Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Herkesin Moldovalı sandığı iki İtalyan güzel

atv'de yayınlanan Uçurum dizisinde iki kızkardeşi canlandıran Denise Capezza ve Lavigna Longhi, sanılanın aksine Moldovalı değil, İtalyan. Bu dizi için Türkiye'ye gelen Capezza ve Longhi'nin yollarını diziyle kesiştiren hikayelerini, İstanbul'daki yaşamlarını ve gelecek planlarını konuştuk

Giriş Tarihi: 15.4.2012
Uçurum dizisinin kahramanı iki kızkardeş; Eva ve Felicia aylardır bir dramın içinde. Kadın tacirlerinin eline düşen Felicia'yı kurtarmak için ablası Eva'nın denemediği yol kalmadı. Gerçek yaşam hikayelerinden yola çıkarak yazılan senaryo, izleyenleri dehşete düşürüyor. Eva ve Felicia'nın yaşadıkları öyle inandırıcı ki; insanlar, dizide bu iki kahramanı canlandıran Denise Capezza ve Lavigna Longhi'yi sokakta durdurup, yardıma ihtiyaçları olup olmadıkları soruyormuş. İki oyuncu da İtalyan. Bugüne kadar sadece uzaktan bilgi sahibi oldukları kadın ticaretini Uçurum sayesinde derinlemesine öğrenmişler. Sadece kadın ticaretini değil, Türkçe de öğrendiler; daha doğrusu öğreniyorlar. Röportajı bir İtalyan çevirmen aracılığıyla yaptık ama bolca da Türkçe konuştular. Onları, İtalya'dan buraya getiren hikayeyi, yaşadıkları Galata'da konuştuk.

Lavigna Longhi:

İSTANBUL BENİ ÇOK GÜZEL KARŞILADI
- Nerede doğdunuz? Çocukluğunuz nasıl geçti?
- Milano'ya yakın Como Gölü'nde doğdum. Oldukça zengin bir bölgedir. Belki George Clooney'den hatırlarsınız... İki erkek kardeşim, bir kız kardeşim var. Babam İtalyan, annem Karadağlı. Aslında bu tam bir çelişki. Büyüdüğüm dönemde, doğduğum yerin zenginliği ve Karadağ'ın yoksulluğunun tezatını yaşadım. Bir tarafta Karadağ'daki yoksul kişilere nazaran sahip olduğum şans, diğer yanda İtalya'da bizden çok daha zengin kişilere göre benim daha az şanslı olmam arasında gidip geldim.
- Karadağ'a ve savaşa dair anılarınız var mı?
- Karadağ, eski Yugoslavya'da yaşanan savaşa katılmadı. O yüzden bu anlamda bir anım yok. Savaş öncesi, İtalya'dan Karadağ'a giderken hep kara yoluyla giderdik; tüm aile arabamıza atlar, Karadağ'a yola çıkardık. Hırvatistan sahilinden gittiğinizde, 24 saatte orada olursunuz. Savaştan sonra o yolu kullanamaz hale geldik. Avusturya, Macaristan, Sırbistan üzerinden gitmeye başladık. Bu bile bize değişik duygular yaşatıyordu. Küçük bir kızdım, ama beni etkiliyordu.
- Tipik, birbirine bağlı bir İtalyan ailesi mi sizinki?
- Biz farklı bir aileyiz. Aramızdaki bağ çok güçlü. 'İtalya'nın kuzeyindeki aileler birbirine bağlı değildir,' denir. Güney İtalya'daki insanlar daha sıcak, daha Balkanlar gibidir. Ben de İtalya'nın kuzeyinde doğdum ama biz bu anlamda farklıyız. Birbirimize çok bağlıyız. Bu bağ, etrafımızdaki insanların ilgisini de çeker. Mesela ben İstanbul'da birkaç aydır yaşıyorum, ailemin tüm fertleri İstanbul'a geldi. Ben her hafta sonu İtalya'dan bir misafir ağırlıyorum, günlerim asla yalnız geçmiyor. Rol arkadaşım Denise, Güney İtalya'dan geliyor ve o bile şaşırdı. Bizim evimiz her zaman, herkese açıktır ve gelen gidenimiz çoktur.

BURADA KEŞFEDECEK ÇOK ŞEY VAR
- Oyunculuğa giden yolunuzu biraz anlatır mısınız?
- Oyuncu olacağım çocukluktan belliydi. Ama bu işe eğildim. 20'li yaşlarımda tiyatro okumaya başladım. O dönem tiyatro eğitimi aldığım için, televizyon piyasasını biraz aşağılıyordum. Sonra kısa metraj bir filmde rol aldım ve hoşuma gitti. Ondan sonra Roma'ya taşındım. Orada serüven başladı. Çok tanınan bir aktris değildim. Daha çok sinemaya eğildiğim için, beni tanıyan kitle gençlerdi. Uzun soluklu bir televizyon dizisine girmek istemedim. Uçurum, bu kadar uzun soluklu çalıştığım ilk dizi. Bu diziyi hem Türkiye'ye gelmek istediğim hem de senaryoyu çok beğendiğim için kabul ettim.
- Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak filminden de tanıyor Türk izleyicisi sizi...
- Başta İtalya-Türkiye ortak yapımıydı bu film. Beni Roma'daki ajansımdan buldular. Sonra film tamamen Türk yapımı oldu. Uçurum'daki yönetmen beni bu filmde görmüş.
- Ailenize bu kadar bağlıyken, burada yaşamak korkutmadı mı sizi?
- Biraz ürktüm, ama işim sebebiyle seyahat etmeye alışığım. Zaten tüm ailem geldi. Örneğin geçen hafta sonu erkek kardeşim buradaydı, Fenerbahçe maçına gittik. Erkek arkadaşım, arkadaşlarım da geliyor. İstanbul beni iyi karşıladı ve içine aldı.
- İstanbul'da en sevdiğiniz yer neresi?
- Mekan olarak Konak Pastanesi'ni çok sevdim. Yaşadığım yere de yakın. Karaköy'ü de sevdim, deniz kıyısı olan her yer hoşuma gidiyor.
- Elinize senaryo geçmeden önce, kadın ticareti hakkında bilginiz var mıydı?
- Herkesin bildiği kadarını biliyordum, ama yaşananların bu kadar acı ve derin olduğunu bilmiyordum. İtalya'da da Romen kadınlara aynen böyle davranılıyor, önyargı vardır.
- İstanbul'da kalmayı planlıyor musunuz?
- Burada bir filmde oynamak istiyorum. Çağan Irmak'ın bir filminde oynamayı çok isterim. Onun dört filmini izledim, Babam ve Oğlum beni çok etkiledi. Tabii ki Ferzan Özpetek'in işlerini de biliyorum. Son filmine de gideceğim.

ARKADAŞINA GÖNDER
Herkesin Moldovalı sandığı iki İtalyan güzel
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN