Tarihler 4 Kasım 2025'i gösterirken, Türk kemençe üstadı Derya Türkan'ın uluslararası sanat dünyasında büyük saygınlığı olan Ağa Han Müzik Ödülü'ne layık görüldüğünü duyduk. 7 Kasım'da hemen Derya Bey'i rahatsız etmeye başladım. "Önce kurumun ödül törenini beklememiz gerek" diyerek İstanbul Beyefendisi kibarlığıyla yanıt verdi. Ölümsüz mimar Turgut Cansever, Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü üç kez kazanan tek Türk olarak tarihe geçtiğinden bu yana bu ödülün anlamı bizim için farklı. Derya Türkan da, bu ödüle müzik alanında layık görülen ilk Türk oldu. İstanbul'u gelişi sonrası Suadiye'de buluştuk. Üç saate yakın sohbet sonrası çantamı tutku, sabır, aşk ve haya ile doldurarak beni uğurladı.
- Ödülü konuşuruz ama önce en başa dönelim isterseniz...
- Doğma büyüme İstanbulluyum... Fener Yolu'nda büyüdüm. Kalamış İlkokulu'nda büyük bir şans olarak Fırat Kızıltuğ bize ders vermeye başladı. Kendisi müthiş bir müzik kültürü aşıladı. Anne ve babam konservatuara gitmiş. Evde tambur var, babam çalardı. Nevzat Atlığ yönetimindeki Devlet Korosu'ndaydı. Evde babamın müzik camiasından seçkin arkadaşlarının arasında büyüdüm.

- Kemençe hikayeniz nasıl başladı?
- 90'lı yıllarda Niyazi Sayın, Necdet Yaşar ve İhsan Özgen üçlüsünden ilham alarak biz Murat Aydemir'le birlikte çalmaya başladık. Ortada en ufak bir albüm ya da konser ihtimali yoktu. Biz böyle çalarken zihinsel ve fiziksel engelli çocuklar ilgilenen Binbirçiçek Vakfı için bir konser verdik. Sonra yolumuz açıldı. Neyzen Aziz Şenol Filiz Ağabeyimiz, yardımsever bir insan olarak 'Çocuklar gelin, kaydedeyim sizi' dedi. Bir süre sonra 'ABD'de bir şirket albüm istiyor. Ne dersiniz?' dedi. Yaş 19-20, havalara uçtuk. Sonra biz albümü Cengiz Onural'ın stüdyosunda çektik. Ahenk albümü o şekilde kaydedildi. ABD'ye gitti. Ardından Kalan Müzik'ten çıkan hocam İhsan Özgen'in albümü ABD'ye gönderildi. Bu gelişmeler İncesaz grubunun da temelini oluşturdu. Albüm Anadolu'da büyük ilgi gördü. Ardından ABD'de 7-8 konser yaptık.

OSMANLI'NIN ZENGİNLİĞİ ÖNEMLİ
- Çok gençsiniz ama ABD'de bu kadar büyük ilgi görmek...
- Bizim müziğimiz çok kıymetli, birçok unsuru içinde barındırıyor. Klasik müziğimiz de 15. yüzyıldan beri devam eden bir müzik. İçinde elmasları var. İstanbul'un tarihi, kültürel dokusundan yararlanarak birlikte oluşturulan bir müzik. O yüzden İstanbul Müziği daha doğru bir tabir. Bakıyoruz Abdülkadir Meragi, İran'dan gelmiş. Bestekâr ve mûsikişinas Albert Bobowski yani Ali Ufku Bey, Polonyalı. Yine musikişinas Dimitrie Cantemi, Moldovya prensi. İşte tanburi İsak, 3. Selim'in hocası... Nota sistemini bulan Ermeni asıllı bestekarımız Hamparsum... Rum asıllı Zaharya Efendi'nin müthiş besteleri var. Mevlevi kültürünün çok ciddi katkıları var. İsmail Dede Efendi (Hamâmîzâde), Itrı, Şeyh Galip; besteleri sözleriyle bu müziği oluşturmuşlar. O zamanın sokak müziğinin bile -ki İstanbullu Rumlar yapmıştır genelde- bir kültür karşılığıdır. Sonra Rebetiko'ya dönüşmüştür, bütün dünyanın sevdiği bir müzik kültürünü oluşturdu. Kaynağı da İstanbul, Pire, Paşa Limanı'dır.
- Ödülü aldığınızda ilk kimi aradınız?
- Eşimi aradım. Çok mutlu oldum. Dünya çapında bir kuruluş. 70'li yıllardan beri dünya kültürüne mimari ödülleri vererek katkıda bulunuyor. Ciddi destekler yapıyor. Dünya kültürüne faydalı olacak yapıları da restore ediyorlar. Mostar Köprüsü'nü onlar yaptırdı.
- Bu ödülün Türkiye için önemi nedir?
- Bu ödül benim için büyük bir gurur. Aynı zamanda benden sonra gelen müzisyenlerin de bu ödüle ulaşabileceğini gösteren bir işaret olmasını istedim. Türkiye'deki değerli müzisyenlere "Herkes alabilir" demek benim için önemliydi. Benim için asıl değerli olan, ödüllerin peşinde koşmak değil; dünya kültürüne küçük de olsa bir katkı sunabilmiş olmak. Ödülün "Türk klasik ve halk müziğini küresel sahnede yükselttiği" gerekçesiyle verilmiş olması ise benim için çok özel bir anlam taşıyor.

DÜNYAYA AÇILMAK İSTİYORDUM KAPIYI KUDSİ ERGÜNER AÇTI
"İhsan Özgen benim için büyük bir şanstı, bu şansı iyi kullandığımı düşünüyorum. Dünyaya açılmak istiyordum, hocamı örnek alıyordum. Her yerde konser veriyordu. Dünyanın birçok yerinden insan onu görmeye geliyorlardı. Bunlar beni heyecanlandırıyordu. Onun teşvikiyle ney sanatçısı Kudsi Ergüner ile tanıştım. Beni topluluğuna aldı. İstediklerim böyle büyük bir kültür adamıyla oldu. Birlikte yaptığımız konserlerde tanıştığım insanlar benim için çok özeldi. Birlikte olduğumuzda çok uzun sohbetler ederdik. Saatlerce bize anlatırdı. Mesela İspanya'ya gelmişiz, orada flamenko müziği ya da Endülüs müziği üzerine sohbetler ederdik. Daha 21 yaşındaydım ve kendisinden çok şey öğrendim."

HASAN SALTIK, TÜRKİYE'YE KENDİ DEĞERİNİ GÖSTERDİ
- Merhum Hasan Saltık sizin Ağahan Ödülü'nü aldığınızı duysa ne derdi?
- Çok mutlu olurdu, anlamını bilir çünkü, Allah rahmet eylesin. 2003 yılında Prens Claus Nişanı'na layık görüldü. Türkiye'de ilk defa böyle bir şey oluyor, bunu bir yapımcı alıyor. Bu niçin oluyor? Türkiye bunu hiç düşündü mü acaba? Hasan Saltık sadece bir yapımcı değil dünyada saygı gören bir müzik arkeoloğu. Türkiye'nin bilinmeyen dillerini ortaya çıkardı. Bilinmeyen sanatçıların elinden tuttu. Kalan Müzik; Cengiz Özkan, Erkan Oğur, Cihat Aşkın, Yansımalar gibi önemli müzisyenlere kapısını açtı. Ağa Han'ın yaptığını Hasan Saltık kendi kabuğunda yaptı. "Meğer neymiş ya Türkiye?" diyerek bildiğimiz halde. İncesaz'a hayat veren adamdır. İncesaz onun sayesinde büyüdü. Büyümenin başlangıcı belki Melihat Gülses ile şarkılar albümü ile başlamış ve Dilek Türkan sayesinde bugünkü yerine gelmiştir. Bu gerçek, bunu hazmetmek lazım.

OSCARLI FİLMİN MÜZİKLERİNİ YAPTIK AMA...
- 2002 yılına gidelim. Ben Affleck'in yönettiği Oscar ödüllü Argo filminin müziklerini yapan bir isimsiniz. ABD'den sizi gelip bulmuşlar, Türkiye'nin haberi yok...
- Filmi Warner Bros yapıyor. Tahmin edemeyeceğimiz bütçelerle yapılan bir iş. George Clooney ile Ben Affleck yapımcıları. Ben Affleck başrol. Bu işin müziğini Alexandre Desplat gibi dünyada ilk sıralardaki kompozitöre veriyorlar. Oscar ödüllü bir besteci. Beni davet etti. Her şey birinci sınıf. Ben Affleck en arkada oturup izliyor. Sadece besteci konuşuyor. Ben Affleck de ordaydı stüdyo sürecinde dinledi ve özellikle İstanbul Kemençesine çok ilgi gösterdi hatta denemek istedi. Bu film Oscar aldı ve maalesef Türkiye'de müziği ile ilgili habere çıkmadı.

SAÇMALIKLARLA VAKİT KAYBEDİYORUZ
- Gençliğinizde hedefiniz neydi?
- Hocalarım gibi Avrupa'daki sanat dünyasına girebilmek, orada var olabilmekti. Oralarda kendi kültürünü geliştirmek...Buranın nasıl bir zenginliğe sahip olduğunu insanlar bilmiyor. Sokaktan çevirip sorsak, bu ülkeyi 100 senelik bir ülke olarak düşünenler bile var hâlâ. Ya da sadece 600 senelik kısmı kabul edip son 100 seneyi kabul etmeyenler var. Bu iki taraf da bu ülkeyi batırıyor. Bu topraklar 1071'den 2025'e kadar bu ülkeye faydalı olmuş devlet kurucuları ve devlet adamları tarafından oluşturulmuş. Ülkemizin değerlerine sahip çıkmak zorundayız.

DERYA TÜRKAN İÇİN...
❚ İkinci Bahar > Sezen Aksu
❚ Kalan Müzik > Hasan Saltık
❚ Kemençe > İhsan Özgen
❚ Dilek Türkan > Müzik yoldaşım
❚ Ağa Han > Prestij
❚ İstanbul > Vatan
❚ Musiki > İstanbul
❚ Ekmek Teknesi > Tasavvuf
❚ Aşk > Sarmaşık
❚ Tasavvuf > Felsefe
İKİ MÜZİSYENİN EVLİLİĞİ HEM KEYİFLİ HEM ZOR
- Dilek Hanım'la kaç yıldır evlisiniz? İki müzisyen olarak evlilik zor mu?
- 25 yıl olacak. Zor tabii ama bir taraftan da güzel çünkü ikimizin de kendine göre bir müzik düşüncesi var. Zevklerimiz aynı. Yapmak istediğimiz bir hayalimiz var, herkes kendine yer açıyor. Böyle olduğu için de rahat ediyoruz. Birbirimizi eleştirir, kritik ederiz. Zor tarafına gelirsek ben buradayım Dilek Berlin'de. Ben yurt dışındayım Dilek İstanbul da. Berlin'de yaşıyoruz ama aynı anda konserler dışında zor denk geliyoruz. Ayrı dünyaların müzisyeniyseniz, birbirinizi sevseniz de herkes kendi egosuyla yürürse devam etmesi zor. Egoları kontrol etmek gerekiyor bu da sanırım ikimizde de olan her zaman öğrenme isteğidir.