2001 yılının eylül ayında sadece 14 bin adet olan ABD bayrağı satışları olayın gerçekleştiği 2001
eylülünde 170 bine fırladı. 2002'de bu sayı 80 bine geriledi. 2010 yılında ise 22 bin bayrak satıldı.
Enkaz altında kalan şaheserler arasında ünlü heykeltıraş Rodin'in biri The Thinker olmak üzere üç eseri vardı.
2000 ile 2007 yılları arasında 2 milyon 300 bin kişi saldırının gerçekleştiği bölgeyi terk edip başka yerlere göç etti. Onların yerine 600 binden fazla yabancı göçmen yerleşti.
Kolombiya Üniversitesi'nin yaptığı ölçümler uçakların çarpmasının sadece 2.1 ve 2.3 büyüklüğünde depremlere eş olduğunu ortaya çıkardı. Buna rağmen kulelerin neden bütünüyle çöktüğü tartışıldı. Araştırmalara göre çöküşün asıl nedeni binanın yapısı idi. Yapım sırasında kolon sisteminde kullanılan kimyasallar çarpmanın etkisiyle ısınmış, hatta yer yer erimiş ve yıkılmayı tetiklemişti.
Saldırıyı gerçekleştiren teröristlerden birinin havaalanına yakın bir yerde bulunan arabasından şunlar çıktı: Elektrikli tıraş makinası, uçak kokpiti maketi, içerisinde bomba efektleri kayıtlı bir ses kayıt cihazı.
Arama kurtarma faaliyetlerine katılan itfaiyecilerin 15 bin 700'ü olay sonrasında tıbbi yardım aldı. Bunlardan 11 bininin tedavisi sürüyor. İtfaiyecilerin 770'inde travma sonrası stres bozukluğuna ve 2009'unda depresyona rastlandı. Birçok itfaiyeci yıkıntılar arasında maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle hayatını kaybetti.
Olaydan sonraki birkaç gün içinde New York Kan Merkezi'ne 36 bin ünite kan bağışlandı. O dönemde ABD'de toplanan kan 600 bin üniteyi aştı ama bunun önemli bir kısmı kullanılamadı.
11 Eylül saldırısını Amerikalıların yüzde 90'ı televizyondan izledi. 2003'teki Irak Savaşı'yla ilgili haberleri internet üzerinden takip edenlerin oranı yüzde 11'e yükselirken, 2005 Katrina Kasırgası'nda yüzde 21, 2010 Haiti Depremi'nde yüzde 31'di. Son olarak ABD'lilerin yüzde 39'u Usame bin Ladin'in öldürülmesiyle ilgili haberleri internet üzerinden takip etti.
Sex and the City dizisinin saldırıdan önce çekilen ve arka planda Dünya Ticaret Merkezi görüntüsü bulunan bölümleri değiştirildi.
Bazı Amerikalılar kulelerin yıkılması sırasında ortaya çıkan duman ve toz bulutunda şeytanın suretinin belirdiğini söylediler. Görüntüler defalarca izlendi ve üzerinde tartışıldı.
Havaalanı güvenliği çok sıkı kurallara bağlandı. Kesici aletler, çakmaklar, su da dahil olmak üzere sıvılar kesinlikle yasaklandı. X-Ray cihazından geçenlerin ayakkabıları hatta bazen pantolon ve gömlekleri çıkartıldı. Müslüman bir ülkede yaşayan ve adı Müslümanlığı çağrıştıranların ABD'ye vize almaları zorlaştı.
Dört uçaktan ikisi Boeing 757- 200, diğer ikisi Boeing 767-200ER idi. Uçakların en eskisi 1983, en yenisi 1996 modeldi. Boeing 757- 200'ün yapımına 2005 yılında son verildi.
11 Eylül saldırılarından sonra Amerikan adalet sistemiyle ilgili tartışmalar arttı. Guantanamo'daki ve Ebu Gureyb hapishanesindeki şüpheli ve mahkumlara işkence yapıldı. İşkence görüntüleri basına sızdı.
