Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Japonlar insanlık tarihini Anadolu’dan öğreniyor

Kaman’daki Kalehöyük’te farklı uygarlıkların kurduğu 50 şehir üst üste duruyor ve burada Anadolu’nun kronolojik tarihi yatıyor. Kazı başkanı Dr. “Neden buradayız? Çünkü Anadolu dünyanın tam ortası”

Giriş Tarihi: 11.11.2018
Japonlar insanlık tarihini Anadolu’dan öğreniyor
Japonya Prensi Takahito Mikasa, 31 Mayıs 1986'da 'deki kazılarını başlatırken muhtemel büyük bir hayalini gerçekleştiği için kıvanç duyuyordu. Çünkü o an, 2. sonrasında kişisel çabalarıyla başlattığı, Japonların insanlık tarihini öğrenme açılımının en önemli ayağını hayata geçirmek için kazmayı vuruyordu toprağa... 2. Dünya Savaşı'nda Japon İmparatorluk ordusunda genç bir subay olarak görev yapan , Japonların neden savaşı kaybettiği üzerine çok düşünmüştü. Ve kendi tarihleri dışında hiçbir medeniyetin tarihini bilmediklerini fark etti. Arkeolojiye ve tarihe de merakı böyle başladı. Savaş sonrası belki de ömrünü, birikimini milletinin insanlık ve medeniyet tarihini öğrenmeleri için harcadı. 'ni kurdu. Anadolu da ilgisini çekiyordu. Çünkü 'nde aldığı tarih eğitimi sonucunda Anadolu'nun bir medeniyetler yuvası olduğunu öğrenmişti. Buradaki arkeolojik çalışmaları yakından takip ediyor, arkeologlarla dostluklar kuruyordu. Mesela arkeolog Prof. Dr. Tahsin Özgüç, yakın arkadaşıydı.

HER ŞEY BİR MEKTUPLA BAŞLADI
Özgüç'ün öğrencilerinden o zamanlar genç bir Japon arkeolog olarak Anadolu'da çeşitli kazılara katılıyordu. Ama buradaki eğitimi bitmek üzereydi. Ya ülkesine dönecek ya da Anadolu'da çalışmaya devam edecekti. Özgüç ona, durumunu Prens Mikasa'ya bildirmesini söyledi. Omura da öyle yaptı, prense bir mektup yazdı. Prens Mikasa, bir Japon arkeologun Anadolu'da çalışma yapmak için göreve hazır olduğunu öğrenince ona burada kalıp araştırma yapmasını salık verdi. İşte Kaman Kalehöyük'teki kazıların perde arkasında böylesi bir tarihsel süreç ve dostluk ilişkileri var. Genç arkeolog Sachihiro Omura 'de kaldı. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yüzey araştırmaları yaptı, Kaman Kalehöyük'ü kazmaya karar verdi. Prens Mikasa'nın kurduğu Japon Ortadoğu Kültür Merkezi ona destek oldu. 1986'da başlayan macera hâlâ devam ediyor. Omura yıllardır Türkiye'de yaşayarak bizden biri oldu. Kalehöyük'ü kazmanın ötesinde burada bir mucize yarattı. Türk-Japon ilişkilerinin odağında bulunan Kaman-Kalehöyük, Anadolu'nun kronolojik tarihine ilişkin çok önemli bulgular içeriyor. Anadolu tarihinin günümüzden başlayarak, M.Ö. 6-7 binlere kadar giden dönemi, tek bir höyükte yer alıyor. Çünkü höyükte farklı medeniyetlerin kurduğu yaklaşık 50 şehir, üst üste bulunuyor. 32 yılda bu şehirlerin bir kısmı gün yüzüne çıktı. Omura "Kalehöyük'ü daha 60-70 yıl daha kazmak gerekiyor" diyor.



ANADOLU MEDENİYETLER YUVASI
Japonların Anadolu'ya ilgisi Kalehöyük ile sınırlı değil. Japon Ortadoğu Kültür Merkezi'ne bağlı , Kırşehir'de Yassıhöyük, 'de Büyükkale'de de kazılar yapıyor ve Anadolu'da yüzey araştırmaları gerçekleştiriyor. Japonların çalışmaları övgüye değer. Ayrıca arkeoloji dünyasındaki anlayışları da farklı. Japon kültüründeki karşındakine gösterdiği saygı bu anlayışın temelini oluşturuyor. Bunun için "Eser, çıktığı yerindir" ilkesiyle kazı yapıyorlar. Kaman Kalehöyük'ten bugüne kadar 2 bini müzelik 5 binden fazla eser çıkarılmış. Çıkan eserler Kaman'daki Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü'nde incelenip, tasnif ediliyor, numaralandırıp hemen enstitü kompleksinin içinde bulunan Kalehöyük Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.


