Babam olduğu gibidir. Rol yapmaz. Başka yüzü yoktur, vicdanlıdır
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, kızları Aslıgül (21) ve Nazlı (18) ile Babalar Günü’ne özel bir buluşma gerçekleştirdik. Karşımıza birbirine âşık, birlikte çok eğlenen hem arkadaş hem de sırdaş bir baba ile iki kızı çıktı
Kızlar babalarına âşıktır ve babalar da kızlarına. Bugün ben de sizleri bu sözü tam anlamıyla yaşayan bir baba ve iki kızı ile buluşturuyorum. Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, kızları Aslıgül ve Nazlı ile. Röportajımız için Vodafone Arena'da buluştuk. Aslıgül ve Nazlı çok güzel, güler yüzlü ve samimi iki genç kız. Babalarının ise onlara bakarken gözleri parlıyor. Sohbetimiz boyunca binlerce kez öpücük konduruyor kızlarına. Öyle ki, başka birinin kızlarına iltifat etmesine bile tahammülü yok başkanın. "Kızlarıma sadece ben ilgi gösteririm" diyor. Onları koruma konusunda da çok titiz. Gece gezmelerine mutlaka birlikte gidiyor. Bütün arkadaşlarını ise tanıyor. Sohbetimiz koyulaştıkça Aslıgül ve Nazlı'nın hayatta en önemsediği şeyin babalarının ruh hali olduğunu öğreniyorum. Babalarının üzülmemesi için Beşiktaş'ın hep kazanmasını istiyorlar. Ona laf gitmemesi için ise attıkları her adıma dikkat ediyorlar. Hayatlarındaki her şeyi de ilk babalarına anlatıyor kızlar. "Bizim evimizde her şeyi en son değil, ilk babamız duyar. Arkadaş gibiyiz ama laçka bir ilişkimiz yok. Otoritesini her zaman hissediyoruz" diye de ekliyorlar.
- Fikret Orman nasıl birbaba? - Nazlı: Klişe olacak ama mükemmel bir baba. Arkadaşlarım da hep, "Ne kadar ilgili bir babanız var" diyor. Hayatında ne olursa olsun bize vakit ayırır ve bizim her şeyden önemli olduğumuzu hissettirir.
- Uzakta olduğu zamanlarözlem oluyor mu, haberleşebiliyormusunuz? - Aslıgül: Şu ara pek yoktu babam, transfer dönemi ve statta yatıp kalktı resmen. Ama üçümüzün WhatsApp grubu var, adı Grup Şişik.
- Aaa neden grup şişik koydunuz?
- A: Çünkü üçümüzde birbirimizi çok kıskanıyoruz. Herkes birbirini kıskandırmak için her şeyi şişirir. Kıskandırır yani. Çok büyük anlamı yok ama bizim için önemli.
- Babanızı çok kıskanıyor musunuz? - A: Her şeyden kıskanıyorum babamı. - N: Taraftar ilgisinden kıskanmıyoruz, emeklerinin karşılığını aldığını düşünüyoruz. Başka her şeyden kıskanırız. ( Kahkahalar) Ama babam da bizi çok kıskanır.
KİMSE KIZLARIMA İLGİ GÖSTEREMEZ
- Öyle mi? Ne yapar mesela kıskandığında? - A: Biri bize güzel derse hemen susturur şaka yoluyla.Bir tek kendi ilgi göstermek ister.
- Hiç tepki gösterdiği oldu mu?
- N: Yok aslında şakayla karışık bir ciddiyetle tepkiveriyor babam. Ama kızma falan yok.
- Kıyafetlerinize karışır mı mesela? - A: O yüzde 100 var. Mesela şampiyonluk kutlamalarındaben elbise, Nazlı da etek giyinmişti. Sonrazorla eşofman giymek zorunda kaldık. (Gülüyorlar)Beşiktaş eşofmanıyla gezdik.