HAŞMET BABAOĞLU
PEARL HARBOR KADAR BİLE İZ BIRAKMADI
"11 Eylül, daha önce su yüzeyine çıkması istenmeyen korkuların, nefretlerin açık açık ortaya konmasına
yol açtı; bunları neredeyse meşrulaştırdı ve kurumlaştırdı. 11 Eylül modern kapitalist toplum için özgürlüğün süsten öteye gitmeyeceğini, esas olanın güvenlik olduğunu tek tek herkesin kafasına çaktı. Ama eğriye eğri, doğruya doğru... O zamanlar sandığımız gibi 11 Eylül'den sonra "Dünya bir daha asla eskisi gibi olmayacak," diyenler haklı çıktılar mı? Hayır! Şimdi bakınca daha net anlaşılıyor: Dünya eski dünya, sadece İkiz Kuleler yerinde yok! 'Batı'daki İslamofobi' konusu da şu açıdan abartılıyor. İslamofobi, 11 Eylül'den sonra yoktan varolmadı! Birdenbire "A, teröristler Müslümanmış! Haydi Müslümanlardan korkalım, onları aramıza almayalım, zaten İslam savaş dini" diye düşünenler ortaya çıkmadı. Batı zaten İslam'a böyle bakıyordu, okullarında bile böyle öğretiyordu. 11 Eylül bu yaklaşımın üzerindeki zarif oryantalist şalı çekip aldı, o kadar! Bana sorarsanız, global kapitalizm 'yara sarma' konusunda epeyce beceri kazanmış! Şimdi bakıyorum da... 1941 Pearl Harbor baskını kadar bile çarpıcı bir iz bırakmış değil 11 Eylül!"
HASAN BÜLENT KAHRAMAN
YENİ KÜLTÜR: İSLAMOFOBİ
"Soruyu ben '11 Eylül dünyadaki kültürel oluşumu nasıl etkiledi?' şeklinde koymak isterim. Amerika'nın
11 Eylül felaketini yaşayan bir toplum olarak nasıl bir dönüşüm geçirdiğini, içinde yaşayarak, günü gününe izledim. Toplum, büyük ve derin bir korkuyla bütünleşmişti. İnsanlar eski bildiğimiz rahat Amerikalılar olmaktan çıkmıştı. Her an bilinmedik bir yerden gelecek önlenemez bir tehlikenin içinde yaşadıklarına inanıyorlardı. Bu, özünde, dinsel bir algılamaydı. Son kertede 'apokaliptik'/kıyametsel söylemin özü de budur: Bilinmedik bir zamanda ortaya çıkacak, önlenemeyen bir son. Böyle bir algı başta o toplumu, sonra dalga dalga yayılarak tüm dünyayı etkiledi. Bütün ülkeler artık terör denen o hayali düşmana karşı kendilerini bir güvenlik toplumu haline getirmeye çalıştı. İzlemeler, denetimler ve hepsinden önemlisi herkesin potansiyel, muhtemel bir düşman ve tehlike olarak görülmesi en demokratik toplumların bile 11 Eylül sonrasında otoriter yapılar geliştirmesine yol açtı. 11 Eylül sonrası kültür bu kanava üstünde biçimleniyor. Bireyin otoriter yapılar karşısındaki zayıflığı ve çaresizliğiyle, dinsellik sonrası dinsellik dediğim oluşumun kat yerinde meydana geliyor 11 Eylül sonrasının kültürü. 11 Eylül'ü izleyen dönemde dünyanın birçok yerinde meydana gelen ve hâlâ devam eden savaşlar, insan yitimleri bu kültürün gitgide dramatik bir boyut kazanmasına yol açıyor. Buna eklenecek son bir nokta, gene 11 Eylül'le birlikte batı ülkelerinde kendisini gösteren İslamofobinin yeni kültürün temel taşlarından birisi oluşudur. Bilhassa göçmenler üstünden gelişen bu olgu bir başka dramatik gerilim unsurudur. Bunları özetlersem, 11 Eylül sonrası kültürde trajiğin yitimini ve dramatik olanın keskin yükselişini izliyoruz diyebilirim."
