Murat Küçük (40, yönetmen): "Bizim motorlarımız hayatımızın merkezindeki araçlar. Ben gece 03.30'da motosikletimin yanına gidip, onu yıkayıp, sevip bindiğimi bilirim. Motorumun beni yansıttığını söylerler.Yani motorlarımız hem fiziğimiz hem de karakterimizle uyumlu. Motorsuz bir hayat düşünemiyorum. Üç hafta önce ameliyat oldum, uzun zamandır motoruma binemedim. Çöküntü yaşadığımı hissediyorum. Bazen dayanamayıp yanına geliyor, orasını burasını mıncıklıyorum. Bundan yıllar önce kaza geçirdim, tendonlarım koptu, iç kanama geçirdim ama hiçbir zaman motordan ayrılmayı düşünmedim. Bana deseler ki, ölümün motorun üstünde olacak, derim ki başımın üstünde yeri var." Cem Nadiran (40, DJ): "Fat boy dediğimiz, vücut ağırlığını dengeleyen motorlarla seyahat yapmak daha keyifli geliyor. Artık deli gibi hız yapıp arabaların arasından geçmek değil de, sol şeritte 100-120 km'yle kilitleyip seri bir şekilde o sesi yaşayarak gitmek istiyor insan. O egzostan çıkan motor sesi, erkeğe inanılmaz bir tatmin sağlıyor. Benim 300 metre geride motoru söndürüp iterek evlerine götüren, motorunu yağmurun altında bırakmayan, özel garaj yaptıran arkadaşlarım var." Erkan Söylemez (34, işadamı): "Benim motorum Tarhan'ın elinden ilk çıkan motorlardan biridir. Motoru tarif ederken renginin mutlaka kırmızı olmasını istemiştim, Kürt olduğum için kırmızı önemliydi benim için. Motorumu işyerinin önüne bırakamıyorum, çünkü herkes fotoğraf çekiyor, binmek isteyen oluyor. O benim bebeğim herkesi bindirmek istemiyorum. Kendi özel garajım var, diğer arabalarımı yıkadığımı hiç bilmem ama her akşam motorumu yıkarım, severim, otururum üstüne. Motorla yol yapmayı ve kafamı boşaltmayı çok seviyorum, özellikle Türkiye dışına gitmeyi. Çok eğlenceli bir grubuz, aramızda din, dil, ırk ayrımı yok. Süryani de var, Kürt de, Ermeni de, Avrupalı da."