BABAM KIYAFETLERİMİZE KARIŞIR
- Giydiklerinizi kontrol ediyor mu? - N: Ne giydiğimize bakıyor. Çok kısaysa, açıksa,abartıysa hemen söyler ama etek falan giymemizekarışmaz. Bizim her şeyimizle ilgili. Her zaman hayatımızıntam içindedir.
- Arkadaş gibi bir baba mıdır? - N: Arkadaş gibiyiz. Aramızda çok yaş farkı dayok zaten. Bizim yaptığımız her şeyi yapar babam. - A: Yürüyüş yaparız, yemek yeriz. Bir de tatilesık gideriz. Ben ortaokuldan mezun olduğumda sözverdi ve ikimiz Los Angeles'a gittik baş başa.
- Nazlı kıskanmadın mı? - N: Ben de liseye geçtiğimde ikimiz gittik. Gelenekoldu.
- Neler yaptınız babanızla baş başa? - A: O zaman küçüktüm tabii, alışveriş yaptık, yemekyedik. Los Angeles, New York başta olmak üzeretüm Amerika'yı 10 gün gibi bir zaman dilimindegezdik. Disneyland'e gitmeyi çok severim. Babamlaher şeyi denedik, çok eğlenceliydi. - N: Babamın bizimle yapmam dediği hiçbir şeyyoktur. Her şeyi yapar.
- Gece dışarı çıkar mısınız? - A: Tabii. Bir gün arkadaşlarımızı çağırdık, babambizi eğlenmeye götürdü. Hep yanımızdadır.
- Arkadaşlarınız var ve yanınızda babanız. Hiçkasmıyor musunuz kendinizi? - A: Yok asla. Erkek-kız arkadaşlarımız da oluyoryanımızda. Hatta babamla çok iyi anlaşan erkek arkadaşlarımızda var. - N: Küçük bir arkadaş grubunun içinde büyüdük.Herkes birbirini tanıyor. Babam da tanır zaten.
BABAM MUTFAĞIN YERİNİ BİLMEZ
- Babanızla yemek yapıyor musunuz? - A: Babam mutfağın yerini bilmez. Su koyar okadar. (Gülüyorlar) Pazar günleri evde çalışanlarımızizinli oluyor. Ben bir şeyler yapmaya çalışıyorumama kısıtlı. Makarna, yumurta, tost. (Kahkahalar) - N: İkimiz de çok hamarat değiliz yani. Aç bırakmayızama bir mantı da açamayız.
- Babanızın en zor tarafı hangisi? - A: Babam çok zor sinirlenir. En kötü şeyi bileyapsan kolay sinirlenmez. Çok sabırlıdır. Ama bir desinirlenirse inanılmaz olur. Bu kadar yıldır iki kez oderece sinirli gördüm babamı. - N: Tek hatırladığım küçükken Aslıgül'le kavgaetmiştik. Komşular da ayaklanmıştı. Ona kızmıştı.
- Babanızın sinirlendiğini nasıl hissedersiniz? - N: Bağırır, tek kaşını kaldırır. O zaman anlarız.
- Peki, siz birbirinizi kıskanıyor musunuz? - A: Ben kıskanırım. Çünkü çok bağlı iki kız kardeşiz.Ciddi kavgamız hiç olmadı. Üniversitede yurttakalmaya başladım. Ailemden uzak kaldım ve Nazlı'nındeğerini anladım. Evde hep yan yana oluncaanlamıyor insan. Bir de uzaklık 20 dakika düşünün.
HER ŞEYİ İLKO DUYAR
- Sizin evde de her şeyi en son baba mı duyuyor? - A: Gündelik şeyleri, mesela şu an yemeğe gidiyorsakonu söylemeyiz. O güven zaten var aramızda. Ama geceçıkma, tatil işlerini ilk babam duyar.
- Gece dışarı çıkacaksanız, şu saatte evde olacaksınız,der mi babanız? - A: Biz gece dışarı çıktıysak babam salondakikoltukta yatar. Gelince mutlaka onu uyandırmak zorundayız.Çok yakın bir arkadaşımın doğum günüyse "Kaçtageleceksin?" diye sorar. Saat üçte derim. Ama üçü 10geçe olursa, "10 dakika geciktiniz" der mutlaka. Çokeğleniyorsak arayıp "Baba üç buçukta gelebilir miyiz?" diyeizin almamız gerekir. Ama her gece her gece göndermez.Onun güvenini suiistimal etmiyoruz. - N: Sonuçta tanınmış bir insan. Yerin kulağı vardır.Her şeyi önceden bizden duymak ister. Çünkü biz bir yeregidersek zaten herkes bizi tanıyor ve haberi olur zaten.
- Tanınmış bir babanın kızları olmak zor mu? - A: İyi yanı da kötü yanı da var. İyi tarafı daha fazlailgi görüyoruz. Daha konforluyuz. Gizli bir şey yapmayızasla. Mesela şöyle oluyor: Babamın ne yaptığımızdanhaberi var. Fakat birileri arayıp, "Kızları gördük" diyor. Buda rahatsız edici bir durum. - N: Babam ünlü diye biz de ünlü olmuyoruz. Zatençok ortada olan insanlar da değiliz.
- Kızları için babaları kahramandır. Sizin için deöyle mi? - A: Kesinlikle öyle. Babama çok benzerim karakterolarak. Babam çok vicdanlıdır, ben de öyleyim. Babamherkese iyilik yapar. İnsanları çok çabuk içimize alırız. Buyüzden ben de sabırlıyımdır ama bitince bitiririm, babamgibi. İnsanlar hep kendimiz gibi fedakar ve vicdanlı olsunisteriz.
OTORİTESİNİ HERZAMAN HİSSEDERİZ
- İlerde eş seçerken bu çok zor olmayacak mı? - A: Bayağı zorlanacağız. Babama benzesin, onunkadar iyi insan olsun isterim. - N: Babam bir tane zaten. 100 tane yok. Az çokbenzese keşke. Kimse babam gibi denge kuramaz. Hembizimle çok iyi, hem arkadaş gibi hem de ilişkimiz aslalaçka değil. Otoritesini her zaman hissederiz.
- Nasıl bir otoritesi var? - N: Babam dengeyi çok iyi kurdu. Her şeyi onunlakonuşabiliyoruz. Ama babamın bizim yapmamızı istemeyeceğişeyleri de biliriz. 'Aman babamla arkadaş gibiyiz'rahatlığı da yoktur bizde. Ne yapsak destekler psikolojisindede değiliz. Nerede duracağımızı çok iyi bilir, öylehareket ederiz.
- Benim babam dünyanın en ....... sıdır. Boşluğunasıl doldurur musunuz? - A: En düşünceli - N: Olduğu gibidir. Rol yapmaz. Başka yüzü yoktur,herkese aynıdır.
- Siz küçükken babanızın katı olan ama büyüdükçeyumuşayan huyları oldu mu? - A: Küçükken gidip her şeyi anlatmazdık amaşimdi arkadaşlarımın bile sorunları olsa gidip rahatlıklapaylaşıyorum babamla. Babama akıl danışırım, çünküçok mantıklı biridir. Babam o kadar iyi insan analizi yaparki yanıldığını hiç görmedim.
- Babanız da sizinle her şeyini paylaşır mı? - N: Bizi duygusal olarak etkilemeyecekse tabii kipaylaşır. Üzülmemizi asla istemez.
- En son ne hediye aldı babanız size? - A: Her şeyimizi o alıyor zaten. Ama araba aldığındaçok seviniştim. - N: Amerika'ya falan gittiğinde de bize mutlakahediyeler alır.
