Galatasaray'ın olaylı mali genel kurulu sırasında gözler mali-idari ibraya odaklanmışken salon dışında Koray Mincinozlu'yu görmüştüm. Koçun bu konularla ilgilenmediğini bildiğimden şaşırmıştım. Olaylı oylama sonrası başlayan yeni bir oylamada işin rengi ortaya çıktı. Cemal Nalga skandalı * sonrası sarı-kırmızılı kulüpten bir yıl hak mahrumiyeti alan Mincinozlu'nun itirazı biraz da yorgun bedenlerin 'indir-kaldır'dan sıkılması nedeniyle kabul edilmedi. Kongreden bir süre sonra Koray Ağabey'i Asmalı civarlarında gördüm, randevulaştık. Kendisiyle Beyoğlu'nda bir kafede buluştuk. Önce potadaki bahis skandalından özet geçtim. Sonra yeni işimden, Erman Kunter'in kızı Roksan'la çalıştığımdan bahsettim. "Nerede şimdi Erman?" deyince "Cholet'de. Ağabey sen bayağı kopmuşsun," diye yanıt verdim. Gülümsedi... Erman Ağabey'i, ortak bir görüşle o dönemlerin 'Türk LeBron James'i seçtikten sonra sohbete başladık... Cemal'i, Tufan Ersöz'ün 7 numaralı formasıyla sahada görünce ne yapmıştı acaba? "İlk tepkim 'Çocuklar nedir bu durum?' oldu. 'Federasyona telefon ettik,' dediler. 'İyi de başka forma işi ne olacak?' dediğimde, bu kez 'Kim bilecek?' yanıtını verdiler. Dürüst olayım, benim tavrım da 'Eh, iyi bakalım,' şeklindeydi. 'Aman ha sakın olmaz,' diyebilirdim, demedim. Bir basketbol adamı olarak o konuda yüzde 100 hatalıyım." Mincinozlu iki yıllık hak mahrumiyeti cezasının haksızlığını ise şöyle savunuyor: "Sözleşmemde teknik danışman yazıyor. Altında da görev tarifi var ve bu tarifte A Takım'la ilgili tek bir madde var: 'Hazırlık çalışmaları için A Takım'a yer seçiminde yardım etmek ve sorarsa antrenöre fikir vermek.' Kanunen bu olay yetki ve sorumluluk alanımda olmadığı için kınama cezası bekliyordum. İki yıllık ceza karşısında şok oldum. Sportif direktör, antrenör olurum, o zaman beş yıl versinler, ama bu ceza kesinlikle çok çok ağırdı."
SUÇUM TECRÜBELİ OLMAK
Gerekçeli kararda ne yazıyordu? Neden bu cezayı hazmedememişti? "Tecrübeli bir ağabeyleri olarak uyarmalıymışım. Tecrübeli olduğum için ceza aldım yani. Hem kendi şube sorumlumuz hem yönetim kurulu hem başkan hem de federasyon bu skandalın kendilerine bulaşacaklarını bildiklerinden -ki bulaşması gerekirdi- aşırı ceza yağdırdı. Günah keçisi oldum. Böyle yapıp kendilerini sakladılar. 30 yıllık basketbol geçmişi olan bir adamı bir kalemde harcamamalıydılar." Federasyona nasıl dokunacaktı? "İlk itirazı yapan Oyak Renault'ydu. Onların itirazını reddeden bir kurumun, Fenerbahçe'nin bir ay sonraki başvurusunu değerlendirmeye alması tartışılacaktı. Çalışmayan organlar sorgulanacaktı. Kendi altlarında çalışan birilerini kovmak zorunda kalacaklardı. Olay sadece başkasının formayla oynaması değil. Beş maç cezayı tamamladı mı tamamladı mı? İş, federasyonun yönetmeliklerinin yetersizliğine kadar gidecekti. Ortaya bir sis bombası attılar o yüzden." Hukuki yollara başvurmuş muydu? Mincinozlu, Tahkim Kurulu'na gittiğini anlatıyor: "Kurul alenen kanunsuzluk yaptı ve siyaseten bir karar aldı. Ben Okan Çevik'e 'Bunu yapma,' desem ve yapsa, yine ceza alacaktım. İpler benim elimde olmadığı için bana ceza verilmesi son derece abes. Şimdi hiçbiri benim için önem taşımıyor. Cezamla ilgili mahkemeye gitmeyi düşünmüyorum." Galatasaray yönetiminin ve başkan Adnan Polat'ın tavrını nasıl bulmuştu? "Ali Tanrıyar, Ali Uras olsaydı ne yapar ne eder bizi korurdu. Bizimle konuşup ya belli kararları alırlar ya da bize aldırırlardı. 'Biz sizin için her şeyi yaptık, ama elimizden gelen bu. Bu cezayı da almak zorundasınız,' derlerdi. Bize sahip çıktıklarını hissettirirlerdi. Galatasaray'ı özel kılan dayanışmadan mahrum kalmak beni ayrıca üzdü."
