Kadın cinayetleri, toplumumuzun en büyük yaralarından biri olma yolunda adım adım ilerliyor. Kadın örgütleri ve şiddet uzmanları her hafta, yeni cinayet listelerini toplumla paylaşıyor. 'Bu hafta şu kadar kadın öldürüldü' diye başlayan listeler, yapılan eylemler, alınan önlemler kadın cinayetlerini durdurmaya yetmiyor. Peki son yıllarda yüzde 1400 arttığı ileri sürülen kadına yönelik şiddetin nedenleri aslında ne, bu şiddeti durdurmak için ne yapmak gerekiyor? Bu konuyu, kadın meselesiyle ilgili araştırmalar yapan gazeteci-yazar ve AK Parti PM üyesi Ayşe Böhürler ile Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nükhet Sirman'a sorduk. Böhürler ve Sirman, kadın cinayetlerinin iddia edildiği gibi muhafazakarlıkla ilgisi olmadığı konusunda hem fikir ve muhafazakarlık tanımının yanlış yapıldığını düşünüyor. Böhürler cinayetleri erkeklerin psikolojik bir sorunu olarak görürken, Sirman'a göre bu şiddetin nedeni toplumsal çözülme ve erkeklik rolünün azalması. İki isim de, bunun toplumsal bir mesele olduğunu belirtirken, Böhürler bunun ezelden gelen bir erkek meselesi olduğunu, Sirman ise bunun esnek çalışma ve neoliberal sistemle ilişkisi olduğu görüşünde. İki isim de, artık erkek şiddetinin nedenlerini sorgulamak ve erkekleri anlamak yerine, toplumdaki erkek şiddetine onay veren kanaatin değişmesi için politikalar üretilmesi gerektiğini söylüyor. Öte yandan, çok eşlilik ve cinsel yaşamın aile dışına çıkması da, Böhürler ve Sirman'ın dikkat çektiği bir başka nokta.
NİKAHSIZLIK ÇAĞIMIZIN GERÇEĞİ
"Kişisel olarak çok eşliliğe karşıyım. Tek eşliliğin Allah tarafından tavsiye edildiği ifadesi var Kuran'da. Şiddetin de sebeplerinin başında ikinci-üçüncü eş vakaları var. Çünkü sahipsiz ve daha kolay şiddet uygulanabilir görüyor o kadınları. Biz, Kuran'ın mesajlarını evrensel olduğuna inanıyoruz. Nikahsızlık toplumsal manada bir sorun teşkil etmiyorsa, etmez. Çünkü iki kişi arasında olan bir şeydir. Önemli olan yasalar karşısındaki durumdur. Yani miras, boşanma, nafaka vs. durumlarında elbette evlilik daha güvenceli. Ama dünya kendi ruhunu dayatıyor. Siz ne kadar karşı durursanız durun, bazı şeyler değişiyor.
AYŞE BÖHÜRLER:
GERÇEK DİNDAR KADIN DÖVMEZ
- Sizce erkekler kadınları neden öldürüyor?
- Gördüğümüz, birçok cinayette boşanma, ayrılma, ayrı yaşama, ikinci eş gibi etkenlerin belirleyici olduğu. Yani erkeklerin terk edilmeyi, boşanmayı kaldıramaması veya diğer taraftan şiddeti alışkanlık haline getirmesi. Bence bu psikopatça bir durum.
- Kadın cinayetlerinin bu kadar yaygınlaşmasından sonra erkeklik rolüne ilişkin bir tartışma başladı. Siz ne dersiniz?
- Erkekler insanlık tarihi boyunca hep şiddet uygulamışlar kadınlara. Kadınları dövmelerinin nedeni iktidarlarını kaybetmeleri değil.
- Kadınların daha fazla hak talep etmesi de iktidar alanını küçülten bir şey olarak yorumlanamaz mı? Eskiden sesleri çıkmazdı kadınların...
- Demediği için tabii, eskiden rıza gösterirlerdi. Şimdi alternatifleri var, ona destek olan bir kamusal alan var. Toplum boşanan kadına daha farklı bakıyor. Bence toplumun onayı, 'Eline sağlık' denmesi daha da teşvik edici hale getiriyor. Bir kadınla normal, insan gibi bir ilişki kuramama ve şiddete başvurmadan bir birlikteliğini götürememe yeteneksizliklerini cinayet işleyerek bir kahramanlık haline dönüştürüyorlar.
- Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çekmiştir, erkekler intihar etmeye başladı cinayetlerden sonra.
- Bu nasıl bir sevgi ve tutkudur ki, hem onu hem kendisini yok ediyor? Bunlar sevgiyle tanımlanacak şeyler değil. Bence bu insanların tedavi olmaları gerekiyor.
- O zaman toplumumuzun erkekleri hasta mı demeliyiz?
- Her toplumda var. Toplumlarda onaylanan davranışlar güçlenir, onaylanmayan davranışlar yok olur.
