Nereye gitsem karşıma çıkıyor. Küçük bir sahil kasabasında, plajda, bir genç kızın telefonunda, radyolarda... Şarkıları herkesin dilinde. Bugüne kadar pek çok kişiye beste vermiş. 300'e yakın şarkı yazmış. Murat Boz'un Özledim, Gülben Ergen'in Yalnızlık, Hande Yener'in Armağan, Sibel Can'ın Melekler şarkıları ona ait... Bazıları onun için modern zaman filozofu, bazıları ise duygu adamı diyor. Kimseyle arasına mesafe koymadan yaşıyor. Fettah, Allah'ın 99 isminden biri. 'Karmaşıklıkları çözen, kapılar açan' demekmiş. O, kapıları şarkılarıyla delip geçmek istiyor. Konser vermediği şehir kalmasın istiyor. Hakkari'ye gitmiş. "Şemdinli'ye de giderim," diyor. Fettah Can "Ben müzisyenim, müzisyen kalacağım, star olmak gibi bir isteğim yok," dese de, onu takip eden tutkulu bir hayran kitlesi var. Fettah Can'ı müziğe iten babası, oğlunun yüzlerce konserinden sadece birini izlemiş. Belki bir kez daha gelir diye, 15 Eylül'deki konseri Bursa'da, memleketinde olacak. İkinci kez babasını bu konserde görebilecek mi bilmiyorum ama ben onu çok sevdim. Mütevazılığını, naifliğini, umursamaz halini...
- Tesadüfler mi sizi bu noktaya taşıdı? Yoksa planlayarak mı ulaştınız?
- Tesadüflere inanıyorum. Bu tesadüflerin en büyüğü, aslında babamdır. Bursa'daki Kapalıçarşı'da tezgahtarlık yapıyordum. Müzikten uzak biriydim. Ama çocukluğumdan bu yana babamın şarkı söylemesini izlerdim. Bendeki bu yeteneği babam keşfetmiş. 'Ya hiç okumazsın, ya da konservatuvara gidersin,' dedi. Başka seçeneğim yoktu. 'Konservatuara gitmezsen eve gelme,' dedi. Apartman boşluğunda şarkı söylerdim. İnsanların yanında şarkı söyleyemezdim, çünkü utangaçtım. Sınavda 300 kişi içinden ikinci oldum. Bursa Belediye Konservatuarı'na bir girdim, oradan çıkmayan bir adam haline döndüm. 17 yaşımda ilk şarkımı besteledim. Ömer Danış'ın Köyümün Yağmurları albümünde çıkmıştı. Yazdığım şarkıyı birinin okuması hoşuma gitti ve yaptığım iş şarkı yazarlığına döndü.
- Yaptığınız şarkıyı ilk olarak babanıza mı dinletirsiniz hâlâ?
- Bursa'dayken önce babam, annem ve kardeşlerime dinletirdim. Biz beş kardeşiz.
- Şimdi kime dinletiyorsunuz?
- Şimdi evde Cansu (Kurtçu) dinliyor. Hem evde hem stüdyoda beraber olduğumuz için Cansu duyuyor şarkıları. Altı yıldır beraberiz, yakında evleneceğiz inşallah. (Gülüyor).
- Kız arkadaşınızın sevmediği bir şarkıda ısrarcı olur musunuz?
- Olurum çünkü onun sevmediği şarkıların çoğu tutar! Mesela Sana Affetmek Yakışır şarkısını o pek sevmemişti. Ben ısrar ettim ve tuttu.
İLK ALBÜMLE ÇIKIŞ YAPAMADIM
- Türk insanı ne tür şarkıları seviyor?
- Türk insanı şöyle şarkılar seviyor; birincisi, ne yazarsanız yazın, içinde aşk olması lazım. Türk insanının değişmesini gerçekten çok isterdim, ama değişmeyecek. Dünyada insanlar günlük hayatı yazabilir, başka şeyler anlatabilir. Ama burada olmuyor maalesef.
- İlk albümünüzü sildiğinizi duydum. Doğru mu?
İlk albümü çöpe attım. Kendimi hazır hissetmemiştim. Çünkü gerçekten birtakım şeyler yapmak istiyorsanız, onun donanımına sahip olmanız gerektiğini düşünenlerdenim. O işin çıkmamasını sağladım. Müzisyen olmasaydım, hiçbir şey olurdum. Bugün 'Başka bir şey yap,' deseler yapamam.
- İstanbul'da tutunmak zor oldu mu ilk zamanlar?
