Kadıköy Barlar Sokağı'nda geçtiğimiz haftalarda yaşanan Hell's Angels adlı motorcu çetesinin sorumlu olduğu saldırı nedeniyle motosikletçiler bir kez daha gündeme geldi. Her ne kadar olayın müsebbibleri polis tarafından yakalanıp adalete teslim edildiyse de, neredeyse herkesin önyargıyla baktığı motosiklet sürücülerini yakından tanımaya karar verdik. Gerçekten de sanıldığı gibi marjinal ve hafif kriminal insanlar mı motosiklet kullanıyor, yoksa tanımadığımız her şeye ve herkese duyduğumuz önyargıların kurbanlardan biri de motorcular mı, merak ettik. Siyah deri montlar giyen, kocaman gözlükler takan, çoğunluğu dövmeli bu adamlar ve kadınlar kimdi? Bütün haftaya yayılan araştırmalar ve görüşmelerin sonucunda anladık ki, Hell's Angels gibi çeteler aslında sadece toplumda değil, motorcular arasında da marjinal. 60'lı yıllarda Vietnam sendromu kurbanı Amerikalı askerler tarafından kurulan ve 'ırkçı' tercihleriyle bütün dünyada tanınan bu grup gibi irili ufaklı motosiklet kulüpleri (ki bunlara İngilizce motorcyle club'ın ilk harflerinden yola çıkarak MC deniyor) ne dünyada ne de Türkiye'de motor kültürünü temsil etmiyor. Avrupa'da 'medeni bir tercih' olarak kabul edilen, yaygın kullanımı teşvik edilen motor kültürünün mensupları ülkemizde hem yanlış tanınmaktan hem de yasalar tarafından korunmamaktan dolayı hayli dertli. İstanbul'un beş büyük motosiklet kulübünün üyeleriyle bir araya geldik ve onlardan tutkuyla tarif ettikleri motosiklet sevgisini anlatmalarını istedik. İstanbul Riders, OMM ve EMOK gibi gruplar daha çok orta gelir grubuna ulaşırken; Harley Davidson ve özel yapım custom'lar kullananlar biraz daha üst gelir grubunda. Ama hangi sınıfta olursa olsun, hepsinde motorun tarifi aynı: Aşk, tutku ve 'o rüzgar'.