Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ata sporunun daimi kahramanları

Geçen hafta Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlen ’nda dokuzuncu kez, ise yedinci kez Avrupa şampiyonu olarak bir kez daha göğsümüzü kabarttı. İki isimle de konuştuk. Ülke olarak güreşte elde ettiğimiz başarıların sırrını, şampiyon olmanın anlamını ve güreş dışındaki ilgilerini anlattılar...

Giriş Tarihi: 21.4.2019
Ata sporunun daimi kahramanları

Romanya'nın başkenti Bükreş'te düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası'nda altı altın, iki gümüş, sekiz bronz olmak üzere 16 madalya kazanan güreş milli takımımız 1949 yılından bu yana bir Avrupa Şampiyonası'nda ilk kez altı altın madalya kazanarak bir kez daha güreşin ata sporumuz olduğunu kanıtladılar.

Şüphesiz bu başarıda iki aktör yine en öndeydi: Taha Akgül ve Rıza Kayaalp. Serbest stilde Taha Akgül, 125 kilo finalinde yedinci kez, grekoromen stil 130 kiloda Rıza Kayaalp, üst üste sekiz, toplamda ise dokuzuncu kez Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Biz de güreşte göğsümüzü kabartan bu ikiliyle şampiyonlukların ardından taze taze konuşalım istedik.



İLK DEFA BU KADAR MADALYA KAZANDIK
Yazarken kolay ama bir durup düşünmek lazım. Yedi kez, dokuz kez Avrupa şampiyonu olmak herkesin harcı değil. Zaten ikincilikleri, diğer madalyaları saymıyoruz bile. Zira kazandıkları tüm madalyaları uç uca koysak herhalde tüm Türkiye'yi dolaşırız. Eh böylesi iki şampiyonu yakalamışken ilk sorumuz da haliyle "Bu kadar üst üste şampiyon olmak nasıl bir duygu?" oluyor. Taha Akgül "Keyifler gayet yerinde. Ben 10 yıldır A milli takımdayım, ilk defa böyle bir başarı yakaladık" diyor. Akgül, finalde son iki dünya şampiyonasının galibi Gürcü sporcu Geno Petriashvili'yi 7-0 gibi farklı bir skorla mağlup etmişti.

Yedinci şampiyonluğun böyle bir skorla gelişini hoş bir tesadüf olarak yorumlayıp ekliyor: "Maçtan önce benim için 'Düşüşte' denilip üstünlüğün rakibimde olduğu söyleniyordu. Ama benim finali 7-0'la kazanmam büyük bir olay oldu. Söylerken 'Yedi kez şampiyon oldu' demek kolay ama bunlar tarihi başarılar. " Rıza Kayaalp ise "En başından beri böylesi başarıları hedefleyerek çıktım yola. Üst üste 10 final yapıp dokuz şampiyonluk kazanmak kolay değil. Yüzlerce kilo ter döktük, binlerce kilo ağırlık kaldırdık. Ama hiçbir zaman disiplinimizden taviz vermedik" diyerek başarısının sırrını paylaşıyor. Şampiyon olmaya dair yorumu ise gayet samimi: "Bütün bir yılın yorgunluğu gerçekten o bayrağı sırtına aldığın an geçip gidiyor. Bunlar çok klasik sözlerdir ama hakikaten öyle. Belki de bu duygunun sürekli tadını aldığımız için şampiyonlukların ardı arkası kesilmiyor."



RIZA VARSA MADALYA KESİN GELİR
"Peki bunca şampiyonluk herhangi bir rehavet yaratmıyor mu?" diye sorduğumuzda yanıtlayan yine Kayaalp oluyor: "Aksine bir şampiyona öncesi insanların "Ooo Rıza varsa kesin madalya gelir" yorumlarını duymak yetip de artıyor bile, nasıl rehavete kapılalım? Her başarı sonraki için büyük bir motivasyon oluyor." İki şampiyonun öyküsü de Anadolu'da başlamış. Taha Akgül Sivaslı, Rıza Kayaalp ise Yozgat'tan... İkisinin de yolu evvela devletin Güreş Eğitim Merkezleri'ne sonra da ASKİ spor kulübüne düşüyor. Zaten "Ülke olarak en başarılı olduğumuz spor dalı sizce neden güreş?" diye sorduğumuzda ikisi de eğitim merkezlerinin ve altyapılarını önemine vurgu yapıyor. Akgül "Başarıların kaynağı eğitim merkezleridir. Başka branşlarda da benzer merkezler kurulabilir. Ama unutulmamalı ki böyle hamleler meyvesini yedi, sekiz yılda verir, aceleci olmamak lazım" derken Kayaalp ise daha ilginç bir noktaya parmak basıyor: "Benim köyde doğmuş büyümüş bir çocuk olarak güreşi öğrenmem mümkün değildi. Devletimiz bize bu imkanı sağladı. Birçok çocuk arasından seçilip buralara geldik. Her imkan şehirdeki çocuklara sağlanırsa en iyi yeteneği bulamayız. Bizim gibi köylerde olan çocukların bulunup onlara şans verilmesi önemli.