Lloyd Daniels güvenlik kontrolünde öttü
"Tanıdığım ve birlikte çalıştığım en dehşet oyuncu Lloyd Danields'tı. Daha geldiği gün güvenlik kontrolünde öttü. Uyuşturucu satıcılığı yaptığı dönemden kalma vücudunda kurşun varmış! İlk haftalarda idmanda 5-10 dolarına bahse giriyordu. Şutları hiç girmiyordu. Millet de böyle kazanç kapısını bulmuş, sürekli onunla oynamak istiyordu. Sonra bir gün rakamı artırdı. Tabii herkes nasılsa kaçıracak diye paraları çıkardı. Üst üste kaç şut soktu bilmiyorum ama kaybettiklerini fazlasıyla geri aldı. Bir de ilk yarıda 30, ikinci yarıda dört sayı attığı Varese maçı var. Sonradan öğrendik ki baba, devrede soyunma odasında kafayı bulmuş! Çok acayip bir adamdı. Baktım maçta sıkışıyoruz 'Go for it,' derdim, işi bitirirdi."
Bu devir benim devrim değil
- Bu danışmanlık fikri nereden çıktı?
- Sürekli yönetim kurulları ve antrenörler değişir. Galatasaray tepeye oynayan bir takım olduğu için uzun vadeli plan yapılamaz. Eskiden uzun vadeli plan yapardım. Tam meyveler toplanacak hale geldiğinde beni atarlardı. Şöyle ki; takımda yaşlılar birikmiş, genç takımlarda torpilliler oynuyor. Galatasaray politik bir yer olduğu için kimse atamaz onları. Ben gelir doğruyu söylerim 'Bunlar bunlar gidecek,' derim onlar da bana düşman olur. Riski alır, gençleri koyarım. O periyotta yeni oluşumda kötü sonuçlar alınır. Bana karşı olanların vırvırları başlar 'Bak takım da başarısız,' diye... Kulisler başlar ve takımdan ayrılmak zorunda kalırım. Sonra yeni gelen hocalar yapamaz. Yine sorunlar birikir, yine beni çağırırlar. Üç tur böyle olunca ve son olarak A Takım'ı çalıştırdıktan sonra Yiğit Şardan'a böyle çalışmak istediğimi ben söyledim.
- Cezanın ardından basketboldan koptunuz...
- O yaşananlardan sonra şevkimi kaybettim. Yaşım da ilerledi. Bir daha çabala, takım ara... Bu kadar lekelendikten sonra nasıl alırsın? Alsan bile içine siner mi? Kendimi tamamen meditasyona verdim. Yaşam koçluğu yapıyorum. Yine de yetenekli bir alt yapı çalıştırmak isterim. Birikimim var ve A Takım'da nelerin kıymetli olduğunu biliyorum. Benim spor konseptim artık değişmiş durumda. Basketbol bambaşka bir şey oldu. Çok daha profesyonel, çok daha show business... O yüzden benim devrim kapandı. Benim devirlerimi ancak genç takımda yaşayabilirim. Orası hâlâ bir şey verdiğinde geri alabildiğin, yaratmak istediklerinin sonucunu görebildiğin bir alan.
OYUNCULARIN ÖNCELİĞİ DEĞİŞTİ
- 'Benim devrim değil'den kastettiğiniz nedir?
- Takım dediğimiz zaman renk aşkıyla kalpleriyle oynayan sporcular vardı sahada. Evet yine para için oynuyorlardı ama takım demek dayanışma içinde birbirleri için fedakarlık yapan insanlar demekti. Şimdiki oyuncular bunu yapmıyorlar. Örneğin hücum faul yaptırmak için sakatlanma riskine arkadaşının kaçırdığı adamın önüne atlayan oyuncular vardı. Sakatlanırdı, para kaybederdi, ama yine de atardı kendini. Veya az dakika almaya, az şut atmaya razı olurdu. Eskiden sakat sakat oynarlardı. Şimdi hafif sakatlıkta idmana bile çıkmıyorlar. Bunlar eleştiri değil, tespit. Bu yeni düzeni yönetebilecek yeni antrenörlere ihtiyaç var. Ben onlardan biri değilim. Bu düzenle baş edecek enerjim yok.
- Neden altı senelik ara verdiniz ve neden sonra döndünüz?
- 2002'de tek sayıyla kaybettiğimiz bir Fenerbahçe maçı sonrası çok ağır yazılar yazıldı. O kadar emek verdiğimiz sezon, topun santimlerle içeri girmeyişiyle sona erdi. Meditasyonla ilgilenmeye başladım. Dinlen, dinlen, dinlen güzel ama sonra yeniden heyecan aradım ve ilginçtir yine bir Fener maçıyla geri döndüm. Mistik bir hikaye. Salonlara döndükten sonra uyku düzenim bozuldu. Kilo aldım, dans edemez oldum. Bazen bu başıma gelenlerle ilgili 'Kaşındım,' diye düşünüyorum.
* 2009-2010 sezon başında Cibona Zagreb ile oynanan hazırlık maçında rakibine yumruk attığı için diskalifiye edilen ve beş maç ceza alan Cemal Nalga Skyliners ve Ludwigsburg hazırlık maçlarında takım arkadaşı Tufan'ın formasıyla oynamıştı. Bu olaydan sonra federasyon baş antrenör Okan Çevik'e üç, antrenör Mert Uyguç'a iki, Koray Mincinozlu'ya da iki yıl hak mahrumiyeti cezası vermişti.
BENER ONAR