Dergilerde, gazetelerde boy boy fotoğraflarını görmeye alıştığımız bir isim Ayşegül Dinçkök. Akkök Şirketler Grubu'nun ortaklarından Ömer Dinçkök'ün eşi, iki çocuk sahibi bir anne. Boğaziçi'nde işletme, Almanya'da reklam eğitimi almış. Bir dönem çalışmış fakat daha sonra çocuklarını büyütmeyi seçmiş. Eski milli yüzücü, dalıyor, fotoğraf çekiyor, dergilere yazılar yazıyor, söyleşiler yapıyor... Ayrıca TEVİTÖL üstün yetenekli çocuklar okulunda çalışıyor, kendi tabiriyle aydınlık Türkiye'nin geleceği için liderler yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. Fakat Dinçkök bu kez başka bir vesileyle karşımızda:
Kork-ma adlı öykü kitabıyla. Kasım ayı sonunda çıkan ve aşk hikâyelerinin ağırlıklı olduğu kitabın en ilginç taraflarından biri ise yazılma şekli. Ayşegül Hanım, toplam bir yıl süren yazım aşamasında öykülerini içinden geldiği gibi yazabilmek için, aklına geldikçe akıllı telefonunu çıkarıp parça parça yazıyormuş. Yazdıkça da, daha önce dergilere yazı yazarken kendisine yardımcı olan, röportaj kasetlerini çözen ve editörlüğünü yapan Sanem Sevinç'e gönderiyormuş. 'Kasam' dediği Sanem Hanım da öyküler geldikçe onları toplamış, sonunda da bir araya getirip kitabı oluşturmuşlar. Fakat işin ilginç yanı, daha sonra arkadaş olan bu iki kadının birbirlerini altı yıl boyunca hiç görmeden, sadece yazışarak ilişkilerini sürdürmüş olmaları. Bu yazışmaların bir bölümü kitabın giriş bölümünde de yer alıyor. Sonunda bir kahvaltıda bir araya geldiklerinde ise birbirlerini tam da hayal ettikleri gibi bulmuşlar. Ayşegül Dinçkök ve Sanem Sevinç'ten bu dostluğun nasıl geliştiğini dinledik. Ayşegül Hanım'la da hem kitabı hem de kendi hayatı üzerine söyleştik...
- Herkesi ilgilendirebilecek konularda öyküleri sade bir dille yazmışsınız... Her zaman hikâyeler anlatan biri miydiniz?
- Konuşma dilim gibi yazdım öykülerimi. Arkadaşlarım ben bir şeyi tasvir ederken 'Ne güzel anlatıyorsun, hayalimde canlandı bile,' der. İyi bir dinleyici, iyi de bir anlatıcı oldum hep. Ben bir edebiyatçı değilim, edebiyatçılığa da soyunmadım zaten. Kolay okunsun, herkese ulaşsın, okuyanlar öyküleri gözünde canlandırsın istedim.
- Kitap yazma fikri nereden çıktı?
- Aslında çok ertelenmiş bir kitap bu. Kendi kendime ve yakın dostlarıma 10 sene önce verdiğim bir sözdü.
SANEM'LE ORTAK BİR DİL OLUŞTURDUK
- Sanem Hanım'la çalışmanız nasıl oldu?
- Dergilerde yazdığım dönemde, sadece profesyonel bir tanışıklığımız vardı.
Marie Claire dergisinde başladığımda, kaset çözmede bana yardımcı oluyordu. Sonra diğer dergilerde de oldu. Altı sene sürdü bu profesyonel alışveriş. Ama birbirimizi hiç görmemiştik. Sonra kitap yazmaya karar verdiğimde, bir akıllı telefonla yazıp, öyküleri bitirdikçe Sanem'e göndermeye başladım. Yanımda bilgisayar yoktu, kendi el yazımı da rahat okuyamıyorum. Telefonda içimden geldiği gibi yazıp, parça parça yolladım Sanem'e. O, bu öykülerin hepsini kasa gibi biriktirdi. Karamsar öyküler yazdığımda, 'Bugün hava bozuk, onun etkisi var galiba üzerinizde,' gibi mailler yazıyordu bana. Sonra bir araya geldik, çünkü artık tanışmamız gerekiyordu. Oturduk birlikte, sıralamasını nasıl yapalım gibi şeyleri konuştuk.
