Karşımızdaki bu şık ve zarif kadın, anlattıklarıyla bizi 1976'ya, Bebek sahilindeki 15 yıl önce kapanan o efsane butiğe götürüyor. İki katlı butik o günlerde, Paris'teki sofistike butikleri anımsatıyor. Paravanın ardında giyilen onlarca şık kıyafet, Emmanuelle butiğin zarif sahibinin çizimlerinden ve yurtdışından getirdiği, kendi elleriyle seçtiği parçalardan oluşuyor. Butiğin müşterileriyse, aralarında Nebahat Çehre'nin, Bülent Ersoy'un, Sema Karaca'nın ve Sezen Aksu'nun da bulunduğu dikkat çekici isimler. O dönemin en şık kadınlarından biri olan Rozi Gazioğlu, eşsiz stili ve Türkiye'de bir ilk olan konsept butiği ile özel bir kadın. Rozi Gazioğlu'nun hayat yolculuğu, göz alıcı stili kadar renkli. Evlenmeden önce yaz aylarını Büyükada'da, kış aylarını ise ailesine ait Taksim Palas apartmanında geçiriyor. Giyim tarzı ile genç kızlık günlerinden itibaren dikkat çeken Gazioğlu'nun giydiği her parça, o günlerde özenli terzilerin elinden çıkıyor: "O zaman da yenilikçiydim. Modayı çok yakından takip ederdim. Hazır giyim kıyafetlerimi ve diktireceğim parçaların kumaşlarını Vakko'dan alırdım." Bugün, Parizyen imajını destekleyen kısa ve sarı saçları, o ilk gençlik günlerinde beline kadar uzanıyor. Adalıların hâlâ kendisini bu haliyle hatırladıklarından bahsediyor.
PARİS-BERLİN HATTINDA AŞK
Yine aynı yıllarda Büyükada'da tanıştığı çocukluk arkadaşı Mete isimli genç adam, Rozi'yi yakından takip edenlerden. İlgiyi karşılıksız bırakmasa da genç kadın, bir başka aşkı olan resmin peşinden Paris'e gidiyor. Paris'te resim eğitimi aldığı yıllarda; Mete, Berlin'de mimarlık okuyor. Aşk, Paris-Berlin hattında hiçbir engel tanımıyor. Rozi, resim atölyesinde geçirdiği zamanların dışında Paris'in meşhur kafelerinde oturup, şık kıyafetler içinde önünden geçenleri seyrediyor. Gelecekte onu bekleyenlerden habersiz, kendi tasarımlarının tohumlarını atmaya başlıyor. İki âşık evleniyor. Berlin'de yaşamaya başlayan çift, iki çocuklu bir aileye dönüşüyor. Aynı günlerde, Rozi'nin içindeki bastırılamaz tasarım ve moda tutkusu onu yepyeni bir maceraya sürüklüyor. Berlin'in en işlek caddesinde Türk derilerini, kendi tasarımlarıyla satmaya başladığı ilk butiğini açıyor. Berlinli stil meraklıları, zamanın meşhur İtalyan derisi yerine, Rozi'nin tasarımlarına ilgi göstermeye başlıyor. Tasarımların orijinal oluşu, seri üretime geçilmesine ön ayak oluyor ama Rozi işten yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyor. Yeniden tasarım yapabilmek için, İstanbul'a 'kaçıyor'. Bu seferki durağı, uzun yıllar Bebek semtinin gözdesi olacak olan Emmanuelle isimli butiği. Emmanuelle, ilhamını Sylvie Vartan'ın 1971'de açtığı ve Rozi'nin Paris'te sık sık ziyaret ettiği, butikten alıyor. " Şimdi Paris'te daha çok modaevlerinin ve markaların olduğunu, eskiden alışveriş etmeyi sevdiği butiklerin çoğunun kapandığını söylüyor Gazioğlu. Eski günleri şöyle özetliyor: "Paris'ten kendime ve butiğime aldığım parçaların hepsinin bir ışığı vardı. Bahsettiğim zamanlarda bir tek Mualla Yaka vardı ve o da haute couture tasarımlar yapardı. Yaka'nın dışındaki isimlerin parçalarıysa, maalesef Paris'teki tasarımcıların kıyafetlerini andırırdı. Paris dünyanın moda merkeziydi." Berlin'de başlayan, ardından Frankfurt ve Düsseldorf'ta devam eden hayatları ile Rozi ve Mete Gazioğlu çifti, İstanbul'un en şık çifti olarak tanınıyor. İş ve tatil amaçlı dünyaya dolaşan ikilinin en büyük zevki, arkadaş gruplarını evde ağırlamak. Havuz kenarında geç saatlere kadar verdikleri partileri dün gibi hatırlıyor; "Çok hareketli bir kadınım. Butikten çıkar çıkmaz, yirmi kişiye hazırlık yapardım. Bu evde çok şık ve çok eğlenceli günlerimiz geçti" diye anlatıyor.
KADINLARIN İMRENDİĞİ BİRİ
Şamdan ve Palet başta olmak üzere Boğaz'da bulunan o dönemin sayılı mekanları, Rozi ve Mete Gazioğlu'nun şık geçit törenlerine ev sahipliği yapıyor. Rozi, hâlâ sakladığı ve içine girmekte hiç zorlanmadığı Paris'ten aldığı tuvaletleriyle, tüm İstanbullu kadınların imrenerek takip ettiği isimlerden birisi oluyor. Butiği dışında gardırobunun kapılarını da sevdiği dostlarına sonuna kadar açan Rozi, tatlı bir anısını paylaşıyor bizimle. Butiğinden alışveriş yapmasının dışında, Sezen Aksu'nun evine de geldiğini anlatan Gazioğlu, sanatçının sahneye çıkmadan evine uğrayıp, "Rozi ben ne giyeceğim?" diyerek, çoğu kez gardırobundan kıyafet seçtiğini gülümseyerek anlatıyor.
SILA GÜVEN ÖZER