" EN BÜYÜK HEDEF OLİMPİYATLAR"
İkisinin de en büyük destekçileri aileleri. Kayaalp'in ailesi onunla beraber izlemeye başlamış güreş maçlarını ve her zaman dualarıyla yanında olmuşlar. Akgül'ün babası ise eski bir güreşçi. Öyle ki baba Akgül, oğlunun final maçını izlerken sonucu ilk bilen kişi olup "Tamam" demiş "Taha'nın durumu iyi, şampiyon olacak..." Taha Akgül bu noktada gülerek "Babam normalde hiç bu kadar kesin konuşan bir adam değildir, o yüzden benim için önemli böyle demesi" diyor. Aranızda madalya sayıları üzerinden tatlı bir rekabet var mı?" diye soruyoruz.

Kayaalp "Sayılar çok önemli değil aslında. Aramızda öyle bir atışma yok yani" diyor gülerek ve devam ediyor: "Önemli olan bir sakatlık falan olmasın..." İkisinin de tabii ki en büyük hedefi Olimpiyat şampiyonluğu. Taha Akgül ikinci kez bu ünvanın peşindeyken Kayaalp ise "Dördüncü dünya şampiyonluğu gelirse o da bir rekor olacak ama en büyük hedef tabii ki Olimpiyat şampiyonluğu" diyor.

ET VE KARBONHİDRAT AĞIRLIKLI BESLENİYORUZ
Üst üste bu kadar şampiyonluk kolay değil, nasıl hazırlandıklarını öğrenince buna iyice ikna oluyoruz. Yoğun dönemlerinde iki isim de günde çift idmandan beş saatin üzerinde çalışıyorlar. Aynı zamanda sıkletlerini korumak için beslenmeleri de çok önemli. Çünkü ikisi de ağır sıklet. Akgül "Şimdi tüm sporcular bilinçli herkes yediğine dikkat ediyor, diyetisyenlerle çalışılıyor. Herkes kendi kendinin profesyoneli" derken Kayaalp ise "Sıkletimizi korumak için et ve karbonhidrat ağırlıklı besleniyoruz" diyor.



CUMHURBAŞKANIMIZ TERİMİZ KURUMADAN ARAR
Şampiyonlara ilk tebrik telefonu Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelmiş. Hatta Taha Akgül ile aralarında epey bir maç kritiği de yapılmış. "Cumhurbaşkanmız kimi yendiğimi, maçın kaç kaç bittiğini sordu. Rakibimin Gürcü Petriashvili olduğunu öğrenince bir başka sevindi. Çünkü 2017'de kendisiyle yaptığımız maçı canlı izlemişti. O maçı 10-8 kaybetmiştim son saniyede. Gürcü sporcu biraz taşkınlık yaparak sevinmişti. Cumhurbaşkanı da onu görünce 'Niye o kadar abartarak sevindi, o hareketler falan hiç olmadı' demişti. İşte şimdi onu yendiğimi öğrenince çok sevindi, ekstra tebrik etti." Bu noktada Kayaalp de "Cumhurbaşkanımız daha terimiz kurumadan aradı tebrik etti sağ olsunlar. Onun dışında devlet büyükleri, yakınlarımız birçok kişi arıyor. Yani insan 'Yarın olsa da şampiyon olsam' hissine kapılıyor" diyor.

KİLOMA BAKMAYIN İYİ TOP OYNARIM
İki isim de boş vakitlerinde yine sporun farklı branşlarıyla haşır neşirler. Taha Akgül memleketinin takımı Sivasspor'un en fanatik taraftarlarından. Türkiye'den Avrupa liglerine iyi bir futbol takipçisi olduğunu söylüyor. Rıza Kayaalp ise futbolu izlemeyi sevmiyor ama oynamaya bayılıyor: "Bakmayın kiloma, iyi top oynarım. 60 dakika iyi koşarım" diyor gülerek...

Bunların haricinde Akgül, "Son iki yıldır ata binme merakım var. Ankara'da bir çiftlik var sürekli gittiğim. Çok zevk alıyorum ata binmekten" derken Kayaalp ise "Aslında çok şeyle vakit geçirmek istiyorum ama zaman olmuyor. Yoksa kayak yapmayı, dağcılığı, dalışı çok severim..." deyip ilgilerini anlatıyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Ata sporunun daimi kahramanları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN