Matt
Dillon, 2009'dan bu yana devam eden ve yılda iki kez gerçekleştirilen İstanbul Fashion Week (IFW) kapsamında, Damat&Tween defilesini izlemek için İstanbul'a geldi. Başta her şey yolundaydı. Başında kasketi, gözünde gözlükleri, Türkiye'de kendisine eşlik eden arkadaşı Demet Öger'le İstiklal Caddesi üzerindeki barlara ve kafelere girip çıkıyordu. Ama ne olduysa konakladığı otelin basına sızdırılmasından sonra oldu. Oteli terk etti ama İstanbul Fashion Week'e katıldı ve ardından perşembe günü Amerika'ya uçtu. İstanbul'da Topkapı Sarayı'ndan adalara kadar pek çok yeri gezen Dillon'la ufak da olsa bir söyleşi yapma fırsatı yakaladım.
- İstanbul'a gelmeye nasıl karar verdiniz?
- Demet Öger çok eski ve yakın bir arkadaşım. İstanbul'u öyle güzel anlatıyordu ki görmeden ölmemek gerek diye düşünmüştüm. Zaten tatil planı yapmam gerekiyordu. Tam bu esnada Demet İstanbul Fashion Week kapsamında Damat&Tween defilesini izlemek ve İstanbul'u gezmek için bir teklif getirdi. Aslında farklı organizasyonlara katılmak için söz vermiştim. Ama Demet'in teklifi geri çevrilmezdi. İstediği şey olmazsa kırılır ve ikinci bir teklifle gelmez. Ben de reddedemedim.
- İstanbul'a ilk kez mi geldiniz?
- Evet ve çok sevdim. Burası tam anlamıyla tarih ve kültür şehri.
- İstanbul'da nereleri gezme şansı yakaladınız?
- Neredeyse tüm müze ve sarayları gördüm. Topkapı Sarayı'na ve Beylerbeyi'ne bayıldım. Taksim'de sabahtan akşama dek tüm plakçıları, antikacıları, kafeleri, restoranları, camileri ve kiliseleri gezdim. Büyükada'da tepeye kadar çıkıp kilisede dilek diledim. Sultanahmet, Ortaköy ve Suada'yı da gezdim.
SEBZELERİNİZ İNANILMAZ LEZZETLİ
- Türkiye'ye tekrar gelmeyi düşünüyor musunuz?
- Evet, aslına bakarsanız Türkiye'de bir film çekmek istiyorum. Mekanları incelemek için tekrar geleceğim. İyi bir senaryo olması şart tabii. Oynadığım karakter kadar, filmin içerdiği mesajlar da önemli.
- Hiç yaşlanmıyorsunuz sanki. Kendinize nasıl bakıyorsunuz?
- İnanın bana 15 yıldır ağzıma alkol koymadım, içmiyorum. Düzenli spor yapıyorum ve hep pozitif düşünmeye çalışıyorum. Bir de sanırım anne tarafına çekmişim. Annem de hâlâ çok güzel ve genç görünür.
- Gelelim Türk yemeklerine... Neler yiyip içtiniz?
- Türk yemeklerinin hepsini beğendim. Ama özellikle sebzeleriniz inanılmaz lezzetli.
- Modayla yakından ilgilenir misiniz?
- İnsanların giyimine dikkat ederim, güzel bir kıyafet gördüğümde hangi tasarımcı olduğunu mutlaka sorarım.
Matt Dillon denize giren çocukları uyarmamızı istedi
-
Birçok Hollywood starı ile yakın arkadaşsınız. Nasıl oluyor bu?
- Öncelikle ben menajer veya organizatör değilim. Yani maddi bir kazanç için değil, tamamen manevi tatmin için yapıyorum bunları. Amacım ülkemizin güzelliklerini ve tarihini yakından tanımaları.
- Peki kimdir Demet Öger?
- Ankara doğumluyum, Londra'da sinema eğitimimi tamamladıktan sonra Los Angeles'a yerleştim. Amerika ve Kanada'da film yatırım şirketim var. Hayatım, seyahatlerle ve vakıflar için yaptığımız projelerle geçiyor. Şu ana dek 126 ülkede bulundum. Tüm dünya ülkelerini görmek en büyük hayalimdi ve sanırım gerçekleşiyor. Son olarak da Türkiye'de UNICEF ve AİDS Vakfı yararına bir albüm çalışması yaptım, hâlâ devam ediyor.
- Bugüne kadar Türkiye'ye kimlerin gelmesinde vesile oldunuz?
- Paris Hilton, Bruce Willis, Ben Affleck, Elton John, Matt Dillon... Madonna için hâlâ çalışıyorum.
- Matt Dillon, İstanbul'da en çok neden etkilendi?
- İnsan profillerini inceledi, insan yüzlerini, bakışlarını, hayat tarzlarını inceledi ve çok fazla fotoğraf çekti. Ortaköy'de denize giren çocukları görünce içerledi. 'Burası pis değil mi, neden buradan giriyorlar?' dedi. Gidip uyarmamızı istedi. Matt'in isteğiyle çocukları uyardık. O da yetmedi konakladığı House Hotel'e rica etti. Büyük boy pizza yaptırıp çocuklara yollattı. Uzun süre daha onları izledi. Bol bol fotoğraflarını çekti.