Türkiye'nin en iyi haber sitesi

‘Allah aşkına! Gardiyanın filmini kim çekerdi?’

Giriş Tarihi: 8.5.2016
‘Allah aşkına! Gardiyanın filmini kim çekerdi?’
Hulusi Çelik, Elbistan'da infaz koruma memurluğu yapıyor. TRT TV Filmleri projesine cezaevinde geçen Adı Yusuf adlı senaryosunu gönderdi. Kabul edildi ve senaryosu filme çekildi. Çelik heyecanlı ama bri o kadar da şaşkın: "Allah aşkına gardiyanın filmini kim çekerdi? Ama TRT çekti

TRT, iki yıl önce 'nin hikaye zenginliğine ve insanının hayal gücüne inanıp TRT TV Filmleri projesini başlattı. Öğrenci, gardiyan, zabıta ve grafikerlerden senaristler çıktı. Tabii yeni yönetmenler de. Projeye katılanlar "Bu bir sessiz devrim" diyor

İstanbul Sultanbeyli'de yaşayan 18 yaşında bir lise öğrencisiydi Nurullah Sevimli. Kısa film heveslisiydi ve üniversiteye hazırlanıyordu. Bir gün TRT TV Filmleri projesinin duyurusunu gördü. Pinhan adıyla bir polisiye intikam öyküsü yazdı ve gönderdi. Hikayesi kabul edildi ve o hikaye filme çekildi. Sevimli, şimdilerde İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü'nde okuyor. 20 yaşında ve belki de 'nin en genç senaristlerinden biri. Sevimli tek değil. 19 yaşındaki Elif Nurhan Özen de üniversite sınavına hazırlanırken yazıyor Bünyamin filminin senaryosunu. Gönderiyor TRT'ye, kabul ediliyor ve aynı adla filme çekiliyor hikayesi. Özen şimdi 21 yaşında ve Kocaeli Üniversite Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü'nde okuyor. Geçen perşembe TRT 1'de Osmanlı'da geçen dönem polisiyesi Saruhan: İhanet Yarası filminin gösterimiyle başlayan TRT TV Filmleri projesi, onlarca insanın hayatını değiştirdi. Ama hayatları değiştirmenin ötesinde kimi öğrenci, kimi zabıta, kimi infaz memuru, kimi ev hanımı, kimi emekli, Türkiye'nin dört bir yanından insana hikayelerini, hayallerini anlatma imkanı sağladı.

'ALLAH AŞKINA! GARDİYANIN FİLMİNİ KİM ÇEKERDİ?'


BÜYÜK BİR CESARET ÖRNEĞİ
Nasıl mı? Elbistan'da bir cezaevinde infaz koruma memurluğu, yani eskilerin deyişiyle gardiyanlık yapan 32 yaşındaki Hulusi Çelik'ten bu proje olmasa belki hiç haberimiz olmayacaktı. Yunus Emre âşığı bir mahkumun hikayesini anlattığı Adı Yusuf adlı, cezaevinde geçen hikayesinden de... Çelik, "Abim sayesinde haberim oldu projeden. Açıkçası önceleri pek ciddiye almadım. Çünkü böyle bir fırsatı bizim gibilere vermezler dedim. Ama son gün, bir umut gönderdim senaryomu. Kabul edildi" diyor. Hikayesi, kabul edilince çevresindeki insanlar şaşırmış. Kendisi de... Çelik "Bu proje aslında sessiz bir devrim. Hiç kolay bir şey değil. Büyük bir cesaret örneği. İşin başındakileri tebrik etmek gerek. Allah aşkına gardiyanın filmini kim çekerdi? Babama söylesem 'Hadi oradan' der. Ama TRT bunu gerçekleştirdi" diyor. İşin başında TRT Genel Müdürü Şenol Göka ile yardımcısı İbrahim Eren var aslında. Onlar, TV'de hikaye kıtlığı yaşandığı bir dönemde memleket insanının hayal gücüne ve bu coğrafyanın hikaye zenginliğine güvenip iki yıl önce yola çıkıyor. Hem Türk sinemasının 100. yılı ve TRT'nin 50. yılını böylesi bir proje ile taçlandırmak hem de genç sinemacıların özgün ve yenilikçi projelerine imkan yaratmak istiyorlar.

