Kuşkusuz
yeni sezonun en iddialı ve nostaljik esintiler taşıyan yapımlarından biri Al Yazmalım... Çünkü ne 34 yıl önce Atıf Yılmaz'ın çektiği ve başrollerinde Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın oynadığı Selvi Boylum Al Yazmalım filmi unutuldu ne de Cahit Berktay imzalı müzikleri. Cengiz Aytmatov'un Kırmızı Eşarp adlı romanından uyarlanan filmden, günümüz Türkiyesi'ne ve televizyona aktarılan Al Yazmalım dizisi ise yayınlanır yayınlanmaz izleyiciyi ekrana çekti. Mahinur Ergun'un kaleme aldığı, Nisan Akman'ın yönettiği bu aşk serüveninin güçlü kadrosunda sürpriz bir oyuncu var. Birçok film ve tiyatro oyununda rol alan, pek çok önemli oyunun yönetmenliğini üstlenerek sahneye aktaran Macit Koper, ilk kez bir dizide yer almayı kabul ederek, herkesi şaşırttı. Sanatçı, atv'de pazartesi akşamları yayınlanan dizide Özge Özpirinçci'nin canlandırdığı Asiye'nin babası Bahattin karakteriyle ekranda. Koper, ilk bölümlerinde sessiz, tepkisiz, alkolik, emekli bir polis olarak izlediğimiz Bahattin'in öneminin, önümüzdeki bölümlerde kendini göstereceğini söylüyor: "Bahattin'inki sadece eski bir polis öyküsü değil, bir insanlık öyküsü.''
- Sinema ve tiyatroya yıllarca emek verdikten sonra ilk kez bir diziyle televizyon ekranındasınız. Sizi Al Yazmalım'a çeken ne oldu?
- Televizyon dizisine epey direndim. Tiyatroyla aynı zamanda kotarılabileceğine inanmıyordum. İki yıl önce Şehir Tiyatrosu'ndan emekli oldum. Kimi tekliflere yine 'Evet,' diyemedim. Sonunda Ay Yapım ve Nisan Akman bir araya gelince 'Tam zamanıdır,' dedim. Ayrıca
Al Yazmalım, içeriğiyle sevdiğim, bir biçimde katkıda bulunmayı isteyeceğim bir öykü.
- Atıf Yılmaz'ın yönettiği Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izlemiş miydiniz?
- Atıf Bey'in filmini elbette izledim.
- En çok hangi açıdan etkilemişti bu hüzünlü aşk hikayesi sizi?
- Senaryosu Ali Özgentürk tarafından zaten bir başyapıt olarak tasarlanmıştı. Atıf Hoca'nın iyice özendiği filmlerinden biridir ve Türkan Şoray ile Kadir İnanır sanki o roller için yaratılmışlardı. Öykünün içeriği, emek ile ilgili mesajı işin en önde giden tarafı bence.
- Diziye katılmaya karar verince, Türkan Şoray ya da Kadir İnanır'la konuşma imkanınız oldu mu?
- Hayır, onlarla görüşme olanağımız olmadı. Altını çizmek istediğim bir şey var. Bu uyarlamada ilgili roller, Kadir İnanır ile Türkan Şoray'ın rolleri değil.
- Tiyatro ve sinemanın temposundan sonra dizi çekimlerinin yoğun temposuna ayak uydurmakta zorluk yaşadınız mı?
- Böyle bir zorluk yaşayacağımı sandım, ama boşuna telaş etmişim. Tempo elbette yoğun, fakat heyacanıyla atbaşı gidiyor. Güzel bir sarhoşluk.
İHTİYAR SÖZÜNÜ SEVMİYOR
- Genç oyuncularla birlikte çalışmak da heyecanlı olmalı... Bu nasıl bir deneyim oluyor?
- Tiyatroda genç oyuncularla çok çalıştım. Ayrıca ben de gencim, ihtiyarlık sözünü duymak istemiyorum.
- Dizide canlandırdığınız Bahattin karakteri, Asiye'nin biraz da zorunluluktan emekli olmuş polis babası, içki içmeyi seven, milliyetçi, sessiz biri... O kadar hayattan uzaklaşmış ki kızının yaşadıklarına karşı bile duyarsız görünüyor. Bahattin'in dizideki önemi ne? Siz Bahattin'i nasıl tanımlarsınız?
- Bence Bahattin'in, dizinin kollarından biri olacak başka ve etkileyici bir öyküsü var. Bu öykü derinden ve ağır ağır yetişecek. Sadece eski bir polis öyküsü değil bu, bir insanlık öyküsü.
- Adınız 25 yıl önce çekilen Anayurt Oteli filmindeki Zebercet karakteriyle bütünleşti. Zebercet'in bir çeyrek asır sizinle birlikte anılacağını öngörmüş müydünüz?
- Öngermemiştim elbette. Sette hâlâ
Anayurt Oteli'nden söz eden 'Biz
Anayurt Oteli ile büyüdük,' diyen arkadaşlar var. Bir yanım gururlanıyor, bir yanım da 'Başka şeylerden konuşalım,' demek istiyor.
ÖYKÜNÜN KÖKENİNDE EMEK VAR
- Marquez'in Kırmızı Pazartesi' romanını günümüz gerçekleriyle paralelliğini hatırlatmak için Şehir Tiyatroları'nda sahnelemiştiniz. Al Yazmalım'da izleyici, günümüzden hangi insani zaaf ya da erdemleri bulacak?
- İnsanın emeğine saygı gösterilmesi en büyük erdemdir. Öykünün kökeninde 'emek' var. İnsan tarafından yapılan en kutsal şey olduğuna göre, dünyadaki birilerini hem haksız yere zenginleştiren hem de yok yere yoksullaştıran emeği, yapılan işin merkezine koymak da bir erdem sayılmalı. Televizyon ailesinin öğreneceği ve ilkeleştireceği daha değerli ne olabilir?
- Tepkisiz toplumlar için tiyatronun hâlâ etkili olduğunu söylüyorsunuz. Dizilerin yaşamımızdaki anlamını nasıl yorumluyorsunuz?
- Diziler, Al Yazmalım'da olduğu gibi, içeriği daha insanca, daha savaşsız konular ve önerilerle gündeme gelirse, sanat değil zanaat olan bu işte, yani dizilerde, halkınseyircinin önüne düşmek, onu zaman zaman eğlendirirken iyiye ve doğruya yöneltme işlevini görecektir.