- Mutlaka haberleşiyorsunuz değil mi? - N: WhatsApp grubunuz çok aktif. Herkes bulunduğuyeri bile atar. Konuşmadığımız bir gün bile yok.Babam 10 gün olmasa dahi, her sabah "Günaydın" diyeyazar mutlaka.
EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI ALDI
- Beşiktaş şampiyon olunca ne hissettiniz? - A: Ağladık ama o gözyaşları babamız içindi.Üç yıllık emeklerinin karşılığını almıştı. Sevinçgözyaşlarıydı.
- Maç kazanmak ya da kaybetmekbabanızı nasıl etkiliyor? - N: Beşiktaş maç kaybettiğinde debabam üzülecek eve kötü gelecek diyeüzülüyoruz. Önceliğimiz her zamanbabamız. Maç kaybettiğindemimiklerinden kötüolduğunu anlıyoruz. Amagalibiyetler onu mutluediyor ve biz de çokmutlu oluyoruz.
- Babanıza mesajınızvar mı? - A: Bizimbabamız olduğuiçin kendimiziçok şanlıhissediyoruz.Her zamanyanında olacağız babacığım. - N: Babam benim değil de başka birarkadaşımın babası olsaydı çok kıskanır veimrenirdim. Herkesin sahip olması gereken birbaba. Onu çok seviyorum.
Kardeş günü yapıyoruz
- Birlikte nasıl vakit geçiriyorsunuz? - A: Haftada iki gün kardeş günümüz olur. Yemeğe,sinemaya gideriz. Evdeysek yemek söyleyip telefonlarımızıkapatırız ve birlikte film izleriz. Bu günlerimiz başkalarıtarafından baltalanırsa sinirleniyorum. Bu sene Nazlı'nınarkadaşları baltalıyor.
- Kıyafetlerinizi paylaşıyor musunuz? - A: Tabii, her şeyimizi paylaşırız. Hatta annemizle dekıyafetlerimizi değiştiririz. Üçümüzün tek gardırobu var.Ölçülerimiz, ayak numaralarımız aynı. Hatta zevklerimizbile.
- Aradığın gömleği ablanın üzerinde görünce nehissediyorsun? - N: Sinirlenirim açıkçası ama Aslıgül hiç takmaz.
- Babalar Günü'nde babanıza bir sürpriz yapacakmısınız? - A: Nazlı'nın bugün üniversite sınavı var, LYS. Busene ben üniversiteden Nazlı liseden mezun oluyor. Bu10 günümüz hep sınav ve mezuniyetle geçiyor. Amahediyemizi tabii ki aldık.
- Babanızın en çok hangi hediyeler hoşunagider? - A: Babam hiç hediye istemez, "Ne gerek vardı" falander. Maddi şeyler hoşuna gitmiyor. Ama para taşıyıcılarvardır clips cüzdanlar onları çok sever. Ayakkabı hastalığıda vardır. - N: Biz kendi zevkimize göre alıyoruz ama hepseviyor ve kullanıyor. Aldığımız hiçbir şeyi kenara atmaz.Mutlaka giyer. Zevklerimiz de çok uyuşuyor. - A: Ben erken bitiriyorum okulu. Sanırım babama engüzel hediyem mezuniyetim.
- Hangi bölümde okuyorsunuz? - A: Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ndeyim.Nazlı da mezun oluyor ve hukuk ya da psikoloji okumakistiyor.
- Mezun olunca ne yapacaksın Aslıgül? - A: Şu ana kadar evden hiç ayrılmadım. Babam dayurtdışına gitmemi istemedi, "Burada yanımda ol" dedi.Ama master için yurtdışına Londra'ya gitmek istiyorum.Bir senelik bir program, ona izin verdi babam. Direktçalışmaya başlamak istemiyorum. - F.O: Evdeki kapıların üzerine Londra, New York,Los Angeles yazdırdım. Hangisini istiyorsanız o kapıdangirin çıkın diyorum. (Gülüyor)
- Başkanım Aslıgül'ü göndereceksiniz değil miLondra'ya? - F.O: Hiçbir yere gidemez! - A: Ben her yıl staj yaptım ve iş hayatı bana göredeğil. Şu an o tempoya ve o hayata kendimi hazır hisse-tmiyorum. Benim yurtdışına gitmem gerekiyor.