- Buluşmanız da ayrı bir heyecan olmuş...
- Evet, enteresandı. Bir kadın dayanışması, kadınların birbirinin dilinden anlaması gibi de algılıyorum Sanem'le ilişkimizi.
- Peki onu nasıl buldunuz?
- Kalabalık bir mekânda, bir kahvaltıda buluştuk. İlk gördüğüm anda tanıdım. Hayal ettiğim gibi buldum onu. Belki duygusal anlamda bir çekim oldu.
- Arkadaşlığınız sürüyor mu?
- Tabii ki. Böylece bir dost kazanmış oldum. Kitap çıkana kadar ve çıktıktan sonra, ben ne kadar heyecan duyduysam, o da aynı şekilde heyecan duydu. Sonra Doğan Kitap'ta birlikte çalıştığım Işıl Hanım, 'Sizin yazışmalarınızı da başa koyarsak çok değişik bir şey olacak,' dedi. Değişik bir kitap çıktı ortaya.
- Kitabın içindeki öykülerde pek çok duygu var, korku, hüzün, çaresizlik... Sonundaki öykü de umutla bitiyor.
- Onu, kendime ve insanlara umut vermek için yaptım. Kitabı okuyanları bir gülümsemeyle bırakmak istedim. Evet düşüncelere dalabilirsiniz her öykünün bitiminde, çoğunun sonunu biraz da size bıraktığım için... Ama sonuncu öykümde umut var.
- Neden Kork-ma?
- Korkmaya bir çare olmadığını düşünüyorum. Ama korkarak da ileriye adım atma imkânı yok. O yüzden ümitsizliğe kapılmasın istiyorum insanlar. Ben kitabı önce kendim için yazdım. Kendi başucu kitaplarımın arasına koyduğumda, korkmamayı hatırlayayım diye yazdım.
- Başardınız mı korkularınızı yenmeyi?
- Bazılarını belki. Bazıları için 'Artık bunlardan korkmayacağım,' dedim. Ancak bu, şimdi korkmamayı başardığım şeylerden üç yıl sonra yeniden korkmayacağım demek de değil. Hepimiz insanız.
- Aştığınız korkularınız neler?
- Bazı duygusal takıntılarım var. Onlar beni korkutuyordu hayatta. Onlarla baş etmekten korkmamayı öğrendim. Daha doğrusu şöyle: O takıntılar olacak. Benim de bunlardan korku duymam normal. Ama onlardan korkmaktan korkarsam hayat panik halini alacak benim için.
Eşimi tanıdıkça daha çok sevdim
- Kitapta bolca aşk hikâyesi var. Aşk konusunda neler önerirsiniz?
- Aşk insanın başına plansız programsız geldiği için bir ölçüsü, kuralı yok diye düşünüyorum.
- Sağlıklı bir ilişki kurmanın diyelim...
- Aşk, sevgi, evlilik, ilişki... Bunların hepsi farklı bence. Aşkla başlıyor ama aşkla bitmeyebiliyor.
- Peki en önem verdiğiniz şey nedir kadın-erkek ilişkilerinde?
- Galiba dürüstlük.
- Sizinki büyük aşk mıydı, eşinizle nasıl başladı ilişkiniz?
- Eşimle tanıştığım zaman Almanya'da hem okuyordum hem çalışıyordum, istanbul'a bir iş görüşmesi yapmak için geldim. Görüştüğüm firmalardan biri de eşimin aile şirketiydi, öyle tanıştık. O tanışmadan sonra eşim, çok enteresan bir şekilde, 'Ben Ayşegül'le evleneceğim,' demiş. Zaten çok kısa bir süre sonra evlendik.
- Sizinki de ilk görüşte aşk mıydı?
- İlk görüşte aşk değildi, hayır. Eşimi tanıdıkça daha çok sevdim. Belki şimdiki sevgim ona ilk günkünden çok daha fazla. Sevgim, saygım, inancım...
- O zaman sizin ilişkiniz hep artılarla sürdü...
- Bütün ilişkiler zaman zaman değişikliğe uğrar bence. Bazen insanın gençliğinde hayal kırıklıkları oluyor. Çok acılar oluyor. Bunların hepsini yaşadım, hayal kırıklıklarım oldu. Ama onların hepsi bana, hayatıma, aileme artı değerler kattı. Ders aldık ve birlikte büyüdük.
- Eşiniz aynı şekilde mi düşünür?
- Aynı şekilde düşündüğüne inanıyorum. İlk görüşte aşkta bir görselliğe âşık oluyorsunuz aslında. Ama sonra paylaşılanlarla, ortak zevklerle besleniyor. Onun için ben kendi yaşadığım aşktan, hayata aşkla bakmamdan çok mutluyum.
- Kitapta sıkça kullandığınız o içsel yolculuğu yaptınız mı peki?
- Yaptım. Bence hâlâ sürüyor. Beni bu kitaba başlatan da içsel yolculuğumdaki benliğimle buluşmamdı. Sanırım çocukluğumu çok çabuk atlamışım. Onun için çocukça, muzip bir tarafım da var.
HİÇBİRİ BEN DEĞİLİM AMA BELKİ HEPSİNDE HEPİMİZ VARIZ
- Duygusal takıntılar dediğiniz nedir, mesela bağlanmaktan filan mı korkuyorsunuz?
- Evet, bağlanmalardan korkuyorum. Ölümden de, sevdiklerime olan bağlılığım elle tutulamayacağı için korkuyorum. Ben mesela hiç teknoloji insanı değilim. Bire bir temas seviyorum. Kokular mesela. Sizi öptüğüm zaman kokunuzu hatırlamak istiyorum. Ben çıktığından beri aynı kokuyu kullanıyorum mesela.
- Hangi koku bu?
- Obsession.
- Takıntılı bir şekilde o kokuyu kullanıyorsunuz yani...
- Evet, gerçekten öyle. Onun dışında dostlarıma takıntım var. Hayatımdan çok zor insan çıkarırım. Ama yavaş yavaş bu korkumu da yendim ve çıkarmaya başladım.
- Sizden, çevrenizden ne var öykülerde?
- Hepsi kurgu. Ama iyi bir dinleyiciyim. Bana anlatılanlar sır olarak kalmıştır ama onlar hayatımda iz bırakmıştır. O hikâyelerde yaşanmış bazı olaylar var. Hiçbiri ben değilim ama belki hepsinde hepimiz varız.
SANEM SEVİNÇ: Kendi kitabımmış gibi...
Şu anda çeşitli yayınlara dışarıdan tercüme yapan 29 yaşındaki Sanem Sevinç, Ayşegül Dinçkök'le gelişen dostluklarını şöyle anlatıyor: "Bu kitapla birlikte Ayşegül Hanım'la ilişkimiz profesyonellikten başka bir boyuta taşındı. O bana 'kasam' diyor. Başından sonuna her aşamasına şahit olduğun bir şeyi çocuğun gibi görüyorsun. Eleştirilere tahammül edemiyorum mesela. Altı sene boyunca birbirimizi hiç görmeden yazışmak işin büyüsü gibi oldu. Buluşacağımız zaman ikimiz de çok heyecanlıydık. İnternette tanışıp buluşan sevgililer gibi... Ve ilişkimiz, başında planlananın ötesinde bir boyuta geldi, şimdi çok iyi dostuz."