Amerika'da
The Young Turks / (Genç Türkler) isimli online video haber programıyla dünyada en çok izlenen talk şovlardan biri olma başarısını (yaklaşık 13 milyon kişi) yakalayan Cenk Uygur, geçtiğimiz nisan ayından beri de MSNBC'de saat 6:00'daki programı sunuyordu. Kanalla yolları ayrılan Uygur, yaptığı programın yayınını internette sürdürdü. Siyasetçimedya ilişkilerini ele alan prorogram
New York Times'dan
Los Angeles Times'a kadar yer buldu. Cenk Uygur'un geçen hafta eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore'a ait olan Current TV ile anlaştığı
New York Times'a haber oldu. Şimdi 60 milyon kişiye ulaşması bekleniyor.
- Çocukken de böyle çok konuşkan biri miydiniz?
- Okulda çok konuşkan, evde sessiz biriydim. Hatta akrabalarım televizyoncu olduğumu duyunca inanamamışlardı.
- Ailenizin Amerika macerası nasıl başlamış?
- Babam Amerika'ya ilk kez makine mühendisliği yüksek lisansı yapmak için gelmiş. Bitirince Türkiye'ye dönmüş. Sonra da bizim eğitimimiz için yeniden Amerika'ya taşınmış.
- Eğitiminiz uzun sürmüş...
- Babam önce işletme, onun akabinde de avukatlık okumamı istedi. Çünkü anladık ki bu ülkede en iyi parayı avukatlar kazanıyor. Pennsylvania Üniversitesi'nde ekonomi ve politika, ardından da Columbia Üniversitesi'nde hukuk okudum.
- Young Turks ismini nasıl ve niye seçtiniz?
- İsim önceliğim değildi ama başlayınca 'Young Turk' geldi aklıma. O dönemde hem gençtim hem de Türk. Ayrıca İngilizce'de otoriteye ya da sosyal beklentilere karşı olan genç anlamına geliyor. İlk yaptığım şovları gönderdiğim 400 farklı Amerikan kanalının sadece ikisinden olumlu cevap aldım. Biri Washington'da bir haftasonu programıydı diğeri de Boston'da. Her hafta sonu arabayla dokuz saat Washington'dan Boston'a gidiyordum. Daha sonra da radyoda yaptığım programları televizyonlara gönderdim.
- Los Angeles'a ne zaman geldiniz?
- 2002 yılında Sirius'ta
The Young Turks programına başladık. 2005 yılına kadar da sadece radyo programı yaptım. Çok iyi tepkiler aldık. Bush'un Irak'a girdiği dönemdi. Bu sırada Bush'a karşı olan medyadaki hemen herkesi işten çıkardılar. Bush'a karşı olup, program yapan bir tek biz vardık.
- Size nasıl izin verdiler?
- Çünkü biz bağımsız bir programdık ve radyo kanalı bize karışmak istemedi.
MİLYONLAR KAZANDIK
- İnternet haberciliğinden para kazanabildiniz mi?
- Bu işlere girip para batıran çok oldu. Ben biriktirdiğim paraları çok dikkatli kullandım ve bugünlere kadar geldik. Radyodan ayrılırken yöneticilerden biri bana 'bu işi yaparsan en fazla 12 üyen olur,' demişti. Sonra kendisiyle bir davette karşılaştım ve '13 bin üyeye ulaştık,' dedim. Seyircimiz bizi çok destekledi. 2007 yılında da Youtube'un başlattığı ortaklık anlaşmasını imzaladık. Yaptığımız videolara reklam alıp bunun gelirini bizimle paylaşmaya başladılar. Hiç unutmuyorum ilk ay 12 dolar geldi. Şu anda ciromuz 1 milyon doların üstünde.
- Bu arada MSNBC'nin dikkatini nasıl cektiniz?
- MSNBC'nin saat 10:00 için program aradığını duydum. Seyircilerimiz 'Cenk'i MSNBC'de görmek istiyoruz' diye kampanya başlattı. Bu ismi belirlemek için internet üzerinden yapılan ankette benim adım bile geçmiyordu. Seyircilerin baskısıyla ikinci turda koydular ve Alec Baldwin, Michael Moore gibi isimlerin arasından ben seçildim. Kanalla görüştük ve bana saat 6:00 programını bana verdiler. İlk birkaç program, uluslararası olaylara denk geldi. Japonya'daki deprem, Mısır, Tunus gibi. Böyle zamanlarda CNN daha çok seyredilir. Buna rağmen rakipleri geçtiğim oldu.
- Yollarınız nasıl ayrıldı?
- Nisan ayındaki toplantıda Washington'un programımı endişeyle karşılayabileceğini söylediler. Bu durum benim orada kalmamı imkansız hale getirdi.
POLİTİKACILARI ELEŞTİRECEKSENİZ BAŞKENTTEN UZAK DURUN!
- Los Angeles'da yaşayıp Washington'un nabzını bu kadar iyi tutmayı nasıl başarıyorsunuz?
- Washington'da olmamak bir avantaj. Çünkü orada olunca politikacılarla ister istemez arkadaş olmaya başlıyorsunuz. Öyle olunca eleştirmek daha zor oluyor. Burada aklınıza gelen her haberi okuyoruz.
- Türk politikası ya da medyasıyla aranız nasıl?
- Takip etmeyi çok isterdim ama hiç vaktim olmuyor. Uluslararası haber değeri taşırsa, Mavi Marmara gibi, haber yapıyoruz.
- Günlük hayatınızda olmasa da pogramınız sırasında bazı Türkçe kelimeler kullanıyorsunuz.
- Bana göre Türkçe'nin en güzel tarafı küfürleri. Bu anlamda ünlüyüz aslında. Ben de program sırasında bunları değiştirerek kullanıyorum. Artık seyirciler de anlıyor.
- İnternet haberciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Büyük medya grupları 90 milyon insana ulaşıyormuş. İyi de, Youtube 3 milyar evin içinde. Londra'da Hollanda'da sokakta gezerken insanlar beni ismimle çağırdılar. İnanıyorum ki internet medyası ve bizim için 10 yıl sonra her şey mükemmel olacak.
BURADA İŞİME KİMSE KARIŞMAYACAK
- Uzun süre pek çok kanalla görüşme yaptınız ama geçtiğimiz hafta Al Gore'un Current TV'si ile anlaştınız. Neden onu seçtiniz?
- Her şeyden önce artık bağımsız bir kanaldayım. Bu benim için en önemli kriter, çünkü düşündüklerimi söyleyebileceğim anlamına geliyor. Al Gore'un benim için harika bir patron olacağına inanıyorum. Daha ilk buluşmamızda bana ne yapıp ne yapmamam gerektiğini söylemek yerine üç saat politika konuşmayı tercih etti. Bu benim gibi biri için inanılmaz bir şey. Çünkü beni ve yapacağım işi anlayacağı anlamına geliyor. Current TV hem bağımsız hem de ABD'de oldukça liberal bir platform. Bir medya devine ait değil. Ayrıca Al Gore, Olbermann gibi kişilerle çalışacağız. Keith Olbermann ile program yapmak bir onurdur.
- Nasıl bir program yapmayı planlıyorsunuz?
- Benim programım Keith Olbermann'ın şovunun akabinde, akşam saat 7:00'de başlayacak. Yaptığım iş yine aynı. Politika konuşacağız. Ama bu sefer kimse işimize karışmayacak.