SÜLEYMAN YAŞAR
11 EYLÜL SALDIRILARI MALİ KRİZE NEDEN OLDU
"Amerikan Genel Kurmayı ve Dünya Ticaret Merkezi'ne 11 Eylül 2001'de yapılan terörist saldırılar
Amerikan mali krizinin en önemli nedeni oldu. 'Terörist saldırılar niçin mali krize sebep olsun?' sorusu aklınıza gelebilir. Bu soruya şöyle cevap verebiliriz: 11 Eylül saldırılarının ardından Amerikan halkı korktu, sokağa çıkamaz hale geldi. Bunun üzerine Amerikan ekonomisini yönetenler, insanları sokağa çıkarabilmek ve korkularını yenmelerini sağlamak için paranın fiyatını yani faizleri hızla indirmeye başladı. Amaç ucuz parayla alışverişi çoğaltmaktı. Gelgelelim, paranın fiyatının ucuzlaması bu defa risk iştahını çoğalttı. Geri ödeme gücü olmayan insanlar kredi kullanarak konut satın almaya başladı. Kullanılan kredilerin üzerine, bir de bankalar, varlığa dayalı menkul kıymet, diğer bir değişle türev ürünler çıkartıp satınca, mali piyasalarda kağıttan bir kule oluştu. Ayrıca artan kredi talebiyle enflasyon tehlikesi ortaya çıktı. Bu defa yapılanların tam aksine enflasyonu önlemek için faizler hızla yükseltildi. Faizler yükselince ödenemeyen konut kredileri ve bu krediler üzerine kurulan kağıttan kule çöktü. Mali piyasalar karıştı. Pek çok Amerikalı aile konutlarını boşaltıp çadırlara taşındı. Bankalar ve yatırım fonları ellerinde ödenmeyen boş senetlerle kaldılar. Peki Amerika'da bunlar olurken Avrupa'da ne oldu? Amerikan mali piyasalarında başlayan kriz Avrupa bankalarına da sıçradı. Bankalar müşterilerine ödeme yapamadı, emekliler maaşlarını alamadı. Böylece 11 Eylül 2001 terörist saldırıları nedeniyle uygulanan para politikası 2008'in Eylül ayında Lehman Brothers yatırım bankasının batışıyla küresel bir mali krize dönüştü. İşte bu krizde batan ve devlet tarafından kurtarılan bankaların mali yükü şimdi Amerikan ve Avrupa ülkelerinin devlet bütçelerini zorluyor. Kısaca, 11 Eylül saldırılarının neden olduğu mali kriz hâlâ dünyayı sallamaya devam ediyor."
EL-KAİDE KAZANDI MI?
USA TODAY'in Gallup Araştırma Şirketi'ne yaptırdığı bir araştırma 11 Eylül'ün nasıl algılandığı konusunda
ilginç veriler sunuyor. 'Sizce teröristler kazandı mı?' sorusuna dörtte üç gibi bir çoğunluk 'Hayır' yanıtı vermiş. Teröristlerin kaybettiğini düşünmelerine nedenleri şöyle sıralamışlar:
El-Kaide liderlerinin çoğunun yakalanması ya da öldürülmesi.
Teröristlerin ikinci bir saldırı düzenleyemeyecek şekilde baskı altına alınması ve Arap ülkelerinde gelişen demokratik hareketleri etki altına alamayacak şekilde pasifize edilmeleri.
Dünya Ticaret Merkezi'nin yeniden ve daha görkemli olarak yapılması.
Ayrımcılık olaylarına rağmen Müslümanların kamusal alanda daha çok yer almaya başlaması.
Güvenliğin sıkılaşması ve istihbaratın gelişmesi. Bu konuda herkes hemfikir değil. Araştırmaya katılanların yüzde 17'si teröristlerin kazandığını söylemiş. Üstelik gerekçeleri de çok ikna edici:
Amerika, toprakları dışında iki uzun ve maliyeti ağır savaşa girdi. Bu savaşlar sonuçsuz kaldı.
Dışardaki teröristlerle uğraşırken kendi içimizde gelişen terörizmi gözden kaçırdık.
ABD'de yaşayan Müslümanlarla diğer din mensupları arasında dini bir gerilim doğdu.
Bu süreçte El-Kaide küçük hücrelere bölündü ve onunla savaşmak zorlaştı. Teröristlerin kazandığını söyleyenlerin en çok vurguladıkları konular arasında havaalanı güvenliğindeki abartı da var. Araştırmada yer alan bir diğer konu ise bireysel hak ve özgürlükler. Katılımcıların yüzde 47'si, 11 Eylül 2001'den beri işlerin kötüye gittiğini söylemiş. Yüzde 42'lik bir dilim 'hemen hemen aynı' derken; 'eskisinden daha iyi' olduğunu söyleyenlerin oranı sadece yüzde 10.