TÜRKİYE FOTOĞRAFI ÇIKTI
TRT Televizyon Daire Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda projenin koordinatörü Halid S. "Bu proje beş yıllık bir planlamanın ilk adımı. Derdimiz televizyon sinema ilişkisinde her iki tarafın da kazançlı çıkacağı bir model yaratmak ve geleceğe yatırım yapmak. Bu proje sadece gençlere fırsat verme projesi değil. Bizim en büyük sıkıntımız standartlarımızın olmaması. Herkes kendi el yordamıyla iş görmeye çalışıyor. Biz bir standartımız olsun diye yola çıktık" diyor. İki yıl önce projenin ilk duyurusu yapıldığı zaman, ki çokta bu duyurunun tanıtımı yapılmamış, 864 başvuru gelmiş. Şimşek "Türkiye'nin sosyokültürel olarak çeşitliliğini de gösteriyordu bu başvurular. Adana'dan bir grafiker, Elbistan'dan bir gardiyan da vardı, İstanbul'dan bir profesyonel senarist de" diyor. Gelen başvurulara bakınca tam bir Türkiye fotoğrafı çıktığını gördüklerini söylüyor. 864 projeyi ön elemeden geçince geriye 599 proje kalmış. Kurum dışından deneyimli senaristlere bu projeler okutturulmuş. Onlardan eldeki hikayeleri, dramanın niteliğini önceleyen bir testten geçirmeleri istenmiş. Geriye kalan hikayeler revize edilmiş, revize edenler de hikaye sahipleri. Senaryo konusunda deneyimsiz olanlara İstanbul Medya Akademisi'nde senaryo atölyesine katılma hakkı tanınmış. Böylece elemelerden geçen 33 proje hikaye/senaryo geçen yıldan itibaren filme alınmış.

HAYALİM GERÇEK OLDU
Perşembe günü yayınlanan projenin ilk filmi Saruhan: İhanet Yarası seyirciden epey ilgi gördü. Filmin senaristi 35 yaşındaki Adanalı grafiker Ramazan Ekmekçi. "Bir hayalim gerçek oldu" diyor: "10 yıldır kendi çapımda senaryolar yazıyordum. Bu projenin tanıtımını gördüm. Polisiyeyi çok seviyorum ve bir Sherlock Holmes tutkunuyum. Oturup bu filmin senaryosunu yazdım." Ekmekçi, Adana'dan birinin senaryosunun seçilmesi ve filme alınması karşısında şaşırmış. "Çünkü" diyor "Genelde bu işler dar bir çevrede olur ve İstanbul odaklıdır. Ben de işin ciddiyetini Ankara'ya çağırıldığım zaman anladım. Heyecanlıydım ama birkaç memurla görüşür dönerim diye düşünüyordum. Öyle olmadı, karşımda benden daha heyecanlı insanlar vardı." Saruhan: İntikam Yarası'nın genç yönetmeni (şu aralar festivallerin gözde filmlerinden Çırak'ın da yönetmeni) Emre Konuk da TRT'nin ülke insanına ve onun hayal gücüne inanmasını çok önemsiyor. Konuk "İnsanımız hikaye anlatmayı da hikaye dinlemeyi de seviyor. Eskiden hikaye anlatıcıları varmış. Hikaye anlatır karşılığında dinleyicilerden yiyecek alırmış. Ama gelinen noktada TV'de hep aynı tür hikayeler anlatılıyor. Hikayesi de anlatıcısı da bu kadar zengin olan bir coğrafyanın bu zenginliğe sırt çevirmesini anlamak zor. Bu proje bu zenginliğe sırtını yaslıyor" diyor.

YÜZLERCE İNSAN EKMEK YEDİ
Peki sadece hikaye zenginliğini mi ortaya çıkarıyor bu projeyle? Hayır. Hem sinema hem TV sektörüne ciddi bir hareketlilik de getiriyor. Mesela filmlerde İlhan Şeşen, İpek Tuzcuoğlu, İsmail Hacıoğlu, Gürkan Uygun, Tayanç Ayaydın, Görkem Yeltan, Osman Sonant, Orhan Kılı, İlker Kızmaz, Ahmet Mümtaz Taylan, Yurdaer Okur, Sinan Tuzcu gibi oyuncular yer alıyor. Genç yönetmenler, yapımcılar ve kamera arkasında yüzlerce insan çalışıyor. Son Takla filminin yönetmeni Volkan Özgümüş "Sinema sektöründe çalışıyorum. Kendi filmimi yapacağım dedim, annem ve abime kredi çektirdim. Yav He He adlı bir film çektim. Ama film beklenen gişe başarısını gösteremedi. Bu filmin TV gösterimi için TRT'yle görüşürken projeden haberim oldu. Ve Son Takla filminin yönetmeni ve yapımcısı oldum. Düşünün bir yılda 33 film çekildi. Kolay değil bunu hayata geçirmek" diyor. Son Takla'nın başrol oyuncusu Osman Sonant ise projenin bir başka yönüne dikkat çetiyor: "Bu filmlerde yüzlerce oyuncu, kamera arkasında bir o kadar insan çalıştı. Kaç kişi ekmek yedi. Sektöre ciddi bir hareketlilik kazandırdı. Buradan yeni yönetmenler, senaristler çıkacak. Onlardan beşi sinemamızda yoluna devam etse yeter."

BU BİR DEVRİM
TRT bir kez daha yapacağını yaptı. Yıllar öncesinde Halit Refiğ'in Aşk-ı Memnu'nuyla Türkiye'de dizi serüvenini başlatan, Lütfi Akad'a, Metin Erksan'a filmler çektiren TRT, yıllar sonra bir kez daha sinema için sahneye çıktı. TRT, artık ülkemizde neredeyse hiç üretilmeyen TV filmleri çekerek hem sinema sektörünü canlandırmak istiyor hem seyirciye TV'de film izleme kültürünü hatırlatıyor. Üstelik memleketteki hikaye zenginliğini gözler önüne serererek ve de gençlerin veya imkan bekleyenlerin önünü açarak. Osman Sonant, haklı, buradan sinemamız bir sürü senarist, yönetmen kazanabilir. Bu da hepimizin kazancı olur. Son sözü genç senarist Nurullah Sevimli'ye bırakalım, galiba en iyi o anlatıyor her şeyi: "Benim için imkansız olan gerçekleşti. Bu proje devrim niteliğinde."

TARİHİ DRAMALARA KARŞI BİR AÇLIK VAR
TRT TV Filmleri Koordinatörü Halid S. Şimşek'e kendilerine gönderilen hikayelerin analizini soruyorum. Şimşek "Dizi algısı, draması herkese sirayet etmiş" diyor. Çok fazla tarihi drama hikayesi geldiğini söylüyor. "Demek ki" diyor, "Burada bir açlık var. İnsanımız tarihi hikayeleri seviyor. Kimi Selçuklu'da kimi de Osmanlı'da geçen hikayelerdi bunlar." TV'de de sinemada da komedi ve dramdan kendine pek yer bulamayan polisiye, aslında gözde bir türmüş. Şimşek özellikle polisiye aksiyon alandan çok iyi senaryolar geldiğini söylüyor. "Ekonomik temelli, yoksulluk hikayeleri neredeyse hiç yok gibiydi. Politik hikayeler de çok azdı" diyen Şimşek aşk ilişkileri üzerine de epey hikaye geldiğini, kadın meselesini ele alan senaryoların dikkat çekici noktada olduğunu da anlatıyor. Şimşek anlatım türü olarak da epiği çok sevdiğimizi belirtiyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
‘Allah aşkına! Gardiyanın filmini kim çekerdi?’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN