"Tarihi yarımada, İstanbul ilk yerleşimin başladığı alan ve bu alanda hâlâ bilemediğimiz çok değerli bir geçmişimiz var. Çok yakın bir zamanda Yenikapı'daki metro kazılarında bin 500 yıllık bir tarih ortaya çıktı ve adeta İstanbul'un tarihi değişti, artık İstanbul tarihinin yeniden yazılması gerek. O yüzden böylesine değerli bir alana ulaşımın sokulması en büyük tehdit. Yerebatan Sarnıcı'na dair bir koruma kurulu kararı vardı. Bu kararda sarnıç yakınlarına ağır vasıtaların sokulmasının yasaklanması gerektiği ve bu nedenle trafiğe kapatılması gerektiği belirtiliyordu. O nedenle bugün oraya otobüslerin sokulması, park edilmesi, yolcu indirilmesi Yerebatan Sarnıcı için büyük bir tehdit. İvedi olarak Sultanahmet Meydanı dahil, bu bölgeye araç sokulmasının yasaklanması ve hiçbir şekilde tur otobüslerinin dahi girmemesi lazım. Dünyanın hiçbir yerinde tarihi dokunun içine araç sokulmaz. Sadece ağırlığı nedeniyle tehdit oluşturmasından dolayı değil, egzozun da tarihi yapılara verdiği zararı unutmamak gerek. Ayasofya'nın ya da Sultanahmet Camii'nin cephesinin kararmasının nedeni bu tür dışarıdan salınan gazlar. Üstelik egzoz gazları sadece binaların cephelerini karartmakla kalmıyor, bu gazların yağmurla birleşmesi tarihi yapılardaki taşların da erimesine neden oluyor. Bu yüzden dünyanın birçok yerinde tarihi kent merkezleri araç trafiğine kapatılmıştır. Bizim de tarihi yarımadadan trafiği tamamen kaldırmamız gerekiyor. Hatta bölgedeki raylı sistemin de oradan geçmemesi en doğrusu. Raylı sistem her geçtiğinde yarattığı titreşim bile tarihi dokuya zarar veriyor. Düşünün, 1400 yıllık bir sarnıçtan bahsediyoruz. Mimarlar Odası olarak yıllardır Unkapanı Köprüsü aksının güneyine hiçbir aracın girmemesi gerektiğini söylüyoruz."