- Hükümet de kadına yönelik şiddeti önemsediğini gösteren birtakım uygulamaları hayata geçirmek istiyor. Buna rağmen son 10 yılda kadına yönelik şiddet arttı. Nasıl yorumlamalıyız?
- Ben genel olarak toplumun insana bakışı ve değişime direnmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. İngiltere'de geçenlerde bir Türk karısını ve kayınvalidesini öldürdü. Bu İngiltere'de yasaların kadınları korumadığını mı gösteriyor, hiç de değil, tam tersine kadını en çok koruyan ülkelerden birisi.
- Şiddetin, erkek yoksulluğunun artmasıyla ilgisi olduğunu söyleyen sosyologlar da var.
- Yoksulluk kadınlar için de var. Erkekleri anlamaya da çalışabiliriz, ama bütün bunlar yine de insanı yok eden bir durumu makul hale getirmeleli. Erkekleri şiddeti iten sebepleri ortadan kaldırmak, dünyanın hiçbir yerinde mümkün değil. Eğer öyle olsaydı, zengin ve iş gücü sahibi insanlar karılarını dövmezdi. Kadını ve erkeği birey olarak görüp, evliliklerin o iki birey arasında tesis edilmiş anlaşmalar olduğu üstünden giden bir zihniyetin yerleşmesi gerekiyor.
ALLAH'TAN KAÇAMAZSINIZ
- Toplumdaki muhafazakarlaşmaya paralel olarak da şiddetin arttığını düşünenler var.
- Kadın öldürülmesinin dini bir gerekçesi yok. En liberal görünen adamı bile kazıyorsunuz, dibinde tahakküm eden bir kıskançlık çıkıyor. Gerçek bir dindar ve muhafazakar asla bir kadına şiddet uygulamaz. Çünkü yasalardan kaçabilirsiniz ama Allah'tan kaçamazsınız. Muhafazakarlaşmanın erkek iktidarını çok güçlendirdiği savına da katılmı-yorum. Bu muhafazakar iktidar döneminde kadına yönelik birçok politik adım hem yasal hem toplumsal düzeyinde gerçekleşti. Dini yanlış anlayan ve anlatan erkeklerin elbette burada etkisi var, onu da din dışında bir yerde değerlendirmek gerekir.
- Bu toplumda yaygın bir şey değil mi?
- Evet, kadınlardan daha fazla dindarlık, erkeklerden daha az dindarlık bekleniyor. Bu bir erkek çarpıtması. Gerçekte günah, kadın için de erkek için de aynı. Ayetler mümin kadınlara zina etmeyin, mümin erkeklere zina edin demiyor. Ama dünya değişiyor, bu değişime ne muhafazakarlık, ne dindarlık karşı koyamıyor. Ve bu değişim daha eşitlikçi bir toplum yapısını da beraberinde getirecek.
NÜKHET SİRMAN:
CİNAYETLERİN NEDENİ ERKEKLİK KRİZİ
- Niye bu kadar çok kadın cinayeti oluyor bu ülkede?
- Benim buna cevabım, toplumsal hızlı çözülmedir. Toplumdaki yapılar çok hızlı ve çok şiddet dolu bir süreç içinde çözüldü. Türkiye'nin modernizasyon süreci çok hızlı ve şiddet dolu oldu. 80 yıla Avrupa'nın 250 yıla sığdırdığı değişimi sığdırdık. Kadın cinayetleri arttı, çünkü geleneksel aile düzeni kaybolmaya başladı. Kadın cinayetlerini önleyen şey, aile içindeki hiyerarşilerdi. Eskiden kadın böyle kolay öldürülmezdi.
- Aileye nasıl yansıdı bu dönüşüm?
- Aile içindeki rollerin, güç ilişkilerinin nasıl düzenleneceği konusunda çok ciddi bir sorun getirdi. Cumhuriyet bir yandan 'Erkek ve kadın eşittir,' öte yandan da 'Kadın kocanın istemediği işte çalışamaz, ailenin reisi erkektir,' diyordu. Türkiye'de kadın erkek eşit değildi ama biz eşitmiş gibi yaptık. Ondan sonra erkekler kuma alıyor, metres tutuyor diye şaşırdık.
- Son yıllarda yaşadığımız da bu mu?
- Son 15-20 yılın hikayesi başka. Bu 'erkeklik krizi' dediğimiz bir durumla alakalı. Erkeklik söylemde değişmedi. Astığı astık, kestiği kestik, maço, cinsiyetçi, namuslarına düşkün ve sadece kendinden daha güçlüsüne boyun eğmeyi bilen varlıklar oldu. Şimdi çok ciddi olarak erkeklerin bu fonksiyonu yerine getirmelerinde bir problem var. Çünkü muazzam bir işsizlik, muazzam bir esnek çalışma var. Yani sürekli olarak insanı tedirgin edecek, endişe yaratan hayat şartları. O endişe 'Ben bu rolü doğru dürüst yerine getirebiliyor muyum,' sorusunu sorduruyor.
- Bütün kesimlerde mi böyle oluyor?
