- Her şeye karışan bir patron musunuz?
- 'Valla bu yemek olmamış, tuzu yok,' demem ama 'Oluyor mu olmuyor mu, git satışa bak,' diyerek çalışanlarıma işin kısa yolunu gösteriyorum. İdareciler kendileri olarak yönetmeye devam ediyor.
- Peki sarhoş müşteriyi eleştiriyor musunuz?
- Yok canım. Başkasını rahatsız etmediği sürece, herkes istediği kadar içsin.
- Dede oldunuz, hâlâ ciddi bir gece hayatınız var mı?
- Eve gittiğim filan yok ki benim. Yoldan çıktığımız zamanlar oluyor, bir amacımız var. Bazen insanlara katılmak zorunda kalıyorsunuz. İşleri oturtana kadar çok zorluk çekiyoruz. Oturttuktan sonra kaytarıyoruz.
-
Çalışması zevkli bir patron musunuz? Yoksa despot musunuz?
- Son 10 senedir zevkli bir patron haline geldim.
- Emekli olmayı düşünüyor musunuz?
- Emeklilik mi? O ne demek? Emekli olmak demek, mecburen hayatınızı kazanmak için bir iş yapmaktır. Benim işimde ölmek var.
- Bir gün modanız geçer diye korkuyor musunuz?
- Öyle bir zaman daha çok uzakta. Belki 100 yıl kadar.
-
Siz neyi takip ediyorsunuz?
-Her açıdan Batı'yı yakaladık. O yüzden ben sadece buraya bakıyorum. Zaten Doğuluyum, Batılı fikirleri takip eder Doğu insanları. Bir de tabii Saint Tropez'ye bakıyorum, Club 55'e bakıyorum doğruyu söyleyeyim.