-Zor oldu, çünkü İstanbul o dönem çok sıkıntılı bir şehirdi. Devamlı bir yerlerde bombalar patlıyordu. İstanbul'a ilk geldiğimde, bir arkadaşım 'Yolda poşet görürsen sakın tekme atma, içinde bomba olabilir,' demişti. Maddi anlamda da zordu. Babam o dönem bir rahatsızlık geçirdi. İki yıla yakın evden hiç çıkamadı. Benim İstanbul'da hangi şartlarda yaşadığımı görmedi. İki yıl sonra geldiğinde, artık bir sistem kurmuş haldeydim. Müzisyenlik öncelikle İstanbul'da bir yerlerde şarkı söyleyebiliyor olmaktı.
- Bazı insanlar, bazı insanlara yolu açar. Size o yolu kim açtı?
- 2002 yılıydı. Milad, Hande Yener'dir. Hande Yener'le 22 şarkımız var. Besteci olarak daha çok tanınmamı ona ve Emel Müftüoğlu'na borçluyum. Erol Köse de çalıştığım en iyi prodüktörlerden biriydi. Hatta yazmadığımız şarkılar için bize para öderdi. Yeter ki konforumuz sağlansın, biz daha iyi şeyler üretelim diye. Kendim için Hazine şarkısını yaptım. Hazine, ilk albümün ismi oldu. Ama Hazine albümü çıkış yapmamı sağlamadı. Daha 'müzisyen albümü' olduğu için, Türkiye'deki genel dinleyiciye belki de hitap etmedi.
- Genel dinleyiciye hitap edebilmek için kalitenizi mi düşürdünüz?
- Hayır. Bu 'ucuzlaşmak' anlamına gelmesin. Daha sıcak şeyler yapmak, insanların ruhunu daha çabuk okşayacak şeyler yapmak lazımdı. Zamanında bazı şarkılarıma ticari baktım ama şimdi asla bakmıyorum. Sevmediğim şarkıyı kafamı kesseniz söylemem. Önce şarkıyı sevmem lazım söyleyebilmem için. Beğenmediğim şarkıya da 'Bu kötüdür,' derim. Hit olmuş şarkılarımın hepsini sabah yapmışımdır.
TARKAN GİBİ OLMAK İSTEMEM
- Hangi yönünüz ağır basıyor? Bestecilik mi, şarkı sözü yazarlığı mı, şarkıcılık mı?
- Şu an onun ayrımını yapamıyorum. Hepsinden zevk alıyorum. Yazdığınız şarkıyı bir başkası okuduğunda öyle bir yere gelebiliyor ki şarkı 'Ben okusam asla bu yere varamazdı,' diyorum. O kişiyle örtüşüyor, onun elbisesi oluyor. Murat Boz'un çok iyi bir sesi var. Yalnızlık adlı şarkım Gülben'e çok yakıştı. Çok güzel yorumladı.
- İdolünüz kimdi çocukken?
- Sezen Aksu. O Türkiye için fazla. Onun büyük hayranıyım. Onunla çalışma fırsatım da oldu, birlikte şarkılar da yazdık. Beni sadece Sezen Aksu ağlatırdı. Şimdi kimse ağlatamıyor. Emel Müftüoğlu 'Sezen'le bir araya gelmeniz lazım,' diyordu, biz kaçıyorduk. Alper Nağman ile çalışıyordum o zaman. Yaptığımız işin biraz daha büyümesini istiyorduk. Onun karşısına oturup bir şey söyleyeceksek, bir karşılığı olsun istiyorduk. Bir yıl sonra sonra tanıştık. Çok mutlu oldum. Kurduğu cümleler çok başka, mesela siz şarkı yazmak için kendinizi parçalarsınız; o ise oturup bir anda anahtarla her şeyi açabilir.
- Kimler için 'Benim şarkılarımı okusun,' diyorsunuz şimdi?
- Kenan Doğulu ile 10 seneyi aşkın süredir tanışırız, bir türlü kısmet olmadı ona şarkı yazmak. Hatta bu son albümü ile alakalı stüdyoda oturduğumuzda 'Bir şarkı yapsan mı?' dedi. 'Olur,' dedim ama yapamadım, olmadı yani.
- Peki ya Tarkan?
- Hiç öyle bir hevesim olmadı, o yazıyor zaten. Kendi çok güzel şarkılar yazıyor.
- Popstar olmak gibi bir hayaliniz var mı?
