1985 tarihli Koku romanıyla büyük fırtınalar koparan Alman yazar Patrick Süskind'in Kontrbas adlı eseri, dünyanın her yerinde sahnelenen bir oyuna dönüştü. Notaların dünyasına girmiş; bir kontrbasçının öyküsünü anlatan oyunu bizim için özel kılan ise, tüm dünyada en uzun soluklu oynanan oyun olması. Kontrbas, tam 34 yıl önce bugün, 11 Ocak 1992'de AKM'de seyirciyle buluştu ve o günden bu yana İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun en köklü ve en uzun soluklu yapımlarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Devlet Tiyatroları'nın (DT) sahne tarihine adını altın harflerle yazdıran Kontrbas, yalnızca bir oyunun yıllara direnme hikayesi değil; aynı zamanda kurumsal tiyatronun seyirciyle kurduğu güçlü bağın, istikrarın ve sanatsal sadakatin de somut bir örneği. Bu benzersiz sürekliliğin merkezinde ise usta tiyatrocu Metin Belgin var. Oyunu 33 sezondur İstanbul'da hem oynayan hem yöneten Belgin, 32 yıldır da Bursa, Trabzon ve Ankara'da Olcay Kavuzlu'nun sahnelediği Kontrbas'ın rejisörlüğünü üstleniyor. Yıl dönümü vesilesiyle kendisiyle sohbet etme imkanı bulduğum Belgin, oyunun 34 yıldır sahneleniyor olmasına kendisi de şaşırıyor. "1992'de başladım. Bir iki sezon oynar diye düşünüyordum. Bu kadar uzun süreceğini hiç tahmin etmezdim" diyor.
BİR ROL DEĞİL, BİR YOLCULUK
Yaklaşık üç yıl önce yaş haddinden emekliye ayrılmasına rağmen Kontrbas ile sahnede olmayı sürdüren Belgin'in Süskind ile tanışması ise yazarın dünyaca ünlü Koku romanı sayesinde olmuş. Ardından kitapçıda gördüğü Kontrbas'ı alıp Devlet Tiyatroları'na sunmuş. Daha önce Cüneyt Gökçer'e de önerilen oyun, Belgin'in deyimiyle "ona kısmet olmuş."
Tek kişilik oyun olmasına rağmen Kontrbas, Belgin'e göre asla "yalnız" bir oyun değil. Çünkü sahnede devasa bir enstrüman var: Kontrbas. "Bu oyunu tek kişilik olarak görmedim. Sahnedeki enstrüman bana eşlik ediyor" diyor. Orkestrada arkaya itilmiş, soloya elverişli olmadığı için gözlerden uzak kalan kontrbas, oyunun merkezinde adeta başrole dönüşüyor. Ancak Belgin, 34 yıllık yol arkadaşıyla çok fazla ilgilenemediği için pişmanlık yaşadığını söylüyor. İTÜ'de ders veren arkadaşı Kerim Soysal'dan "Öğrenmen 7 yılını alır" cevabını duyunca, sadece temel eğitimleri, akord etmeyi öğrenmiş. "Oyunda kendime yetecek kadar biliyorum. Üzerine gitmediğim için çok pişmanım. İçimde kalan ukdelerden biridir" diyor.
Yıllar içinde Kontrbas da Belgin'le birlikte dönüşmüş. "Oyun benim için bir laboratuvar oldu" diyen Belgin, başlarda daha büyük olan jest ve mimiklerin yerini daha minimal hale dönüştürmüş ve bu haliyle oyun seyirciyle daha doğrudan temas eden bir yapıya evrilmiş. Teknolojinin değişmesiyle metinde küçük güncellemeler yapılmış; ansiklopedi ve gazete referansları, yerini internete ve sosyal medyaya bırakmış. Ama özü hiç değişmemiş. "Bu oyunu sahnelemekten sıkılmadın mı diye hep soruyorlar. Hayır hiç bıkmadım, sıkılmadım. Çünkü, her defasında yeniden kurguluyorum ve her gece değişik seyircimle bambaşka bir yolculuğa çıkıyorum. İlk kez sahneye çıkıyormuş gibi heyecanlanıyorum" diyen Belgin şöyle ekliyor:
"Üç kuşak seyirci Kontrbas'tan geçti. Defalarca izleyenler bile var. Onlara 'kontrbas çılgınları' diyorum. Geçtiğimiz ay Hollanda'da turnedeydik. Orada da çok ilgiyle karşılandı." Ocak programında yok ama Kontrbas şubat ayında yeniden izleyiciyle buluşmaya devam edecek. Bu yolculuk nereye kadar sürecek diye merak edenler için Belgin'in cevabı net: "Kafamda bir son yok. Ömrüm yettiği sağlığım el verdiği sürece devam edecek."
YILDIZ SARAYI'NDA KUTLAMA YAKIŞIR
34 yılda bine yakın kez sahnelenen oyuna DT'nin yoğun oyun programı sebebiyle kutlama mümkün olmamış. Yıllarca çeşitli sahnelerde seyirciyle buluşan Belgin, Yıldız Sarayı'nda oynadığı temsili ise hâlâ unutamıyor ve "Oranın yeniden sahnelere açıldığını duydum. 34 mi olur 35 mi olur bilemiyorum ama Yıldız Sarayı'nda güzel bir kutlama bu oyuna yakışır" diyor. Sultan 2. Abdülhamid'in ikonik sarayı Yıldız'ın saray tiyatrosu restorasyon sürecinden sonra yakında halka açılacak.