ESERLERİ ÇIKARDIN YA SONRASI?
Omura "Neden Japonların Anadolu'da kazı yaptığı hep merak konusu oldu" diyor. Evet aklımızdaki soru bu. Sonra da cevaplıyor "Anadolu medeniyetler yuvası. Prens Mikasa bir keresinde şöyle demişti: 'Yıllardır kazıyoruz Kaman'ı. 5 bin eser çıkardık. Neden 9 bin kilometre öteden gelip bu kazıları yapıyoruz? Şundan, Kaman'da 5 bin yıllık tarih var. Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans, Oğuz, Osmanlı yaşamış burada. Örneğin İtalya ya da Mısır'da kazı yapsanız sadece o ülkenin mirasını bulursunuz. Oysa Kaman'da insanlık tarihinin mirası var. Dünyanın tam ortası burası.' Galiba prensin sözleri her şeyi açıklıyor. Biz, insanlık tarihini öğrenmek için buraya geldik" diyor. Omura Türkiye'ye gelen en sıra dışı arkeologlardan. Arkeoloji dünyasına ilişkin de aykırı görüşleri var. "Kalehöyük'te simgesel eser çıksın istemiyorum" diyor. "Neden" diyoruz, "İnsanlar o eseri görmeye gelecek, tarihi öğrenmeye değil" diye cevap veriyor. Arkeolog kazı yapar sonra da makalesini yazar anlayışına karşı. Omura "Tamam sen kazını yaptın, bulduklarından yola çıkıp makaleni yazdın, ya sonrası? Sonrası yok. Oysa toprağın altından çıkardığın eserlerin korunmasını sağlayacak mekanizmayı oluşturmak, kazının o çevredeki insanların hayatına katkısını düşünmek zorundasın" diyor.



YÖRE İNSANININ KİMİ ÇALIŞTI KİMİ OKUDU
Kalehöyük'teki kazılar 32 yılda Kaman'ın da çehresini değiştirmiş. Omura "Arkeolojide kazı bölgesinin çevresiyle ilişkisi çok önemlidir. Aslolan onlar. Eserlere, buradan çıkacak bilgiye yöre insanı sahip çıkmalı. Bunun için kazılar onların da hayatına dokunmalıdır. Çünkü biz misafiriz burada. Biz hep Kamanlılarla birlikte çalıştık, bizimle çalışanlardan 30 kişi emekli oldu. Yöreden birçok kişi çalışmaya devam ediyor. Ayrıca bizim yaptığımız işe merak salıp üniversite okuyan insanlar oldu. Bir kısmına Prens Mikasa burs bile verdi" diyor.

KARBON CİHAZIYLA ÇALIŞMALAR HIZLANDI
Zeugma Muzalar Evi, Patara 'ne destek olan , Kaman kazılarını da destekliyor. Omura, bu desteği çok önemsediklerini söylüyor. Ama onun için en özel destek İş Bankası'nın aldığı karbon makinesi. Bu makine toprak altından çıkan eserlerin kaç yıllık olduğunu gösteriyor. Omura "Türkiye'de bu makineden yoktu. Bulduğumuz eserlerin yaşını yurtdışına göndererek öğreniyorduk. İş Bankası bizi bu dertten kurtardı. Çalışmalar hızlandı. Sadece biz kullanmıyoruz, başka yerlerde yapılan kazılardan çıkan eserler de burada inceleniyor" diyor.



PRENS MİKASA ADINI SADECE TÜRKİYE'DEKİ BAHÇEYE VERDİ
Kaman'daki Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü kompleksinde müzeyle birlikte Japon bahçesi de var. Bu bahçe Prens Mikasa'nın adını tayışor. Bulunduğu coğrafyaya uygun olarak tasarlanan bahçe bozkırın ortasında bir vaha. Gerçi bir bahçenin Japon bahçesi olabilmesi için 100 yıl geçmesi gerekiyormuş ama yine de farkını hissettiriyor. Yılda 100 bin kişi ziyaret ediyormuş. Omura "Amerikalılar, İngilizler prensin adını taşıyan bahçe yapmayı çok istediler ama o istemedi. İsmini sadece Türkiye'deki bahçeye verdi. Çünkü Türkiye onun için özeldi" diyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Japonlar insanlık tarihini Anadolu’dan öğreniyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN