Hayatının son 15 yılında Osmanlı Hanedanı'nın reisi olan Ertuğrul Osman Osmanoğlu'nun 26 Eylül'deki cenazesinin ardından medyada bir Osmanlı mirası tartışması başladı. Sultanahmet Camisi'ndeki namazın ardından 10 bin kişilik bir insan topluluğu, Osman'ın naaşının II. Mahmut Türbesi'ne getirilişine eşlik etti. Törene katılanlar arasında yükselen tekbir sesleriyle hanedan üyelerinin duruşları arasındaki fark gazetelerde yoğun olarak tartışıldı. ABD'den dönen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Osman'ın ailesine taziye ziyaretine gitmesi de bu tartışmanın bir başka cephesi oldu.
New York Times'ın "Osmanlı İmparatorluğu'nu İstanbul'daki sarayından yönetebilecekken hayatının büyük kısmını Manhattan'da asansörsüz bir dairede geçiren Ertuğrul Osman, 97 yaşında vefat etti," sözleriyle andığı ölüm, Türkiye toplumundaki Osmanlıcılık-milliyetçilik-modernlik tartışmalarının da bir aynası oldu.
Hasan Bülent KAHRAMAN (SABAH, 28 Eylül)
Osmanlı'ya yakışan bir vakar yoktu
Ertuğrul Osman'a sahip çıkan iki kitle var. Birincisi, neredeyse fanatikler kitlesi denebilecek olanlar. Onun geldiği soyu kendi atası da sayan bir kitle, saygı görmesi gereken bir hakşinaslıkla, aslını inkâr etmenin saçmalığından uzak ve doğru bir biçimde, camideki törene, namaza ve defne katılmıştı. Ama benim gördüğüm resimlerde, kimse kusura bakmasın, dünyanın en büyük kültürlerinden birisini yaratmış Osmanlı'ya yakışır bir vakardan eser yoktu.
Hadi ULUENGİN (Hürriyet, 30 Eylül)
Bunun adı 'Ottomanya' modası
Epey bir vakitten beri hem ülkemizde, hem de Batı'da ciddi bir "ottomanya" modası hüküm sürüyor... Bununla Osmanlı hayranlığını, efsaneleştirmesini kastediyorum. Osman Ertuğrul Efendi'nin defin töreni sırasında ortaya çıkan manzara bu durumu doğrular nitelikte bir delil sundu... Tıpkı odalık ve cariyelerde "hanedan" (!) keşfeden yeni burjuvalar gibi, "ottomanya" akımının dindar takipçileri de ipin ve gerçeğin ucunu kaçırıyorlar.
Cüneyt ARCAYÜREK (Cumhuriyet, 30 Eylül)
Başbakan, hayranlık duyuyor
Dinci, yeni Osmanlı diyenlere, hatta sultan, padişah diye seslenenlere karşı çıkmayan laik Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı; ABD'den döner dönmez ayağının tozu ile Osmanlı hanedanının son şehzadesinin ailesine başsağlığı için neden gitmesin? Gitsin gitmesine de; ama bu ziyaret insancıl, tarihe saygının eseri bir davranış mı? Yoksa bu ziyaret Osmanlı'nın toplumsal yaşam uygulamalarına hayranlık duyan bir insanın ziyareti mi acaba?
Abdülhamit BİLİCİ (Zaman, 30 Eylül)
Cenaze resmi tarihin abesliğinin ispatıydı
Ali Koç ile Mahmut Efendi'yi, Ertuğrul Günay ile Nizam-ı Alemcileri bir araya getiren cenaze töreni, resmî tarihin Osmanlı aleyhine yaptığı karalamaların ne kadar abes olduğunun ispatı gibiydi. 'Hak ve hukuktan nasipsiz, bağnaz, yobaz' Osmanlı imajı maya tutsaydı, hanedanın bir mensubu için bunca insan yollara dökülür müydü? Sanırım, cenazeye katılanlar içinde saltanatın diriltilmesini isteyen kimse yoktu.