- Hangi alanda master yapacaksın? - A: Pazarlama alanına kaymak istiyorum. - F.O: Beni pazarlayacak. (Kahkahalar) - A: Öyle bir niyetim yok. Pazarlama alanında kurumsalbir şirkette başlayıp daha sonra kendi işimi kurabilirimbelki. Ama henüz 21 yaşımdayım ve çok vaktim var.
AKRABALARININ GÖZÜNDEN ORMAN
Ramazan'dan önce Fikret Orman bizi evine kahvaltıya davet etti. Sevgili annesi Nurhan Hanım bize enfes bir sofra hazırlamıştı. Kız kardeşleri Ümit ve Kısmet Hanım, dayısı Ömer Alibaşoğlu, spor yazarımız Fatih Doğan ile neşeli, sıcacık bir kahvaltı yaptık. Tüm aile sevgi dolu, sevecen ve samimi. Sohbetimiz Fikret Orman'ın nasıl bir evlat ve baba olduğu üzerine ilerledi. Annesi, kız kardeşleri ve dayısı bize çok özel açıklamalarda bulundular.
Nurhan Orman (Fikret Orman'ın annesi)
Kızlarını Fikret'eemanet ederlerdi
Nurhan Hanım bize Fikret Bey'in nasıl bir evlat olduğunu anlattı: "Küçük yaştan beri sakindi. Bu yaşına kadar beni hiç üzmedi. Babası müsaade ederdi, gezmeye giderdi ama mutlaka zamanında dönerdi. Anneler bile kızlarını Fikret'e emanet ederdi. Ablalarına karşı çok ilgilidir. Ondan çok razıyım. Beni hep çok sevmiş ve saymıştır. 'Sırtın yere gelmesin, Allah evlatlarından güldürsün', diye dua ederim ona."
Ümit Orman (Abla)
Fikret ile Tarkanbirbirine benziyor
Fikret Orman'ın öğrencilik yıllarında ablası Ümit Hanım velisiymiş:"Okulda da askerlikte de hep liderdi. Toplantılarında, 'Mükemmel bir çocuk ama hiç yatağını toplamıyor' dediler. Meğer hep yanındakilere yaptırıyormuş. Sevgi göstererek saygı uyandırmış herkeste ve arkadaşları seve seve onun da yatağını toplamaya başlamış. Askerde de herkes ayakkabılarını boyarmış. Bunu zorla değil sevecen lider ruhuyla yaptırıyor. Şarkıcı Tarkan yakın arkadaşımdı. Onda da aynı şey var. O da güler yüzlü, tatlı dilli, doğuştan lider ruhlu. Fikret ile Tarkan o yönden birbirine çok benzer. Çok samimi, iyi kalpli Türkiye'nin medar-ı iftarı. Fikret başkan da öyle."
Kısmet Orman (Abla)
Küçükken bize âşıktışimdi kızlarına
Ablası Kısmet Orman'a Fikret Orman'ın nasıl bir baba olduğunuz sorduk: "Kızlarına aşırı düşkündür. Onları öpe öpe bitirir. Ama başkan hata yapıyor, kızlar başka kimsede bu kadar sevgiyi bulamayacak. Kimseyi sevemeyecek. Her şekilde bir idol o kızları için. Kızlar erkeği babalarıyla özdeşleştirecekler ve kimseyi beğenmeyecekler. Kızlarıyla özel bir aşkı var Fikret'in. Küçükken bizlereydi o aşk. Şimdi kızlara. Kızlar yerimizi kaptı, kıskanıyorum, sinir oluyorum." Fikret Orman hemen söze giriyor:Sevmesinler! (Gülüşmeler) Allah nasip ederse benim de bir gün torunlarım olacak ve onları da çok seveceğim. Şansları iyi olsun. Allah gönüllerine göre versin. Babalarla kızlar arasında aşk vardır. Babamda beni öyle yetiştirdi. Ablamlar eve geldiğinde onlara bir şey demezdi. Bana sorardı niye geç geldiler diye."
