Levent'teki stüdyolarında çalışmalarının 'daha dün bir bugün iki' evresinde yakaladık Mirkelam ve Kargo'yu. Kasım ayına yetiştirecekleri albüm için çok çalışıyorlar. Röportajın hızlı hızlı bitmesini istedikleri seziliyor. En azından Avustralyalı ünlü prodüktörleri Marc Opitz'le göz göze gelince, 'dersi kaynatan öğrenci' olmadıklarını bakışlarıyla anlatıyorlar; lafı uzatan muhabir! Bir kere Kargo'nun eski solisti Koray Candemir ve klavyedeki Serkan Çeliköz artık grupta değiller ve bu 2008'den beri böyle. Dostça bir ayrılık olmuş tabii onlarınki, sadece müzikte başka bir yolu seçmişler. "Bu tip durumlarda işler biraz zorlaşır," deseler de yeni albümleri için onlara başarılar diliyorlar. Şimdi grubun solisti Mirkelam oldu. Gruba yeni bir isim koymak istememişler; Mirkelam ve Kargo diyeceğiz onlara. Mirkelam bunu "Çok eski, değerli müzisyenlerin yaptığı formüllerden biri bu: Barış Manço-Kurtalan Ekspres, Cem Karaca-Moğollar gibi. Öyle bir yola girdik. 'Ne varsa eskilerde var' denir ya, iyi bir şey çıktı ortaya," diye anlatıyor.
BİRLEŞMENİN SEBEBİ DEĞİŞİKLİK
Grubun kurucu üyesi gitarist Selim Öztürk, davulcu Burak Karataş ve bas gitarist Mehmet Şenol Şişli, Mirkelam'la beraber yapacakları, duyuracakları yeni müzik için çok heyecanlılar. Hatta bu müzikal birliktelik için "çok geç kalınmış bir birleşme" diyorlar. Peki, nasıl oldu da yollar birleşti, onu Selim Öztürk cevaplıyor: "Koray ve Serkan ayrıldığında biz zaten Kargo olarak devam ediyorduk. Bir gün çalışmalara devam ederken menajerimiz Ataberk, "Ya, bu şarkıyı Mirkelam söylese, ne güzel olur," dedi. Mirkelam da kendi albümüyle ilgili çalışıyormuş o arada, ama biz yine de nasıl bakar böyle bir projeye diyerek Mirkelam'ın menajerine telefon açtık. Sonra bir araya gelindi, konuşuldu. 'Bir deneyelim' falan derken acayip hoşumuza gitti." Aslında önce bir single projesi olarak yaklaşmışlar bu işe, ama bakmışlar ki iş büyüdükçe büyüyor, alınan keyif de artıyor, albüm yapmaya karar vermişler. İşler Mirkelam cephesinde şöyle gelişmiş: "Ben hep böyle bir grupla çalışmayı düşünmüşümdür. Orkestrayla değil de grupla çalışmak. Çünkü benim başlangıç noktam aslında gruptu. Grup şarkıcısıyım ben. Solistliğe sonradan döndüm. Çok eskiden Saint Joseph Fransız Lisesi'ndeki rock gruplarında söylüyordum. İşte, 'Allah'ın işi' denir ya, oldu. Böyle bir şey çıktı ve ben tabii uçtum. Ayrıca bu birleşimin en büyük sebebi değişiklik yaratmaktır."
MİRKELAM: ŞAŞIRTIP MUTLU ETMEK
Müzikal olarak anlaşmalarında hiçbir problem olmamış. Selim Öztürk durumu şöyle açıklıyor: "Ben Mirkelam'ın ilk albümünün tonmaister'lığını yaptım zamanında. Onun kariyeri 1995'te başlıyor, bizimki de 1996'da başladı. Aynı dönemlerin insanları olduğumuz için kaynaşmak çok kolay oldu." Peki bir tarafın kökeninin rock diğer tarafınkinin pop müzik olmasının fikir ayrılığı yarattığı oluyor mu, diye soruyoruz ve grubun davulcusu Burak Karataş cevaplıyor: "Müzikal olarak bir şeyler ortaya koyacak gücünüz varsa ondan korkmuyorsunuz." Selim Öztürk de bu cevaba şöyle katılıyor: "Mirkelam'ın müziğini Türkiye'de rock müzik dinleyen bir sürü insan çok sever. Sadece pop değildir çünkü o müzik. Bizim de pop müzik dinleyen, seven bir kitlemiz var. O yüzden çıkan şey o kadar hoşumuza gitti ki sanki tam da senelerdir bu iş için beklememiz gerekiyormuş gibi oldu." Mirkelam da bu yeni işbirliğiyle hayranlarını karşısına alacağını düşünmemiş hiç: "Müzikal olarak düşünmedim en azından. Ben 1995'te de rock-pop yaparak başladım. Sonra da biraz öyle devam etti. Pop müzik deniyor ama içinde başka türler de var." Tam da bu noktada Mirkelam'ın hep kendi yazdığı sözleri okuduğunu, burada nasıl olacağını soruyoruz: "Ben başkasının şarkılarını söylemedim hayatım boyunca. Hep kendi anlatacaklarım oldu. Burada da var olan şu: Herkesin ayrı ayrı bestesi yok. Grup müziği de bu demektir zaten." Şarkılar beraber yapılıyormuş yani. Daha stüdyo kayıtlarının başlarında oldukları için bir şeyler dinleyemedik ama bu yeni soundla ilgili ipuçlarını Mirkelam şöyle ifade ediyor: "İnsanları üç dakika şaşırtmak, mutlu etmek, konumuz bu. Onları bizle birlikte bir yere taşımak istiyoruz." Kargocular da, "Eski Kargo'ya göre kıyaslamamak lazım ama mutlaka geçmişten lezzetler gelecektir," diyor ve ekliyorlar: "Bizim bir Kargo müziğimiz var, Mirkelam'ın da kendi müziği var. Derdimiz bunu birleştirip yeni bir müzik ortaya çıkarmak. O yüzden dinleyicinin merak edip, aklında yaşatıp karşılaştırmaları gerek."
AVUSTRALYALI ÜNLÜ PRODÜKTÖR BU PROJE İÇİN İSTANBUL'DA
Mirkelam ve Kargo yaratmaya çalıştıkları yeni müzik çalışmalarında yalnız değiller. Sony'den çıkacak albümün prodüktörü Avustralyalı Mark Opitz dünyaca ünlü gruplarla (Inxs, Kiss, AC/DC) çalışmış bir isim. İstanbul'a gelişi, bu gruba prodüktörlük yapmayı kabul etmesi grubun gitaristi Selim Öztürk'ün attığı bir e-postayla olmuş ve şöyle gelişmiş: "Kariyerinde çok yükselmiş ve ünlü bir prodüktör olduğu için kabul edeceğini hiç hayal etmedik aslında. Şans eseri oldu biraz. Bir gün yaptığımız müziği onun produktörü olduğu gruplardan birininkine çok benzettik. Plak şirketimize anlattık, onlar da 'tamam' dediler. Şimdi Türkiye'de bizle beraber çalışıyor. Çok güzel bir deneyim oldu." Mark Opitz (50) bu isteği ilk duyduğunda ilgilenebileceğini düşünmüş. Kabul edişini de şöyle anlatıyor: "Bütün dünyada çalıştım ama İstanbul'a hiç gelmemiştim. Bana göre İstanbul çok heyecan verici bir şehir. Bir yandan da Türk müziğiyle ilgili hiç bilgim yoktu. Önce grubun nasıl müzik yaptığını dinledim, Kargo hakkında Wikipedia'da bir şeyler okudum. Yeni solistin şarkılarını dinledim. Sonra bana 'Çok pahalı olmalısın,' dediler. Ben de 'Siz ne önerebilirsiniz?' diye sordum. Sonunda, yapalım dedim." Mirkelam bunu "Her şey para değil," diye yorumluyor. Gruba nasıl bir katkısı olacağını da şu sözlerle ifade ediyor Opitz: "Benim etkim şöyle olabilir: Bir artı bir eşittir üç. Bu bir şey anlatıyor mu? Şöyle açıklayayım. Uluslararası bir soundu Türk dinleyicilere ulaştıracağız. İnşallah bu projeyle Mirkelam ve Kargo sadece Türkiye'de değil, Avrupa'ya da, Amerika'ya da uzanabilecek. Bunu ümit ediyorum."