Sinema
salonlarının şehir hayatından çekildiği bir dönemden geçiyoruz. Malum, müstakil sinema salonları bir bir kapanıyor. Yeniler de alışveriş merkezlerinin içinde kendine yer buluyor. Üstelik evde film izleme de ciddi bir seçenek... Hal böyle olunca bir hatırlatma yapmak farz oldu. Bundan 106 yıl önce, 1 Aralık günü, Paris'teki Montmartre Bulvarı üzerinde, sadece film gösterimleri için kullanılmak üzere dünyanın ilk sinema salonu açıldı. Omnia Pathe adındaki sinemada ilk film olarak da Louis J. Gasnier'in yönettiği
Le Pendu gösterildi. Peki daha önce film gösterimleri için açılan sinema salonları yok muydu derseniz; vardı elbet. Ama onlar, başka amaçlarla kullanılırken, sinemanın gittikçe ilgi görmesi üzerine sinema salonuna çevrilen mekanlardı. Zaten mekanların sinema salonu olarak inşa edilmesinin yaygınlaşması da 1910'lardan sonra başlıyor. Omnia Pathe gibi yerinde yeller esen, adını sadece kitaplarda okuduğumuz, birkaç fotoğrafına ulaşılabilen binlerce sinema, tarihin tozlu sayfaları arasında yer aldı. Kimi ülkelerse eski sinemaları kültürel varlık olarak kabul edip koruyup kolluyor. Ama Türkiye maalesef bu ülkelerden biri değil. Görkemli son sinemamız Emek'in başına gelenler düşünülürse... Malum, salon yıkılıp, yerine yapılacak alışveriş merkezinin üst katına taşınmak isteniyor.
HAFIZALARA KAZINIYOR
Gidenler bilir sinema salonlarının kendine özgü bir havası, kokusu olur. Özellikle eskilerin. Görkemiyle, yaşanmışlıklarıyla, personeliyle, ritüelleriyle unutturmazlar kendilerini. Bir kere böyle bir sinema salonunda film izleyin, ne o filmi, ne de sinemayı unutursunuz. Onlar şehrin de hafızasıdır ayrıca. Mimarisiyle, ev sahipliği yaptığı filmlerle, bize duyumsattıklarıyla aklımıza kazınır. Biz de tarihi sinema salonlarının hor görüldüğü bir dönemde, bir hafıza tazeleyelim, dünyanın önemli sinemalarını hatırlatalım istedik.
Le Grand Rex (Paris)
1932'de açılan sinema, 2 bin 750 kişilik kapasitesiyle Avrupa'nın en büyük salonu olarak biliniyor. 1982 yılında Fransa Kültür Bakanlığı tarafından tarihi anıt olarak kabul edilen salonda, günümüzde filmlerin prömiyerleri yapılıyor, ayrıca konserler de düzenleniyor.
The Paramount (Oakland)
ABD-Kaliforniya'daki Oakland kentinde yer alan The Paramount, kapılarını 1931'de açtı. O tarihren bu yana birçok önemli filmin gösterimine ev sahipliği yaptı. Her tarihi sinema gibi The Paramount da televizyonun ve çok salonlu modern sinemaların çoğalmasıyla bir dar boğaza düştü. Fakat yardımlar sayesinde ayakta kaldı.
Raj Mandir (Jaipur)
Hindistan'ın Jaipur kentindeki Raj Mandir sinemasının Hint Sineması'nda önemli bir yeri var. 1976 yılında hizmete açılan sinema, birçok Hint filminin galasına ev sahipliği yaptı, böylece Jaipur'un simgelerinden biri de oldu. 1 Haziran 1976'da sinemada ilk olarak Ramanand Sagar'ın yönettiği Charas adlı film gösterilmişti.
Tuschinski Tiyatrosu (Amsterdam):
Hollanda-Amsterdam'daki sinema, tarihi oluşu bir yana, asıl salonu yaptıran iş adamı Tuschinski'nın hikayesiyle anılıyor. Salon 1902'de inşa ediliyor. Uzun yıllar kullanılıyor. Ama Tuschinski ve ailesi, 2. Dünya Savaşı'nda toplama kampında Naziler tarafından öldürülüyor. Salon 2001'de restore edildi ve hâlâ film gösterimlerine ev sahipliği yapıyor.
The Castro (San Francisco)
The Castro sineması, San Francisco kentinin kültür ikonlarından biri olarak kabul ediliyor. Kapılarını 1922'de açtı. Sinemanın klasiklerine, de film festivallerine de ev sahipliği yapan salon, ilk sahipleri Nasser ailesi tarafından işletiliyor.
Cine Dore (Madrid):
1923'de açılan salon, 50 yıl boyunca kesintisiz olarak faaliyet gösterdi. Ama sonra yıkılmak istendi. Sanatçılar ve sinemaseverler tarafından yıkım kararı protesto edilince plan askıya alındı. Artık İspanya Ulusal Sinema Enstitüsü tarafından işletiliyor.