- Çeşitli sınıflar farklı etkileniyor bundan. En altta olanlar, iş bulamayanlar, emeklerinin gücüyle çalışanlar, mevsimlik çalışanlara baktığımızda daha çok kadınlar ve çocuklar çalışıyor. . Bir yandan da kadın erkek eşittir gibi sadece feminist değil, artık kapitalist bir diskur da almış başını gidiyor. Bütün bunlar, erkeklerde 'Biz artık erkek değil miyiz?' sorusunu sorduruyor.
CİNSELLİK EVLİLİĞİN DIŞINA ÇIKTI
- Orta sınıflarda neler oluyor?
- Orta sınıflarda da kadınlar çalışmaya başladı. Erkekler anneleri gibi kadın göremeyince başka kadınlara yöneliyor. Cinsellik başka bir problem.
- Evlilikteki cinsellik mi?
- En önemli şeylerden biri de cinsellikle aileyi ayırma. Türkiye'de cinsellik ya pornografi ya da şiddet bağlamında konuşuluyor. Ama sosyolojik, entelektüel ve gündelik hayatımızı etkileyen bir konu olarak konuşulmuyor. Adam karısını bir cinsel nesne olarak görmüyor bile. Bunu yaratan şey de muhafazakarlık ve AK Parti değil, Cumhuriyet'ten beri bu böyle.
- Peki aslında ne olması gerekiyor? İlkokulda cinsel eğitim mi?
- İlkokuldaki cinsel eğitimler, tamamen medikalize edilmiş, biyolojiye indirgenmiş. Halbuki cinsellik sadece biyolojik değil; aynı zamanda fantezilerle, hayallerle, arzularla, bu arzuların toplumda nasıl dolaştığıyla ilgili.
- Dolayısıyla cinsellik sadece erkeklerin konuştuğu bir şey olarak kalıyor.
- Evet, kadınları cinsiyetsiz varlıklar haline getirmeye çalışıyorlar. Halide Edip, Handan adlı romanında kahraman cinselliğini keşfettiğinde intihar ediyor. Dolayısıyla bu Türk milliyetçiliğinin ve Türk modernitesinin yarattığı cinsiyetsiz kadın imajını yeniden üretiyor.
DAYAK ÖNEMSİZLEŞTİ
- Bir yandan son çıkan haberlere göre, özellikle kadın cinayetlerinden önce ciddi bir boşanma talebi olduğu görülüyor.
- Kadınların çoğu gündelik dayak yiyor. Ve artık ölüm olduğu için biz o dayakları konuşmaz hale geldik. Çünkü her gün beş kadın ölüyorsa, biz her gün beş tokat yiyene bakmamaya başlıyoruz; ölüm her şeyin üstünü örtüyor. Nedenlere baka baka, o nedenleri yok etmeye doğru gidiyoruz. Halbuki erkek şiddetini bütün bir toplumsal sistem mümkün kılıyor.
- Bir yandan da muhafazakarlaşmayla bağını kuranlar var şiddetin...
- Şahsen hiçbir bağ görmüyorum, böyle bir bağın da ispat edilemeyeceğini düşünüyorum. Muhafazakarlaşmayı nasıl tanımlayacağız? Bir insan başörtüsü taktı diye muhafazakar olmaz. Bir insanın dinine inanması ve dininin gereklerini düşünmesi onları muhafazakar yapmaz. Zaten en başından beri devlet de din kurumu da ailenin içindeydi. Aile değerlerini gündeme getirmek diye bir şey var ama bunu sadece AK Parti mi gündeme getirdi? Ama AK Parti tabii ki neoliberal, esnek kapitalizm kurallarını getirdi.
- Bu politikalar aileye fayda sağladı mı?
- Hayır, siz eğer aileyi güçlendirmek istiyorsanız, her aile reisine iş vermeniz lazım. Çok uzun süre, kadına yönelik şiddeti görmezden geldik. Ama AK Parti hükümeti bunu gördü. Yine de ne hormon tedavisi, ne elektronik kelepçe, sokakta yürürken bana yönelen bakışları durdurmayacak. Erkeklerin kadına ya evdeki hizmetçi ya da sokaktaki fahişe diye bakmaktan vazgeçmelerine neden olmayacak.
- Peki cinayetlerden sonra başlayan erkek intiharlarını 'erkeklikten tamamen istifa' diye mi yorumlamalı?
- Olabilir, her şeyini bitirdiği için tamamen gitmek diye yorumlanabilir ama emin değilim. Eskiden de erkekler kendilerini vururdu, şimdi biz bunu görür olurduk. Ama evet, silahlanma ve taklit edilen şiddet yöntemleri var artık.
- Bir de erkek rehabilitasyonu önermesi var...
- Erkeklerin nesi rehabilite edilecek? İktidarda olana 'İktidarından vazgeç,' diyebilir misin, vazgeçmeyi öğretebilir misin? İktidarda olan, iktidarını kaybetmemeye uğraşır. Eğer bir sorun görüyorsa kendi iktidarıyla dönüp bakar.