"Zamanla yapılan işe zaman saygı duyar." Bu İtalyan atasözü, yaşayan efsane fotoğrafçılardan Josef Koudelka'yı ne kadar da iyi tanımlıyor. 1968'de Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgal etme sürecini fotoğraflayan, işgalin perde arkasının dünyada anlaşılmasını sağladığı için de ülkesi tarafından vatandaşlıktan çıkarılan, bunun için de yıllarca hiçbir ülkenin vatandaşı olmadan yersiz yurtsuz yaşayan bu efsanevi fotoğrafçı, uzun süredir Kalıntılar (Ruins) projesi üzerinde çalışıyor. Bu projenin önemli duraklarından biri de
Türkiye... Akdeniz dünyasındaki arkeolojik alanlarda çalışan Koudelka'nın, bu projesi için Türkiye'ye gelmesi, kendisiyle ilgili tek belgeselin de ortaya çıkmasına vesile oldu.
2008'de Pera Müzesi'nde açılan retrospektif sergisi için İstanbul'da geldiğinde tanıştığı fotoğrafçı Coşkun Aşar, Koudelka'ya Türkiye'deki çalışmaları sırasında yardım ederken bir yandan da onunla ilgili Koudelka-Aynı Nehirden Geçmek belgeselini çekti. Belgeselin dünya prömiyeri 41. İstanbul Film Festivali'nde yapılacak...
KENDİNİ ANLATMAYI SEVMEZDİ
Yıllarca hiçbir ülkenin vatandaşı olmadan yaşayan, adeta yerleşikliği reddedip bir göçmen/sürgün hayatı süren Koudelka, onu efsaneleştiren anıtsal projelerini hayata geçirdi. Yaklaşık 20 yıldır da Kalıntılar projesi üzerine çalışıyor. Tarihi alanlardaki yapılarda adeta geçmiş zaman insanlarının izlerini takip ediyor. Zaten belgeselde söylediği, "Bu kalıntıların ardında çok büyük acılar var, hepsinin yanında zincirlere vurulmuş, hapsedilmiş köleler var. Bunu hiçbir zaman unutmamalı" sözü de zamana yayılan projesinin bakış açısıyla ilgili ipucunu veriyor...
Yaptığı çalışmalarla uluslararası alanda tanınan Coşkun Aşar ile Koudelka'nın yolları 2008'de kesiştiğinde usta fotoğrafçı Aşar'dan Türkiye'ye yaptığı yolculuklarda kendisine yardımcı olmasını istiyor. Aşar, "Fotoğrafçılığa başladığım yıllarda Koudelka herkes gibi benim için de bir efsaneydi. Onunla çalışacak olmak benim için büyük bir deneyim olacaktı. Ama ben bu çalışmadan geriye bir şeyler kalmasını da istedim" diyor. Ama bu isteğini zaman içerisinde söylemiş. Çünkü Koudelka titizliği, ketumluğu ile tanınan ve kendisine dair bir şey anlatmayı sevmeyen bir efsane...
Aşar, "2013'ün sonunda anlattım onunla ilgili bir şey yapmak istemediğimi. İstemedi. Karşı çıktı. 'Böyle şeyleri sevmiyorum' dedi. Fakat artık arkadaş olmuştuk. Bunun, benim için önemli olduğunu söyleyerek ısrarcı oldum. Aramızda güven ilişkisi kurulduğu için kabullendi. Tek şartı vardı. Çektiğim tüm materyalleri ondan izinsiz kullanamayacaktım. Böylece altı yıl boyunca bir yandan onun işlerine yardımcı oldum bir yandan da belgeselin çekimlerini yaptım" diyor.
Daha önce çeşitli vesilelerle Türkiye'ye gelen Koudelka'nın son Türkiye macerası altı yıl sürdü. Altı yıl boyunca usta fotoğrafçı 60 antik kenti fotoğrafladı. Aşar da bu süreçte ona yardımcı olurken hem onun çalışmalarını belgeledi hem de kendisiyle söyleşi yaptı. Aşar, "Altı yıllık yolculuk sonunda 130 saatlik bir çekim ve 30 saatlik bir söyleşi vardı elimde. Ayhan Hacıfazlıoğlu ile bu malzemeleri belli bir bakış açısıyla kurgulayarak belgeseli ortaya çıkardık" diyor.
ZAMAN BİLE SAYGI DUYUYOR
Peki Koudelka-Aynı Nehirden Geçmek belgeseli neyi anlatıyor? Pek tabii efsane bir fotoğrafçının fotoğrafla, hayatla ve insanla olan ilişkisini... Aslında Koudelka, Kalıntılar projesi üzerinden insanlığın izlerini sürerken Coşkun Aşar da bu belgeselde onun gizemli kalan kişiliğinin izini sürüyor. Ortaya da bir efsanenin portresini çıkarıyor. Adeta bir filozof, bir dervişin portresi var karşımızda...
Peki bu portreyi sevdi mi Koudulka? Yıllar süren çalışmalar bitince Koudelka belgeseli defalarca izlemiş. Aşar, "Hiçbir müdahalesi olmadı. 'Kendi görüntümü seyretmeyi, kendi sesimi duymayı seven biri değilim. Netice olarak sevmeyeceğim bir şey yapmış olabilirdiniz. Ama bu film beni, fotoğrafa ve hayata bakışımı çok iyi anlatıyor. Ben yaşarken, hâlâ çalışıyorken böyle bir şeyin ortaya çıkması önemli. Bugüne kadar benimle ilgili böyle bir film yapılmadı. Bundan sonra da yapılacağını düşünmüyorum' dedi. Koudelka kendi tarzıyla beğendiğini ve teşekkür ettiğini söylemiş oldu. Ben de inanılmaz mutlu oldum" diyor.
Başa dönersek tıpkı onu tanımlayan, "Zamanla yapılan işe zaman saygı duyar" sözü bu belgesel için de geçerli galiba. Nihayetinde Koudelka da zamanla yapılan işe saygı duyuyor!
ÖNEMLİ OLAN İNSAN
"Koudelka, belli sosyal ortamlarda kendini pek rahat hissetmeyen bir kişilik. Bir sergi açılışında bir bakmışsınız hemen gitmiştir. Ama fotoğraf çekmek için alana inince, insanlarla temas kurunca inanılmaz derecede sevecen bir insana dönüşüyor. Mesela çekimler için bir köye gidiyoruz hemen kahveye girip Türkçe 'Merhaba' diyerek köylüyle konuşuyor. Sohbet ediyor, şakalaşıyor. Yıllarca Akdeniz coğrafyasında çalıştığı için Akdeniz insanıyla ilişki kurmayı öğrenmiş."
'TÜRKİYE BİR HAZİNE'
Kalıntılar'ın, Josef Koudelka'nın anıtsal işlerinden biri daha olacağına kuşku yok. Yıllar süren projenin en önemli ayağı ise Türkiye. Aşar, "Kalıntılar projesi için bütün Akdeniz coğrafyasında çalıştı. 21 ülkeyi gezdi. Ama Türkiye en uzun çalıştığı yer. 60 antik kenti fotoğrafladı burada" diyor. Peki efsane Türkiye ile ilgili ne düşünüyor. Geçmiş yıllarda çeşitli vesilelerle Türkiye'ye gelen hatta Ara Güler'in de arkadaşı olan Koudelka Türkiye için Aşar'a "Türkiye bir hazine, burada muazzam bir birikim var' demiş.