Dikkatinizi çekmiştir -umarım!- iki haftadır sayfalardan uzağım. Bir sakatlığım veya teknik direktörümüz E.Y'yle bir kavgam olmadı! Copa America yayınları nedeniyle gece gündüz birbirine girmişken yazamadım. Milli maçlar için gazetesinden izin alan ilk yazar ben miyim acaba? Şike, teşvik skandalı belki de yazın tek futbol eğlencesini gölgelese de, Latin Amerika'nın bu 'yalnız ve güzel' organizasyonunda sona gelindi. Bu akşam Uruguay'la Paraguay, 43. turnuvanın şampiyonu olmak için, bundan iki ay önce River Plate'e mezar olan El Monumental'de karşılaşacak. 'Guay' ortak parantezine alırsak, 'Uru-Para maçı'nın ardından Güney Amerika'nın en büyüğü belli olacak.
EFSANE TEKNİK DİREKTÖRLER
Turnuvalar elbette oyuncularıyla hatırlanır ama Latin dünyasında teknik adamların hikayeleri bir başka. Gönül isterdi ki 30 yaşında bir petrol şirketinde genel müdürken sahada olmaya karar veren Peru Teknik Direktörü Sergio Markarian'dan ve çömez haliyle büyüklere kafa tutan Venezuelalı Cesar Farias'tan bahsedeyim ama gün ve sahne finalistlerin olsun... Uruguay Teknik Direktörü Oscar Tabarez'in lakabı 'El Maestro', yani öğretmen... Bizim meşhur 'hocam' deyişini Tabarez, tam anlamıyla hak ediyor. 64 yaşındaki Tabarez, hayatının bir döneminde sınıfta taktikler vermiş. Tabarez, hocalık zamanlarında, Uruguaylı yazar Eduardo Galeano'nun sporla siyaseti harmanladığı yazılarını öğrencilerini okuturmuş. 'El Maestro'ya göre eğitim sadece matematik veya gramer değil, aynı zamanda spor demek. Tabarez eğitimin daha sonra anlamını yitiren bütünleştirici yönüne inanıyor ve bedenle düşüncenin ayrıştırılması durumuna karşı çıkıyor.
CHE HAYRANI FUTBOL ADAMI
Tabarez aynı zamanda bir Che Guevera hayranı. Kızının adı Che'nin son aşkı, 'companera'sı Tamar Bunke'nin bilinen ismiyle Tania... Başkent Montevideo'daki evinin duvarında Che'nin
Pasajes de la guerra revolucionaria (Devrimci Savaştan Kesitler) kitabında yer alan bir sözü yer alıyor
: "Hay que endurecerse sin perder jamas la ternura." Türkçe mealiyle, en azından benim anladığım: "İnsan kendini güçlü kılarken inceliğini de kaybetmemeli." Dostlarım Mehmet Karlı'nın ve Tuvan Yalım'ın katkılarıyla da: "Beşer rikkati kaybetmeden kavi olmayı bilmeli", "Kazanmaya çalışırken adam olmalı, kaydederken de Karıncaezmez Şevki...". Gerçi Perez'iyle, Lugano'suyla, Suarez'iyle, Rios'uyla Uruguay çok nazik bir takım değil ama olur o kadar; sempatik Forlan'ın varlığı yeter! Ve diğer köşede 1962 doğumlu Arjantin-Rosario kütüğüne bağlı Gerardo Martino... Tabarez'in idolü Che'nin vatandaşı ve hemşehrisi. Lakabı 'El Tata', yani 'Baba'. Sahadaki duruşundan anlarsınız! Newell's Old Boys tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olarak gösterilen Martino, futbolu bıraktıktan sonra teknik adamlığa başlıyor. Dört yıl 'vasatlar ligi'nde mücadele ediyor. Aynı dönemde Arjantin'in kuzey komşusu Paraguay'da Libertad, 2. Lig'den 1. Lig'e çıkmış yeni bir soluk arıyor. Martino'nun ve Libertad'ın peri masalı 2002'de başlıyor. Üst üste iki şampiyonluk sonrası Cerro Porteno'yu da şampiyon yapıp şansını ülkesinde Colon'da deniyor ama başarız bir deneme sonrası yeniden Paraguay'a dönüyor. Libertad'ı bir daha zirveye çıkardıktan sonra altın yumurtlayan tavuktan Paraguay Milli Takımı yararlanmak istiyor. "Bazı teknik adamlar koltuklarını korumak için çalışır, bazıları tarihi yeniden yazmak için... Sanırım ben ikinci grupta yer alıyorum," diyen Martino, Copa America öncesi "Ben idmanlara daha sonra katılırım," demecini veren takımın Benficalı yıldızı Oscar Cardozo'ya kapıyı gösterecek kadar otoriter. Bu akşam ne yazık ki Tabarez ve Martino final öncesi kulübe önündeki o klasik kucaklaşmayı gerçekleştiremeyecek. Martino yarı finaldeki Venezuela maçında oyundan atıldığı için mücadeleyi tribünden izleyecek. İşin ilginci, Martino tribünde yalnız olmayacak. Arjantinlinin sağ kolu Jorge Pautasso da Venezuela maçında oyundan atıldığı için Paraguay, hocasız ve asistansız finale çıkacak. İyi oynayan ve oynatan kazansın!
TARİHE DÜŞÜLEN NOTLAR

Finalin oldukça sert geçmesi yüksek bir ihtimal. Uruguay beş maçta 14 sarı, bir kırmızı; Paraguay 13 sarı, iki kırmızı gördü.

Paraguay uluslararası bir organizasyonda hiç maç kazanmadan (çeyrek ve yarı finalde normal süre berabere bitti) finale çıkan ilk takım oldu.

Brezilya, çeyrek finalde üçü dışarı olmak üzere dört penaltı kaçırarak elendi. Fenerbahçeli Andre Santos da 'karavanacı'lar arasında yer aldı.

Bugüne kadar dünya güzellik yarışmalarında beş kez kazanan Venezuela, Arjantin'e gelene kadar Copa America tarihinde sadece iki galibiyet elde etmişti. Vinotinto (Bordo) üçüncülük maçını kazandıysa toplam galibiyette beşe ulaştı.

Grup aşamasındaki 18 maçtan 11'inde takımlardan biri gol atamadı. Gol ortalaması Copa 2011'e gelmiş geçmiş en kısır turnuva unvanını kazandırdı.

Gold Cup şampiyonu Meksika, B Takımı'yla geldiği Arjantin'den 'sıfır' çekerek döndü.

Diego Maradona'yla kıyaslanan Lionel Messi'nin sonu vatandaşı gibi olabilir. Maradona 1983, 1987 ve 1989'da oynanan turnuvalarda hüsran yaşamıştı.
BENER ONAR