- Yok. Benim ne megastar, ne popstar, ne de star olma hayalim var. Ben müzisyenim. Gidebileceğim her şehre gitmek istiyorum. Türkiye'de şarkı söylemediğim şehir kalmasın istiyorum. Hakkari'ye gittim, şarkı söyledim. Şemdinli'ye de giderim. Şu an ülkenin yaşadığı duruma üzülüyorum, bunu çok daha önce çözebilecekken, hâlâ oturuyoruz. Her gün canım sıkılıyor uyandığımda.
- Rock söyler misiniz bir gün?
- Her şeyi söylerim, hiç umurumda olmaz. Yeter ki yaptığım şarkının enerjisi dinleyiciye geçsin. Kimseyle arama mesafe koymuyorum. Şarkıyı halka dinletirken mesafe koyuyor muyuz, koymuyoruz. O yüzden de ben öyle yaşayamam, beni rahatsız eder. Mesela Tarkan gibi olmak istemem. Yunanistan'a gidiyorum, orada da çalışmalarım var. Ünlü bir şarkıcı ile çalıştım. Çok seviliyor. Restorana gittik birlikte, yer gösterilene kadar ayakta bekledi. Türkiye'de şu yalandan bize giydirilmeye çalışılan elbiseleri ben giymeyeceğim.
HİÇBİR ZAMAN MİLYON DOLARIM OLMADI
- Albümü stüdyoya kapanıp mı yapıyorsunuz yoksa şarkılar yavaş yavaş mı birikiyor?
- Birikiyor. Mesela uzun zamandır şarkı yazmak istemiyorum. O boşluğu kitap okuyarak geçiriyorum. Elimden geldiğince dünya klasiklerini okuyorum. Anton Çehov hayranıyım. Yazdığı metni ben koklarım.
- Stevie Wonder geliyor. Konserine gidecek misiniz?
- Gülben Ergen'in okuduğu Yalnızlık şarkım, aslında Stevie Wonder'ın For your Love Only şarkısı hayal edilerek yazılmış bir şarkıdır. Oradaki harmoni yürüyüşü ile Yalnızlık'ın harmoni yürüyüşü birbirine çok benzer.
- Kırılgan bir insan mısınız?
- Bir kez güvenmek isterim herkese; beni bir kez kaybedebilirsin, iki kez kaybedemezsin. Ben sana bir kez beni kaybetme şansı veririm. Kaybetmediysen, ömrümüzün sonuna kadar arkadaşlık da yaparız, eğleniriz de. Ama kaybedersen, bir daha hayatının hiçbir bölümünde ben olmam. Etrafımda olan insanlar, iyi insanlardır. Ben iyi insanın iyi insanlarla karşılaştığına inanıyorum.
- Pişmanlıklarınız var mı?
- 37 yaşındayım ve hayatında pişmanlığı olmayan ender insanlardan biriyim. İsteyerek ve keyifle planlayarak yaşıyorum hayatımı. Geçmişimde 'Şunu yapmasaydım,' dediğim bir şey yok. Annem ve babm büyük zorluklar yaşamış. Annem Üsküplü, babam Kumanovalı. Dedem varlıklı bir ailenin çocuğu, ama Türkiye'ye geldiğinde bir caminin bahçesini temizleyerek hayatını kazanmak zorunda kalıyor. Babam 45 yıllık bıçak imalatçısı. Bursa'da bu iş el emeğidir. Bir bıçak nasıl yapılır, bilirim. Onlar kendi fanuslarının içinde yaşıyor. Ben o fanustan çıktım.
- Okan Bayülgen size 'Kadın kuaförü tipi var sende,' demiş. Alındınız mı, yoksa güldünüz mü?
- Alınmadım. 'İkinci Lig topçusu tipi vardır bende,' dedim. O zeki bir insan. Bence karşısındaki adamın nasıl biri olduğunu çözebiliyor. İyi karşılandım, iyi ağırlandım, sevildiğimi hissettim.
- Peşinizden koşan var mı 'Bana şarkı ver,' diye?
- Peşimden koşan çok oldu. 300'e yakın şarkı yazdım. Şimdi daha az şarkı yazıp, yenilikçi şeyler yapmak istiyorum. Bir yol açmak istiyorum. Birbirini tekrar eden, klonlanmış şarkılar yapmak istemiyorum.
- İlk 1 milyon dolarınızı ne zaman kazandınız?
Benim hiçbir zaman 1 milyon dolarım olmadı, benim için şarkı para değildir her zaman. Hızlı koşmak, insana birçok detayı kaybettirebilir. Yavaş yavaş geçerseniz, oradaki her güzelliği görebilirsiniz. Koşarak geçerseniz kaybolur her şey. Ben anı yaşayanlardanım. Keyfine vara vara...