Ömer Alibaşoğlu (Dayı)
Fikret bensiz aslauyumazdı
"1967'de üniversiteyi okumak için İstanbul'a ablamlara geldim ve beş yıl onlarda kaldım. Fikret altı aylıktı. Bir yaşına gelince aynı odada kaldık. Ben gelmeden asla uyumazdı. Ona Beyaz At hikâyesini anlatarak uyutmaya çalışırdım ama o değil ben uyuyakalırdım. Fikret de gelir, minik parmaklarıyla gözlerimi açmaya çalışırdı. Babası ile akşamları sinemaya giderdik. Fikret 'Ben de geleceğim' diye tuttururdu. Giyimine kuşamına çok meraklı olduğu için 'Sana kravat alıp geleceğiz' derdik. 'Siz seçemezsiniz ben de geleceğim' derdi, kaçacağımızı anlardı."
FİKRET ORMAN
Başkanlık çocukluk hayalimdi
- Beşiktaş'la bağınızı biraz anlatır mısınız?
- Arkadaşlarım orta birinci sınıfta 'Beşiktaş'abaşkan olacağım' dediğimi söylüyor. Babamdandolayı avantajlıydık. Başkanları tanıma fırsatım oldu.Onlarla anılarım oldu. Beğendiğim tarafları olanlarda var. Ama ben de kendimim. Süleyman Abi'nintaraftar tarafı benim kadar kuvvetli değildi mesela.Mehmet Üstünkaya'nın ise fazlaydı. Süleyman Abide çok mütevazı ve centilmendi. Beşiktaş'ı çok zorgünlerde aldık. İki şey çok önemlidir. Bir insanlarınhayır duasını alarak iş yaptık. Herkese iyi davrandık.İkincisi kişisel temasla, sevgi ve dayanışma ile insanlarıayağa kaldırdık.
- Nasıl anılmak istersiniz?
- Hayatta herkes bir şeyi yaparken ölümsüzolmak için yapar. Ben bir görev aldım ve iyi şeyleryapmak için uğraşıyorum. Çocuklarıma, torunlarıma,anneme arkamdan 'İyi insandı' denmesi önemli. Çünküyaptığımız iş hayır işi. Biz mahalle çocuğuyduk,insanlarla abi kardeş ilişkimiz vardı. Ama şimdikilersanal çocuk. Biz bu nesli sokağa çıkardık. Spor onlarısosyalleştirdi.
- Babanız da Beşiktaş'ın eski yöneticilerinden...
- Babam Beşiktaş'ın yöneticilerindendi ve çokiyi bir Beşiktaşlıydı. Hani eski yöneticiler, iktidardakiyönetici hakkında hep birilerini dolduruşa getirmeyeçalışır. Süleyman Abi döneminde de babama gelirlerdi.Babam da "Sizin derdiniz ne, Süleyman'ı indirmekmi yüceltmek mi istiyorsunuz?'" diye çıkışırdı. Bizimaileyi Beşiktaşlı babam yapmıştır. Babamı da BabaHakkı (Yeten) Beşiktaşlı yapmış. Baba Hakkı, Beşiktaş'ınsembol isimlerindendir. Babam ondan biz debabamdan çok korkardık.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
ARKADAŞINA GÖNDER
Babam olduğu gibidir. Rol yapmaz. Başka yüzü yoktur, vicdanlıdır