeftali suyu ile hazırlanan Vogue kokteyl içiliyor. Terası ile dikkat çeken bir başka yer ise Beyoğlu'ndaki 8. Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde açılan 8, kısa sürede kulaktan kulağa yayılarak popüler olmayı başarmıştı. Cüneyt Özdemir'den Serdar Bilgili'ye, Mine Kalpakçıoğlu'ndan Ayça Dinçkök'e geniş bir müşteri kitlesi var. Barı hafta içi diğer yerlerden daha geç doluyor. Buraya saat 21.00 itibariyle gitmek en mantıklısı. Zaten bar 19.00'da açılıyor. Ama gecenin ilerleyen saatlerinde dolmaya başlıyor. Üstelik 8 için en çok dans edilen mekân diyebilirim. Yalnız, hatırlatalım, burada popüler müzikler çalmıyor. Türkçe pop ya da Madonna dinlemeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Müziklerle birebir ilgilenen Joost Roojimans, funky, hip-hop ve caz çalmayı tercih ediyor. Buradaki kokteyllerin fiyatı 23 TL. B-52 gibi shotları da çok popüler. Vietnam mutfağına sahip mekânda atıştırmalık olarak ahtapot şiş, ton tartar gibi lezzetlerden birini ısmarlayabilirsiniz.
GENÇ MEKÂN -KÜÇÜK BEYOĞLU
Küçük Beyoğlu'nu keşfetmiş miydiniz? Emek Sineması ve Sinepop'un olduğu sokağın devamından bahsediyorum. Gece 03.00'te bile cıvıl cıvıl. Yan yana dört kafe birden var. La Rambla, Fabrika, Last Pub, Paralel kafelerin isimleri. Ama aslında hepsinin mönüsü de sahibi de personeli de aynı. Kafeler uzun ince sokak boyunca devam ediyor. Hepsinin önünde ahşap masalar var. Buranın müşteri kitlesinin yüzde 90'dan fazlasını üniversite gençliği oluşturuyor. Zaten fiyat politikası da bu yönde belirlenmiş. Mojito'nun fiyatı sadece 12 TL. Burada ne mojito ne de roze şarap, en çok fıçı bira tüketiliyor. 50'lik fıçı biranın fiyatı 5.50 TL. Bir de Küçük Beyoğlu'da masalarda bira bardağında içilen kırmızı renkte bir içki dikkatimizi çekiyor. Biranın içine Burn enerji içeceği koyup servis ediyorlarmış. Özellikle ilerleyen saatlerde ayılmak isteyen gençler içiyormuş. Çeşme'de serinlemek için biraya tuz limon ve buz koyuyorlardı. Küçük Beyoğlu'nda enerji içecekli bira moda olmuş. Mekânda öyle sofistike yemekler yok. Ama Boğaz'daki mekânlarda da ön plana çıkan atıştırmalıklardan bolca var. Soğan halkaları, patates kızartması, camambert peynirli pane, mozarella sticks ve pizzalar mönüdeki seçenekler. Mutfakta gece 03.00'e kadar açıkmış. Kısacası mekân çıkışı bira içip bir şeyler atıştırmak isteyenler de buraya geliyor. İki bira ve bir pizzadan oluşan set mönü seçenekleri de unutulmamış. Fiyatı 18 TL. Fiyatların uygun olması kaliteyi de düşürmemiş. Zaten personel çok duyarlı. Kavgaya ve sataşmaya mani olmak için her türlü önlemi alıyor. "Beş kız arkadaşın oturduğu masanın yanına kalabalık bir erkek grubu oturtmuyoruz," diyorlar. Burada rock ağırlıklı müzik çalıyor. Ama gecenin ilerleyen saatlerinde Sezen Aksu duyarsanız da şaşırmayın. Duman'dan Türkçe şarkılar da çalınabiliyor. Bazen masalar arasında sokak göstericileri dolaşıyor. Pandomim sanatçısı ya da ateş gösterisi yapan biri her an geceye renk katabiliyor. Buraya gelenler genelde flip flop, bermuda şort, tişört gibi rahat kıyafetler giyiyor. Ama topuklu ayakkabı, full makyaj gelen genç kızlar da var.